Kırgızistan ile Özbekistan arasında yürütülen sınır demarkasyonu, yalnızca iki ülke arasındaki arazi düzenlemesiyle sınırlı kalmadı; aynı zamanda yaklaşık 2 bin 500 kişinin hayatında doğrudan etki yaratan bir dönüşümü de beraberinde getirdi.
Kırgızistan Cumhurbaşkanlığı Basın Sözcüsü Askat Alagözov’un açıklamasına göre, daha önce Özbekistan’a bağlı olan iki köy, yapılan sınır düzenlemesi sonucunda sakinleriyle birlikte Kırgızistan’a geçti.
Bu gelişme, bölgedeki sınır meselesinin teknik bir anlaşmazlıktan öte, insan hayatını ve yerleşim düzenini doğrudan etkileyen bir sürece dönüştüğünü de ortaya koydu.
Alagözov’un aktardığı bilgilere göre, Fergana bölgesine bağlı Çongara ve Taş-Töpe köyleri, yaklaşık 2 bin 500 nüfusuyla birlikte Kırgızistan sınırları içinde kaldı.
ESKİ KİMLİKLER ÇÖPE, ARTIK KIRGIZLAR
Köylerde yaşayanların büyük bölümünü etnik Kırgızların oluşturduğu belirtilirken, bundan sonraki süreçte bu yerleşimlerde kayıt işlemlerinin yapılacağı ve sakinlere Kırgızistan vatandaşlığı verileceği ifade edildi.
Böylece sınır hattındaki değişim, sadece harita üzerinde bir revizyon olmaktan çıkıp, binlerce insanın vatandaşlık statüsünü, günlük yaşamını ve idari bağlılığını yeniden şekillendiren bir gelişmeye dönüştü.
Sınır takasının en dikkat çekici yönü ise, yerleşim yerlerinin karşılıklı arazi değişimiyle çözülmesi oldu. Kırgız tarafının, bu köylere karşılık olarak Özbekistan’a sınır hattından eşdeğer miktarda arazi verdiği bildirildi. Bu yöntem, tarafların uzun süredir çözülemeyen sınır ihtilaflarını karşılıklı uzlaşıyla ele alma iradesini de yansıttı.
Açıklamada ayrıca, Say köyünden Tayan köyüne uzanan yolun yapımı için 236 hektarlık eşdeğer arazi takası yapıldığı bilgisi paylaşıldı. Bu düzenlemenin özellikle Batken bölgesi için kritik bir ulaşım kolaylığı sağlayacağına dikkat çekildi.
225 KİLOMETRE 55 KİLOMETREYE DÜŞTÜ
Alagözov, "Allah nasip ederse, bundan böyle Batken halkı, Aydarken’den Batken’e ulaşmak için 225 kilometre dolaşmak zorunda kalmayacak. Say köyünden Tayan köyüne ve oradan Batken’e yaklaşık 55 kilometrelik bir güzergahı kullanabilecek" sözleriyle, sınır düzenlemesinin günlük yaşam üzerindeki somut etkisini vurguladı.
Kırgızistan’ın yalnızca Özbekistan ile değil, Kazakistan ile de benzer sınır ve ulaşım başlıklarını masaya yatırdığı anlaşılıyor. Alagözov, Tokmok şehri yakınlarında Kazakistan’a ait 800 metrelik yol kesiminin de eşdeğer arazi takasıyla çözülmesi için öneride bulunduklarını belirtti. Planlanan güzergahın Almatı Caddesi’nden başlayarak Kemin’e kadar uzanan yaklaşık 150 kilometrelik ücretli bir otoyol olması hedefleniyor.
YENİ KİMLİK, YENİ İDARİ BAĞLILIK VE YENİ VATANDAŞLIK
Kırgızistan’ın uzun yıllar boyunca Özbekistan ve Tacikistan’la sınır sorunları yaşadığı biliniyor. Cumhurbaşkanı Sadır Caparov döneminde yürütülen müzakerelerle bu sorunların çözümünde önemli mesafe alındığı görülüyor.
Son düzenleme ise sınır diplomasisinin en kritik sonucunu bir kez daha gözler önüne serdi: Devletler arasındaki çizgiler değişirken, o çizgilerin üzerinde yaşayan binlerce insanın kaderi de aynı anda değişebiliyor.
Bu gelişmenin en çarpıcı yönü, bir sınır anlaşmasının yalnızca toprak devri anlamına gelmediği; yaklaşık 2 bin 500 kişinin bir gecede yeni bir hukuki kimlik, yeni bir idari bağlılık ve yeni bir vatandaşlık sürecine girmesi olduğu gerçeği olarak öne çıkıyor.
Sınır hattında yapılan her düzenleme, harita üzerindeki bir çizgiden ibaret kalmıyor; doğrudan insan hayatına, aidiyet duygusuna ve gelecek planlarına dokunuyor.