Ana içeriğe geç

Kemal Okuyan: Yeni-Osmanlıcılık yeniden atlantikçi temellerine yerleşti; Türkiye’nin elindeki Boğazlar önemli bir koz

Siyasetçi Kemal Okuyan, son dönemde Türkiye’nin dış politikası ve iç siyasette yaşanan gelişmelere ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Okuyan, özellikle Meclis’te yaşanan gerilimin ardından yapılan açıklamaların Türkiye’nin stratejik yönelimine dair önemli ipuçları verdiğini söyledi.

Kemal Okuyan: Yeni-Osmanlıcılık yeniden atlantikçi temellerine yerleşti; Türkiye’nin elindeki Boğazlar önemli bir koz
Yeniçağ
16

Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Kemal Okuyan, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Osmanlı coğrafyasına gitmeliyiz” sözlerinin, iktidarın uzun süredir eleştirilen dış politika yaklaşımıyla örtüştüğünü öne sürdü. Aynı süreçte Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerinde gerilim yaşanabileceğine dair yorumların arttığını belirten Okuyan, bu gelişmelerin birbiriyle bağlantılı olduğunu ifade etti. "Yeni-Osmanlıcılık yeniden atlantikçi temellerine yerleşti" diyen Okuyan, Türkiye’nin elindeki Boğazların önemli bir koz olduğunun altını çizdi.

"SURİYE’DE YAŞANAN GELİŞMELERİN ARDINDAN YENİ BİR DÖNEME GİRİLDİ"

Türkiye’nin son yıllarda Rusya ile yürüttüğü “denge politikası”nın 2023 sonrası süreçte terk edilmeye başlandığını savunan Okuyan, özellikle Suriye’de yaşanan gelişmelerin ardından yeni bir döneme girildiğini dile getirdi. Ekonomik ve siyasi dinamiklerin de bu değişimde etkili olduğunu belirten Okuyan, Türkiye’nin Batı ile ilişkilerinde yeni bir sayfa açma arayışında olduğunu kaydetti.

Ukrayna savaşı sürecinde izlenen temkinli politikanın zamanla farklı bir noktaya evrildiğini ifade eden Okuyan, Ankara’da Rusya’nın savaşta beklenen sonucu elde edemeyeceği yönünde bir kanaatin oluştuğunu ileri sürdü.

Okuyan, Türkiye’nin NATO içindeki rolünün de bu süreçte yeniden şekillendiğini belirterek, enerji politikalarından savunma sanayine kadar birçok alanda Batı ile entegrasyonun güçlendiğini söyledi. Bu yönelimin bölgesel rekabeti artırabileceğini ifade eden Okuyan, İsrail, Mısır ve Suudi Arabistan gibi aktörlerle yaşanabilecek gerilimlere dikkat çekti.

"TÜRKİYE’NİN BOĞAZLAR ÜZERİNDEKİ STRATEJİK KONUMUN ÖNEMLİ BİR KOZ"

Rusya ile ilişkilerde olası senaryolara da değinen Okuyan, Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki stratejik konumunun önemli bir koz olduğunu vurguladı. Ancak bu durumun yeni gerilim başlıklarını da beraberinde getirebileceğini belirtti.

Okuyan’ın değerlendirmeleri, Türkiye’nin dış politikada yeni bir döneme girip girmediğine dair tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

Kemal Okuyan'ın beğeni be yorum yağan paylaşımının tamamı şöyle:

"CHP’nin Butlan Kolları Başkanı Kılıçdaroğlu, dün Meclis’te yaşanan gerilimden sonra Genel Merkeze aldığı Grup Toplantısı’nda “Osmanlı coğrafyasına gitmeliyiz” diyerek iktidarın Yeni-Osmanlıcı politikalarını da sahiplenmiş oldu. Aynı gün birçok mecrada, Türkiye’nin hızla Rusya ile karşı karşıya gelmekte olduğu ileri sürüldü ve hatta Putin’in karşı hamleler yapacağı iddia edildi. Bütün bunlar elbette birbiri ile ilişkili.



1.Rusya ile ilişkilerde “dengeli”, hatta ABD’yi zaman zaman öfkelendiren “sivri” politikalar bugün değil, 2023 yılından itibaren terk edilmeye başlanıp Suriye’de iktidarın değişmesine neden olan gelişmelerle birlikte yeni bir evreye taşındı.

