17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü nedeniyle açıklamalarda bulunan Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, son aylarda görülen yoğun yağışların doğru değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye'nin son 6 ayda uzun yıllar ortalamasının üzerinde iyi yağışlar aldığını belirten Prof. Dr. Demir, "Bu yağışlar bizi yanıltmamalı, aldatmamalı. Yağışların sadece miktarının değil; şiddetinin, düşüş süresinin, zamanının ve dağılımının da çok önemli olduğunu her seferinde ifade ediyoruz. Yağışın çok olmasından ziyade, dengeli dağılması önemlidir" dedi.
KARADENİZ BÖLGESİ İÇİN HEM SEL HEM KURAKLIK UYARISI
Küresel iklim değişimi sürecinde aynı bölgede hem sel hem de kuraklık olaylarıyla karşılaşılabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Demir, bu yıl da benzer bir süreçle karşı karşıya kalma ihtimalinin yüksek olduğunu söyledi. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) raporlarına göre yaz aylarında önemli bir sıcaklık artışı beklendiğini ifade eden Demir, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Belli periyotlarda kuraklık riskini taşıyoruz. Bununla beraber ani sıcaklık ve buharlaşma riski, yaz aylarında düşebilecek şiddetli ve kısa süreli yağışların sel tehlikesi yaratabileceğini gösteriyor. Özellikle Karadeniz Bölgesi için bu uyarının altını kalınca çizmek lazım. Karadeniz'de şu anki yağış miktarları su kaynakları açısından yeterli görülebilir ancak yaz aylarında meydana gelebilecek ani sıcaklık artışları, kuraklık ve ani yağışlar ciddi riskleri beraberinde getirecektir."
TARIMDA YÜZDE 30'A VARAN VERİM KAYBI RİSKİ
Küresel iklim etkilerinin yalnızca çölleşme ve kuraklık olarak tanımlanmasının yanlış olacağını; bu durumun tarım, gıda güvenliği, enerji üretimi ve halk sağlığı gibi yerel ekonominin tüm unsurlarını etkilediğini belirten Prof. Dr. Demir, tarımdaki tehlikeye işaret etti:
"Türkiye, geçen yıl küresel iklim etkisiyle tarımda ciddi krizler yaşadı. Bu sene de yaz aylarındaki ani sıcaklık artışları, tarımsal verimde yüzde 20-30 düşüş riskini beraberinde taşıyor. Bu nedenle sulama baskısını ve yaşanabilecek afetleri önceden kestirip hazırlık yapmak önemli. Biz her zaman söylüyoruz; afet olduğunda değil, afet olmadan önce gerekli tedbirleri almak önemlidir."
"SADECE BARAJ YAPMAKLA PROBLEMLERİ ÇÖZEMEYİZ"
Türkiye’nin su yönetimi konusunda yeni stratejiler geliştirmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yusuf Demir, "Türkiye artık suyu yöneten bir ülke olmalıdır. Sadece baraj yapmakla problemleri çözemeyiz. Türkiye'nin su havza yönetimini ön plana çıkarması gerekir. Yeraltı sularının korunması, yağmur suyu hasadı, gri su ve atık suyun tekrar kullanımı üzerine çalışmalar yapılmalı, tarımsal sulama verimli hale getirilerek şehirlerdeki su kayıp-kaçak oranları azaltılmalıdır. Aksi takdirde su kaynaklarımızı sadece depolamakla problemleri çözemeyeceğimizi geçmiş yıllarda yaşayarak gördük" diye konuştu.
FINDIK TARIMI VE ORMAN YANGINLARINA DİKKAT
Önümüzdeki yüzyılda suyun petrolden daha değerli bir madde haline geleceğini ve yaşamın kendisi olduğunu ifade eden Demir, üreticileri ve vatandaşları uyardı:
"Karadeniz Bölgesi açısından kritik bir süreçteyiz. Özellikle temmuz ve ağustos aylarında fındık tarımında mutlak surette sulama ihtiyacının ortaya çıkma olasılığı oldukça yüksek. Türkiye genelinde ise yağışlı geçen mevsim nedeniyle doğadaki yeşil bitki aksamı fazla gelişti. Bu bitkilerin yaz sıcaklarıyla kuruması, orman yangını riskini artıracaktır. Tüm vatandaşlarımızın yangınlara karşı şimdiden tedbir alması gerekiyor. Geçmiş 6 aydaki yağışlar bizi yanıltmasın; suyu, üretimi ve gıda güvenliğini korumak önceliğimiz olmalıdır."