Ana içeriğe geç

ABD'den İran açıklaması: Petrol akışı normale dönüyor

ABD Başkan Yardımcısı James David Vance, "Dün gece, Hürmüz Boğazı’ndan 12,5 milyon varil petrol geçti. Bu, çatışmanın başlamasından bu yana görülen en yüksek seviye" ifadelerini kullanarak, İran'ın davranışlarını değiştirmesi durumunda Orta Doğu ile tamamen farklı bir ilişkiye sahip olacağını savundu.

ABD'den İran açıklaması: Petrol akışı normale dönüyor
Dünya Gazetesi
16

ABD Başkan Yardımcısı James David Vance, Beyaz Saray’da basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. İran ile barış planının ilk meyvelerini vermeye başladığını belirten Vance, "Dün gece, Hürmüz Boğazı’ndan 12,5 milyon varil petrol geçti. Bu, çatışmanın başlamasından bu yana görülen en yüksek seviye. Petrol fiyatları, savaş öncesi dönemdeki seviyelerine neredeyse geri döndü" dedi.
İran’ın son iki gece boyunca boğazdaki gemilere ateş açmadığını söyleyen Vance, "Şu ana kadar taahhütlere uyuyorlar. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), uyguladığımız deniz ablukasından bir düzineden fazla geminin geçmesine izin verdi. Dolayısıyla biz de anlaşmanın ilk aşamasına ilişkin kendi yükümlülüğümüzü yerine getiriyoruz" dedi.

"Hiçbir şart altında ABD’den tek bir sent bile alamayacaklar"

Anlaşmaya ilişkin açıklamalarında İran’a sağlanacak finansal teşviklere de değinen Vance, "Bu, barış planı ve mutabakat zaptının medyanın bazı kesimlerince en fazla çarpıtıldığını düşündüğüm kısmı. İranlıların büyük faydalar elde edeceği yönünde iddialar ortaya atıldı. 300 milyar dolar ya da şu kadar para gibi ifadeler, şu kadar kaynak gibi şeyler duydunuz. Oysa gerçek, İranlıların bu kaynaklardan herhangi birine erişebilmesinin yolu, anlaşmaya tamamen uymak ve davranışlarını değiştirmektir. Bu arada hiçbir şart altında ABD’den tek bir sent bile alamayacaklar. Anlaşmadan herhangi bir fayda elde etmelerinin tek yolu, yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmeleri olacak" dedi.

"İran davranışlarını değiştirirse Orta Doğu ile tamamen farklı bir ilişkiye sahip olacak"

Vance, "İran davranışlarını değiştirirse, Orta Doğu ile tamamen farklı bir ilişkiye sahip olacak. Orta Doğu da İran halkıyla çok farklı bir ilişki geliştirecek" dedi. İran içinde görüş ayrılıkları olduğunu ve son birkaç ayda şahit olunan şeyin "İran içindeki pragmatistlerin, yani Orta Doğu ve dünya ile ilişkileri dönüştürmek isteyen insanların kazandıkları" olduğunu söyleyen Vance, ABD’nin İran’daki bu tür insanların kazanmasını istediğini ve İran’ın daha iyi ilişkilere sahip olmasını istediklerini ifade etti. Vance, "Ancak bunun gerçekleşmesi için İranlıların yükümlülüklerini yerine getirmeleri gerekiyor. Bunu yapmazlarsa, anlaşmanın sağladığı faydaların hiçbirinden yararlanamayacaklar" dedi.

Körfez ülkelerinin İran ile anlaşma hakkındaki görüşleri sorulan Vance, "Bunun bölge için olağanüstü derecede dönüştürücü bir gelişme olduğunu söylüyorlar. Eğer davranışlarını değiştirirlerse İran ve dünya için büyük gelişmeler yaşanacak. Değiştirmezlerse, bizim açımızdan bir kayıp yok. Her iki durumda da kazanacağız" ifadelerini kullandı.