2.Erdoğan, Rusya ile “dengeli ve pazarlıkçı” ilişkileri sürdürmesi durumunda batının İmamoğlu ya da bir başka muhalefet liderinin arkasında durarak kendisini yalnızlaştıracağından emin oldu. Ayrıca ekonomi, ABD ve AB ile ilişkilerdeki gerilimleri daha fazla taşıyacak durumda değildi.

Ekonominin İngiltere’de pek sevilen bir ekibe teslim edilmesi bu döneme denk geldi.

3.İktidar Yeni-Osmanlıcı bir strateji açısından da NATO ile Rusya arasında göreli “denge” politikasının faydalarının tükendiğini gördü. Devlet içinde pazarlıkçı politikaların alan açacağını ve Yeni-Osmanlıcılık için daha uygun olduğunu savunanlar geriye düştü. Türkiye kapitalizminin Atlantik hattıyla, özellikle Avrupa ile köklü bağları bu değişimin motor gücü oldu.

4.Ukrayna Savaşı bağlamında AKP’nin temkinli politikası bir süre daha devam etti. Temkinli politika, tarafsız politika değildi. Rusya’ya dönük yaptırımların bir bölümünü uygulamayan Türkiye, başından beri Ukrayna’nın silahlanmasının önemli katkıcılarından biriydi. Ancak Suriye’deki iktidar değişikliğinin ve Trump’ın savaşı bitirmek için yaptığı girişimlerin karşılaştığı güçlü NATO içi direnişin ardından Ankara’da Rusya’nın savaşı kazanamayacağı kanaati egemen olmaya başladı.

5.Putin’in “bu bir savaş değil, cerrahi operasyon” söylemine rağmen Ukrayna Savaşı Rusya açısından ne planlandığı ne istendiği gibi gelişti. Hasta öldü, cerrah bitkin! Rus ekonomisi açısından artılar var ama ciddi olumsuzluklar da söz konusu. Rusya’nın kontrolü bırakmak istemediği eski Sovyet Cumhuriyetlerinin tümüne baktığımızda dört yıl öncesine göre hem ekonomik hem siyasal açıdan Moskova’yı kaygılandıracak bir tablo var.

6.AKP’nin NATO içinde el yükseltmek için bir süreliğine girdiği “denge” oyununu biraz daha devam ettirmek için eli daha kuvvetli bir Rusya’ya ihtiyacı vardı. Bunu görmediler ve hızla terk ettiler “denge”ciliği. NATO’da yeni roller üstlendiler, Karadeniz’de Romanya’nın NATO’culuk tekelini ele geçirmesinden korkarak yeni hamleler yapmaya başladılar. Enerjide yavaş yavaş Rusya’ya “bağımlılık”tan uzaklaşıyor ve yüksek maliyetlerle ABD gibi uzak tedarikçilere yöneliyorlar. Çin’le ilişkilerde sıkıntılar artıyor.

7.Bir yandan da Avrupalı emperyalistlerin ihtiyaç duyduğu ve uygarlık için kentler kuran mimarlara hakaret edercesine “güvenlik mimarisi” olarak adlandırılan militarist stratejiye asker temini için hazırlıklar yapılıyor. Son yıllarda sıçrama kaydeden silah sanayini NATO şemsiyesinde Avrupa’ya entegre etme amacı da buraya eklenmeli.

"OSMANLICILIK YENİDEN ATLANTİKÇİ TEMELLERİNE YERLEŞMİŞ DURUMDA"

8.Yeni-Osmanlıcılık yeniden Atlantikçi temellerine yerleşmiş durumda. ABD ve İngiltere himayesinde, Rusya’nın ve İran’ın kuşatılması ile örtüştürülen ve mümkün olduğunca NATO ile gerilimsiz bir yayılmacılık.

9.Bu yönelim gerilim üretir. Bir kere Türkiye’nin rakibi başka Amerikancılar var, var. Belki Fransa-Yunanistan ikilisinin önemli bir engel olması zor ama bölgede Türkiye’ye alan açılmasını istemeyecek İsrail, Mısır ve Suudi Arabistan’ı da unutmamak gerek. Rekabet, gerilim ve çatışmalar sürecek.

10.Putin’in intikamından söz ediliyor. Olabilir ama Türkiye’nin elinde Boğazlar gibi çok önemli bir koz olduğu unutulmamalı. Rusya giderek Karadeniz’in doğusuna itiliyor ve Montrö Sözleşmesi’ni farklı yorumlamaya ya da askıya almaya kalkan bir AKP iktidarının kuzey komşumuza çok ciddi bir darbe vurmuş olacağı ortada."

Kaynağa Git

İlgili Haberler