Türk futbolunun efsane teknik direktörlerinden Fatih Terim, İtalyan basınından Tuttomercato'ya açıklamalarda bulundu ve A Milli Futbol Takımımızın, 2026 Dünya Kupası macerası hakkında çok konuşulacak ifadelere imzasını attı.
Pek çok kişi Türkiye'yi Dünya Kupası'nın sürpriz takımı olarak görüyor. Siz de aynı fikirde misiniz?
"Hem evet hem de hayır. Türkiye'nin Dünya Kupası'nda büyük bir başarı elde etmesinin milyonlarca insan tarafından bir 'sürpriz' olarak görülmesinin nedenini anlayabiliyorum. İspanya, Fransa, Brezilya, Arjantin, İngiltere ve Portekiz gibi milli takımların doğal favoriler olarak gösterildiği bir turnuvada, Türkiye'nin çeyrek finale ya da daha da ötesine gitmesi elbette beklenmedik karşılanabilir. Ancak Türkiye'nin çok büyük bir potansiyeli var. Bu turnuvada insanların 'sürpriz' olarak gördüğü şeyi 'normal' hale getirmek istiyoruz. En önemli konu ise istikrarı yakalayabilmek. Son üç Avrupa Şampiyonası'na katıldık ve 24 yıl aradan sonra yeniden Dünya Kupası'ndayız. Bu hedefe ulaşmak çok önemliydi.
Benim her zaman söylediğim şey şu: Her zaman orada olmalıyız. İstikrarı inşa etmeliyiz, başarı da zaten gelecektir. Kısa süreli turnuvalarda planlama çok kritik bir rol oynuyor. Oyuncular 40-50 maçlık son derece yoğun sezonların ardından doğrudan milli takımlara katılıyorlar. Bu kolay bir süreç değil; hem fiziksel hem de zihinsel olarak iyi hazırlanmak gerekiyor. En doğru yaklaşım adım adım ilerlemek: Önce gruptan mümkün olan en iyi şekilde çıkmak, ardından son 16 turunu geçmek, çeyrek finale ulaşmak ve daha fazlasını hedeflemek. Bana göre Türkiye için hiçbir sınır yok. Önemli olan o turnuvada yer alabilmek. Türkiye'nin Dünya Kupası'na ihtiyacı var ama Dünya Kupası'nın da Türkiye'ye ihtiyacı var. Çünkü bizim ülkemiz büyük turnuvalara sadece katılmaz; onları yaşar ve onlara renk katar. Taraftarı, enerjisi ve duygusuyla her zaman iz bırakır."
Vincenzo Montella'nın elde ettiği başarı sizi şaşırttı mı?
"Kesinlikle hayır. Vincenzo'ya her zaman inandım; hem kişiliği hem de sahip olduğu deneyim ve yetenek nedeniyle. Türkiye ile Montella arasında büyük bir uyum oluştu. Bunda, benim memleketim olan Adana'da, futbol yolculuğuma başladığım kulüp olan Adana Demirspor'da yaptığı çok önemli çalışmaların da payı var. Türkiye'de kulüp düzeyinde çalışmak oldukça zordur. Kariyerimin büyük bir bölümünü, 30-35 milyon taraftarı olan Galatasaray gibi dev bir kulüpte geçirmiş biri olarak, sorumluluğun ne anlama geldiğini çok iyi biliyorum. Ancak milli takımın başındayken bütün bir ülkeyi temsil ediyorsunuz. Özellikle Türkiye gibi duyguların çok yoğun yaşandığı ülkelerde işler kötü gittiğinde eleştiriler çok daha sert olabiliyor.
Euro 2024'te de buna benzer bir durum yaşadık ve ben o dönemde teknik direktöre her zaman destek verilmesinin önemini vurgulamıştım. Çünkü kısa süreli turnuvalarda sevinçle hayal kırıklığını ayrı ayrı yaşamak için zaman yoktur; değerlendirmeler ancak her şey sona erdiğinde yapılmalıdır. Montella milli takım içinde güçlü bir birliktelik oluşturdu ve bunu başarmak hiç kolay değil. Oyuncular zaten birbirlerini çok iyi tanıyorlar; bir araya geldiklerinde sıfırdan başlamıyor, adeta bir kulüp takımı gibi işleyen bir sistem oluşturuyorlar. Bence bu, onun en büyük başarılarından biri. Amerika Birleşik Devletleri'nde de aynı şekilde devam edeceğinden hiç şüphem yok. Benim kalbim onlarla birlikte."