"60 günlük süre bugün başladı"

İran ile nükleer müzakereler için 60 günlük sürenin dün mü başladığı sorusuna Vance, "Resmi olarak 60 günlük süre bugün başladı. Anlaşma geç saatlerde imzalandı, hatta saat farkı nedeniyle teknik olarak İran saatine göre bugün imzalanmış olabilir. Dolayısıyla anlaşma dün imzalandı ancak süreyi bugünden itibaren başlatacağız" dedi.

"Dünyayı tehdit edebilecek türden füze kapasitesi geliştiremeyeceklerini bekliyoruz"

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın balistik füze programına yönelik tutumunun nasıl ve neden değiştiği sorusuna Vance, "İran’ın balistik füzelerinin ve füze programının önemli bir kısmını imha ettik. Sadece füzeleri değil, fırlatma sistemlerini de vurduk. Son üç aylık harekat boyunca son derece etkili olduğumuz alanlardan biri buydu. Başkanın dün bu konuda söylediği tek şey, hiçbir ülkenin meşru müdafaa hakkından vazgeçemeyecek olmasıdır. İsrail, Hizbullah’ın roket ve insansız hava aracı saldırılarına karşı kendini savunmaktan vazgeçemez. İran da kendi ülkesiyle ilgili meşru müdafaa hakkından vazgeçemez. Ancak nihai anlaşmanın bir parçası olarak, tüm dünyayı tehdit edebilecek türden füze kapasitesi geliştiremeyeceklerini bekliyoruz. Başkanın dün söylediği de buydu" cevabını verdi.

"İran yarın bir nükleer silah geliştirmeye karar verse bile, bunu yapacak kapasitesi yok"

Vance, "Nihai anlaşmada görmek istediğimiz şey, İran’ın bölgesel istikrarsızlığı ve terörizmi finanse etmemesi, ayrıca nükleer silah programını yeniden inşa etmeye çalışmamasıdır. Asıl mesele bu. Nükleer silah programı yok edildi. Artık mevcut değil. İran yarın bir nükleer silah geliştirmeye karar verse bile, bunu yapacak kapasitesi yok. Bizim sağlamaya çalıştığımız şey, bu kapasiteyi sadece bir ya da iki yıl sonra değil, uzun yıllar boyunca yeniden inşa edememesidir" dedi.

İran’ın gelecekte nükleer silah elde etmeyeceğinin nasıl garanti edileceği sorusuna cevabında Vance, "Birincisi, nükleer programlarını yeniden inşa etmek için çok büyük miktarda paraya ihtiyaçları olacak. ABD’nin imha ettiği altyapı milyarlarca dolarlık bir nükleer altyapıydı" dedi.
İran’ın bu programı yeniden inşa etmek için ciddi kaynaklara ihtiyaç duyacağını söyleyen Başkan Yardımcısı Vance, "Şu anda onları bir ekonomik kıskacın içinde tutuyoruz ve davranışlarını temelden değiştirmedikçe bu baskıyı kaldırmayacağız" şeklinde konuştu.

Bunun İran’a yönelik gerçek bir denetim rejimi ve gerçek bir yaptırım uygulama mekanizması anlamına geldiğini söyleyen Vance, "Bu, zenginleştirilmiş uranyum stoklarının imha edilmesi anlamına geliyor. Bunların tamamı, nükleer silah programını gerçekten sona erdirmek isteyen bir ülkenin atacağı adımlardır" dedi.

"İsrail’in Lübnan’da kontrolsüz hareket etmemesini bekliyoruz"

Mutabakattaki Lübnan konusunun nasıl işleyeceği sorusunu Vance, "Hizbullah’ın İsrail’e roket ve insansız hava aracı saldırıları düzenlememesini bekliyoruz. Aynı zamanda İsrail’in de Lübnan’da kontrolsüz şekilde hareket etmemesini bekliyoruz. Her iki taraf da anlaşmanın kendilerine düşen kısmına uymak zorunda" ifadeleriyle cevapladı.

Lübnan’da ciddi ilerleme kaydedildiğini belirten Vance, "Daha az çatışma, daha az saldırı var. Ancak zaman zaman yine de küçük gerilimler ve çatışmalar yaşanacaktır. Bu da diplomatik süreç içinde yönetmek zorunda kalacağımız bir durum" dedi.

Vance, "Nihayetinde görmek istediğimiz şey, Lübnan hükümetinin ve Lübnan halkının seçilmiş temsilcilerinin Güney Lübnan’da güvenliği sağlayabilmesidir. Böylece Hizbullah ülkeyi kontrol altına alamaz, İsrail tehdit altında kalmaz ve bunun sonucunda İsrail de Güney Lübnan’a veya Beyrut’a saldırmak zorunda kalmaz. Planımız bu" ifadelerini kullandı.

Vance, İran’ın ne zaman petrol satmaya başlayabileceği sorusuna ise, "İran’ın petrol satamamasının nedeni yaptırımlar değil, ablukadır. Biz ablukayı kaldıracağımızı ve belirli miktarda petrol satmalarına izin vereceğimizi söyledik. Karşılığında onlar da Hürmüz Boğazı’nı açacaklarını söylediler. Bu sürecin işlemeye başladığını şimdiden görüyoruz. Tam kapasiteye ulaşması biraz zaman alacak" şeklinde cevap verdi.

"Uluslararası su yolları, geçiş ücretlerinden arındırılmış olmalı"

Mutabakat metninin Hürmüz Boğazı’nın sadece 60 gün boyunca ücretsiz geçişe açık olmasını garanti ettiği ve ABD’nin boğazda ücretlendirme olmaması konusunda ne kadar kararlı olduğu sorusuna Vance, "Görüşümüz, uluslararası su yollarının geçiş ücretlerinden arındırılmış olması gerektiğidir" cevabını verdi.

Mutabakatın Umman, İran ve Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülkelerin birlikte çalışarak boğazın gelecekteki güvenlik çerçevesini belirlemesini öngördüğünü söyleyen Vance, "Burada mesele ücretlendirme değil. Mesele, boğazın bir daha küresel ekonomi üzerinde baskı ve boğma noktası olarak kullanılmamasını sağlamaktır" dedi.

Vance, bu nedenle bölgedeki müttefiklerle birlikte bunun nihai anlaşmaya da yansıtılması üzerinde çalışacaklarını söyledi. İran’ın hangi istenmeyen davranışları sonucu askeri müdahaleye dönülebileceği sorusuna Vance, "Ölçeği ne olursa olsun, herhangi bir saldırı bu anlaşma kapsamında kabul edilemez" cevabını verdi.

İran’ın bu anlaşma ile daha önceden sahip olmadığı hiçbir avantaj elde etmeyeceğini savunan Vance, "Davranışlarını değiştirmedikleri sürece hiçbir şey elde etmeyecekler. Eğer davranışlarını değiştirirlerse, bu kutlanması gereken bir gelişme olur. Bu, Orta Doğu’yu bir nesil boyunca değiştirecek bir dönüşüme neden olacaktır" dedi.

İsrail’in "tam büyük bir ilerleme kaydedilmek üzereyken" Lübnan’a saldırdığını söyledi

ABD Başkanı Trump’ın İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarına eleştirileri sonrasında İsrail’den geri dönüş alıp almadıklarını sorusuna Vance, "Hükümetimizin üst düzey kademelerinde neredeyse her gün bu tür temaslar gerçekleşiyor. Başkan, İsrail’e desteğini geri çekmiş değil. Hiç kimse başka bir ülkenin meşru müdafaa hakkını elinden alamaz ve İsrail’in kendini savunma hakkı var. Ancak temel mesele, İsraillilerin de herkes gibi, kendileri ve tüm bölge için faydalı olan barış sürecine saygı göstermek zorunda olmaları" cevabını verdi.