"Hakan'ı çok uzun yıllardır tanıyorum. Olağanüstü bir futbolcu ve gerçek bir lider. Milli takım formasıyla ilk maçına çıktığı dönemde de beraberdik, bugün ise ülkesi adına 100'ün üzerinde maça çıktı. Yıllar içinde kendisini sürekli geliştirdi. Artık sadece çok iyi bir futbolcu değil, aynı zamanda takıma yön veren ve büyük sorumluluklar üstlenebilen bir referans noktası. Hem Inter hem de milli takımımız için bir ikon. Tecrübeli oyuncuların katkısı sadece sahaya çıkıp oynamaktan ibaret değildir; çevrelerindeki oyuncuların gelişmesine yardımcı olur ve maçlar sırasında genç takım arkadaşlarına yol gösterirler. Premier League, Serie A, La Liga, Bundesliga ve Türkiye Süper Ligi gibi üst düzey liglerde forma giyen genç Türk yeteneklere sahip bir takım için, onun gibi bir lidere sahip olmak gerçekten çok büyük bir avantaj."
Hazır gençlerden bahsetmişken, Kenan Yıldız ve Arda Güler gibi iki sıra dışı yetenek hakkında neler söylemek istersiniz?
"Onlar, Türkiye'nin Dünya Kupası'nın en umut vadeden takımlarından biri olarak görülmesinin en büyük nedeni. Kenan, Juventus'un 10 numaralı formasını giyiyor ve kulübün geleceğini üzerine inşa edeceği oyuncu konumunda. Arda ise üç sezondur Real Madrid'de. Onun adına çok mutluyum; zaten Real Madrid gibi bir kulüpte oynamak başlı başına bir gurur kaynağıdır ama orada kendini kabul ettirmek çok daha büyük bir başarıdır. Ve o bunu başarıyor. İkisi de olağanüstü yetenekler. Gelecekte Altın Top için birbirleriyle yarışabilir ve ülkeleri adına çok büyük başarılara imza atabilirler. Takip edilmesi gereken başka oyuncular mı? Can Uzun, 2005 doğumlu bir başka büyük yetenek ve önümüzdeki sezonda adından sıkça söz ettireceğine inanıyorum. Ayrıca Türkiye'nin, bana göre Avrupa'nın en iyi kalecilerinden birine sahip olduğunu da özellikle belirtmek isterim. Uğurcan Çakır, üst düzey bir kaleci."
Adınız Serie A ve İtalyan futboluyla da özdeşleşmiş durumda. Sizce İtalya neden artık Dünya Kupası'na katılmayı başaramıyor?
"Bunu kabullenmek kolay değil çünkü ben de Azzurriler'i Dünya Kupası'nda görmeyi çok isterdim. Ancak futbolda maç kazanmak için isimler, tarih ve gelenek tek başına yeterli değildir. İtalya hâlâ çok güçlü bir futbol kültürüne sahip. Taktik anlayışı, savunma disiplini ve oyuncu yetiştirme geleneği ortadan kalkmış değil. Ancak modern futbol değişti; artık daha hızlı, daha fiziksel ve daha direkt bir oyun oynanıyor. Siz de buna uyum sağlayamazsanız, isminiz ne olursa olsun zorlanırsınız. Serie A'ya baktığımda çok önemli kulüpler görüyorum, ancak oyun zaman zaman fazla kontrollü ve temkinli olabiliyor. Bu da uluslararası arenada fark yaratıyor. Asla 'İtalya bitti' demem, çünkü bu büyük bir saygısızlık olur. 1990'lı yıllardan 2000'lerin başına kadar dünyanın en iyi ligine sahiptiniz. Ama futbol sürekli değişiyor ve bu değişime en hızlı uyum sağlayanlar avantaj elde ediyor. Eminim ki yeniden Dünya Kupası'na döneceksiniz. Çünkü çok güçlü bir futbol DNA'sına sahipsiniz. Ancak bu dönüş, Serie A'nın geçmişe değil bugüne cesaretle bakmayı başardığı anda gerçekleşecek. Futbol bazen acımasızdır ama öğrenmesini bilenler için aynı zamanda büyük bir öğretmendir."