Vance, "Başkanın hayal kırıklığı yaşadığı nokta, tam büyük bir ilerleme kaydedilmek üzereyken bir anda Beyrut’ta sivil bir yerleşim merkezinde büyük bir patlama meydana gelmesi ve Hizbullah ile hiçbir alakası olmayan çok sayıda insanın hayatını kaybetmesi. Bu kabul edilemez" dedi.
Vance, bunun yaşanmaması için İsrail ile koordinasyon talep ettiklerini söyledi.

"Körfez ülkelerinden oluşan koalisyon, bu anlaşmayı çok seviyor"

Eski ABD Başkanı Barack Obama dönemindeki nükleer anlaşma ile yeni anlaşmanın arasındaki farklara değinen Vance, "Körfez ülkelerinden oluşan koalisyon, bu anlaşmayı çok seviyor. Çünkü İran’ı daha zayıf hale getirdiğini düşünüyorlar. Obama dönemindeki anlaşmadan nefret ediyorlardı. Çünkü İran’ı güçlendirdiğini düşünüyorlardı" dedi.

Vance ayrıca, "Obama’nın nükleer anlaşması uranyum zenginleştirmesine izin veriyordu. Bizim anlaşmamız buna izin vermeyecek. Obama’nın anlaşması, silah kalitesinde malzeme stoklanmasına izin veriyordu. Bizim anlaşmamız ise zenginleştirilmiş uranyum stoklarının imha edilmesini öngörüyor. Çok fark var" dedi.

İran’ın hangi eyleminin askeri müdahalenin yeniden başlamasına yol açacağı sorusuna Vance, "Buna bütüncül şekilde bakacağız. Terörü finanse ediyorlar mı? Başkalarına yönelik saldırıları destekliyorlar mı? Nükleer silah programlarını yeniden kurmak için santrifüjler edinmeye çalışıyorlar mı? Davranışlarını gerçekten değiştirip değiştirmediklerini anlamak için soracağımız çok sayıda soru var" cevabını verdi.

"Hürmüz Boğazı artık açık"

Anlaşma çerçevesinde İran’ın çok somut nükleer taahhütlerde bulunduğunu söyleyen Vance, "Ellerinde bulunan yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunun imha edilmesini taahhüt ettiler" dedi.

ABD’nin yaptığı tek şeyin ise deniz ablukasını kaldırmak ve boğazı açmak olduğunu söyleyen Vance, "Esasen durumu çatışma öncesindeki haline döndürdük. Abluka kaldırıldı. Biz bu ablukayı çatışma başladıktan sonra uygulamaya koymuştuk. Boğaz artık açık" dedi.

Vance, "Zenginleştirme yapmamaya söz verdiler. Denetçilerin ülkeye girerek yüksek düzeyde zenginleştirilmiş stoku imha etmesine izin vereceklerine söz verdiler" ifadelerini kullandı.
İran’ın üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde hiçbir yaptırımın kaldırılmayacağını ve her yaptırımın geri getirileceğini vurgulayan Vance, "Varsayalım ki iki yıl sonra nükleer program konusunda görmek istediğimiz adımları attılar ve anlaşmanın öngördüğü şekilde yaptırımları kaldırdık. Bunun ardından nükleer programı yeniden inşa etmeye karar verirlerse, elbette yaptırımlar yeniden yürürlüğe girecek" dedi.

"İranlılar metnin cuma gününe kadar paylaşılmamasını istediklerini söylediler"

Anlaşmanın imzalanma yeri ve zamanına ilişkin çelişkili açıklamaların nedenine ilişkin bir soruya cevap veren Vance, durum nedeniyle İran yönetimini suçladı. Vance, "Aslında mutabakat zaptını pazar günü imzaladık. Bu anlaşmanın şartlarını kesinleştirdi. İranlılar metnin cuma gününe kadar paylaşılmamasını istediklerini söylediler. Bunu gerçekten anlamıyorum. Ben metni derhal yayımlamak istiyordum" dedi.

Anlayış göstermekle birlikte metni en kısa sürede yayımlamak istediklerini söyleyen Vance, "Bunun üzerine kendi Cumhurbaşkanlarının imzalaması, bizim Başkanımızın imzalaması ve metnin o noktada imzalı belge olarak hemen yayımlanması fikrini ortaya attılar" dedi.
Vance, bunun nedeninin İran’ın kendini rahat hissedeceği bir Farsça tercümeye sahip olmak istemesi olabileceğini söyledi.

"Birkaç milyon dolarlık petrol satışı İran ekonomisini dönüştürmez"

İran’ın petrol satışlarından on milyonlarca gelir elde edeceği ve bu paranın İran’ın vekil güçlerine transferinin nasıl engelleneceği sorusuna Vance, finansal yaptırımlar sayesinde paranın nereye gideceğini bildikleri cevabını verdi.

İran’ın petrolden elde edeceği "milyonlarca doların" bir ekonomik can simidi olmayacağını söyleyen Vance, "İran şu anda 94 milyon nüfuslu bir ülke. Ekonomileri serbest düşüşte. Enflasyonları son derece yüksek ve son üç ayda sanayi altyapılarına temelde yaklaşık bir trilyon dolarlık zarar verildi. Birkaç milyon dolarlık petrol satışının İran ekonomisini temelden dönüştüreceği fikri doğru değil" ifadelerini kullandı.

"Teknik müzakerelerin bu hafta sonu başlamasını bekliyoruz"

İran ile teknik müzakerelerin nükleer görüşmeler, bu yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumun nasıl imha edileceği ve benzeri konularda gerçekleştirileceğini söyleyen Vance, "Bütün bu ayrıntılı teknik meselelerin içine girmek gerekiyor. Bu nedenle İsviçre’ye gitmeyi planlıyorum. Teknik müzakerelerin bu hafta sonu başlamasını bekliyoruz. Plan bu ama değişebilir. Çünkü İran, dışarı çıkılması kolay bir ülke değil" dedi.

"Askerleri çatışma öncesindeki seviyeye çekeceğiz"

ABD’nin anlaşma çerçevesinde bölgeden asker çekmesine ilişkin bir soruya Vance, "Öngörülen çekilme nihai anlaşmaya bağlı. Bu, İranlıların uyması, bize doğrulama sağlaması ve bu barış anlaşması doğrultusunda gerçek ve somut adımlar atması halinde geçerli olacak. Askerleri çatışma öncesindeki seviyeye çekeceğiz. Yani orada fazladan birkaç uçak gemisi görev grubunu tutmayacağız. İranlılar bunu istemiyor. Açıkçası biz de istemiyoruz" şeklinde konuştu.

İsrailli bakanları sert şekilde eleştirdi

İsrail Başbakanı Netanyahu’nun anlaşma nedeniyle çok öfkeli olduğu haberlerine ilişkin soru üzerine Vance, "Onunla yaptığım görüşmeler bunu yansıtan nitelikte değil. Fakat belki de bana söylemediği şeyi başkalarına söylüyordur" dedi.

Netanyahu’nun kabinesindeki bazı isimlerin ABD Başkanı Trump’a kişisel bir şekilde saldırdıklarını da söyleyen Vance, "Donald Trump şu anda tüm dünyada İsrail ulusuna sempati duyan tek devlet başkanıdır. Üstelik dünyanın süper gücünün devlet başkanıdır. Eğer İsrail hükümetinin kabinesinde olsaydım, dünyada geriye kalan tek güçlü müttefikime saldırmazdım" dedi.

"Son üç ayda İsrail’i koruyan savunma silahlarının üçte ikisi Amerikalılar tarafından üretildi"

Netanyahu’nun bu yola girmediğini de ifade eden Vance, "Son üç ayda vatanınızı (İsrail) koruyan savunma silahlarının üçte ikisi Amerikalılar tarafından üretildi ve Amerikan vergi mükelleflerinin parasıyla ödendi. İsrail’in sorunu Donald Trump değildir. İsrail’deki en büyük sorunun Amerikan başkanı olduğunu düşünen herkes, kendine gelip ülkesinin içinde bulunduğu durumu görmeli" şeklinde konuştu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler