Ana içeriğe geç

Gebze Sendikalar Birliği: Silah tekelleri değil, emekçiler kazansın

Gebze Sendikalar Birliği, "NATO defol", "Savaşa değil emekçiye bütçe", "Asgari ücrete zam" talepleriyle yaptığı eylemde, silahlanmaya ayrılan kaynakların emekçilere ayrılması gerektiği vurgulanarak, "Silah tekelleri değil emekçiler kazansın" denildi.

Gebze Sendikalar Birliği: Silah tekelleri değil, emekçiler kazansın
Evrensel
16

Kocaeli - Gebze Sendikalar Birliği, "NATO defol", "Savaşa değil emekçiye bütçe", "Asgari ücrete zam" ve "Vergide adalet" talepleriyle meydana çıktı.

Gebze Eski Çarşı Çeşme Önünde toplanma çağrısının yapıldığı yürüyüş için çeşme önü ve kent meydanı adeta ablukaya alındı. Çok sayıda gözaltı aracının ve TOMA'nın kent meydanına getirildiği görüldü. Bütün engellemelere karşı sendikalar iki ayrı koldan Gebze Kent Meydanı'na yürüdü. "NATO'ya değil emekçiye bütçe", "Kahrolsun ABD emperyalizmi", "İnsanca yaşam istiyoruz", "Vergide adalet istiyoruz" ve "İş ekmek özgürlük" sloganlarıyla meydana yürüyen sendikalara Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, DEM Parti, Emek Partisi, Sol Parti, DİP de destek verdi.

Bütün engellemelere rağmen taleplerini Gebze Kent Meydanı'nda haykıran işçiler adına basın açıklamasını Gebze Sendikalar Birliği Dönem Sözcüsü ve Birleşik Metal-İş Gebze 2 No’lu Şube Başkanı Necmettin Aydın okudu. "Emekçiler olarak okulların tatil olduğu şu günlerde, sevdiklerimizle güzel bir yaz geçirme hayalinin dahi uzağındayız" diyen Aydın, "Ankara’da günlerdir direnen özel okul öğretmenlerini ve mülakat mağdurlarının, Dilovası’nda Ravive Kozmetik fabrikasında yanarak hayatını kaybeden işçilerinin ailelerinin, aylardır verdikleri adalet mücadelesinin yanında olduğumuzu hatırlatarak başlamak isteriz" diye konuştu.

"NATO’dan bu yana dünya daha güvenli bir yer olmamıştır"

"Yine bu yaz 7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi’ni de endişeyle takip ediyoruz" diyen Aydın, "NATO, biz emekçiler adına yıkım, savaş, kan ve gözyaşı demektir. NATO Bir savunma örgütü değil ABD liderliğindeki emperyalist savaş örgütüdür. Bu zirvede; dünyanın dört bir yanında yürütülen savaşlar, silahlanma, küresel güçler arası rekabet ve emperyalist müdahaleleri derinleştiren politikalar tartışılacaktır. Dünyanın ezilen halklarına ve işçilere buradan hayırlı bir sonuç çıkması mümkün değildir. NATO’nun kuruluşundan bugüne kadar geçen süreçte dünya daha güvenli bir yer olmamıştır. Tam tersine, Yugoslavya’dan Afganistan’a, Irak’tan Libya’ya, Suriye’den bugün Gazze’de yaşanan soykırıma kadar savaşların sebebi ve yürütücüsü olmuş; milyonlarca insanın yaşamını yitirmesine, milyonlarcasının yurdunun ve vatanından edilmesine sebebiyet vermiş bir örgütten söz ediyoruz. Dünyada emperyalist rekabet derinleştikçe, yeni çatışmaların zemini hazırlanmakta, yeniden büyük bir silahlanma yarışına gidilmektedir. Bugün NATO ülkeleri savunma harcamalarını ulusal bütçelerinin yüzde 5’ine çıkarma kararı almıştır. Trilyonlarca dolar silahlara ayrılırken; dünyanın dört bir yanında emekçilerin refahına gidecek kaynaklar çarçur edilmektedir. Silah şirketlerinin kârları büyürken, işçiler ücretlerini, çocuklar geleceklerini kaybetmektedir. NATO üyesi Türkiye de bu tablonun dışında değildir. Ülkemizin bütçesinden güvenlik politikalarına ve silahlanmaya ayrılan kaynaklar büyürken; eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve kamusal hizmetler için ayrılan pay gitgide küçülmektedir. İşçiler ise her geçen gün daha ağır bir yaşam mücadelesi vermektedir. Bugün Türkiye’de milyonlarca emekçi açlık sınırının biraz üzerinde, yoksulluk sınırının ise çok altında ücretlerle yaşamaya mahkûm edilmiştir. Asgari ücret artık istisna değil, genel ücret haline gelmiştir" dedi.

"Vergide adalet istiyoruz"

İçerisinde bulunulan ekonomik durumu eleştiren Aydın, "Emeklilerimiz yaşamlarını sürdürememektedir. Gençlerimiz geleceğini yurt dışında aramaktadır. Kadınlarımız güvencesiz çalışmanın ve yoksulluğun en ağır yükünü taşımaktadır. Bunun adı ekonomik kriz değil; yoksuldan zengine kaynak transferidir. Alın teriyle hayatını kazananların sistemli biçimde yoksullaştırılmasıdır. Üstelik bu yoksullaştırmanın en önemli araçlarından biri de adaletsiz vergi sistemidir.

Türkiye’de ücretliler daha maaşlarını almadan vergisini öderken; büyük sermaye çeşitli istisna ve muafiyetlerle korunmaktadır. Vergi gelirlerinin çoğunu oluşturan dolaylı vergiler nedeniyle de ekmeğe, süte, elektriğe, doğalgaza, ulaşıma aynı vergiyi işçi de ödemekte, zenginle de. Bu adil değildir. Bu nedenle bir kez daha haykırıyoruz: Vergide adalet istiyoruz! Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmasını istiyoruz" diye konuştu.

"Sendikal haklar olmadan adil ücret olmaz"

"Bugün işçilerin gelirlerinin neredeyse yarısı gelir vergisi ve SGK kesintilerine gitmektedir, bu durumu kabul etmiyoruz" diyen Aydın, "İşçilerin üzerindeki ağır vergi yükü kaldırılmasını, gelir vergisinin yüzde 15'te sabitlenmesini talep ediyoruz. Ve tabii ki insanca yaşamaya yetecek bir ücret istiyoruz. Asgari ücret, açlık sınırının altında değil; insan onuruna yakışır bir yaşamı sağlayacak düzeyde belirlenmelidir. Temmuz ayında mutlaka bir enflasyon güncellemesi yapılmalıdır. Ücretler gerçek enflasyona göre güncellenmeli, yılda bir kez değil ihtiyaç duyulduğunda yeniden artırılmalıdır. Asgari ücret bugün barınma ihtiyacını bile karşılamamaktadır, Gebze’de bugün ortalama ev kirası 30.000 TL olmuş çalışanların çok büyük bir kısmı asgari ücretle çalışmaktadır.

Tüm bunları emekçiler adına teminat altına alacak grev ve toplu sözleşme hakkı güçlendirilmeli, sendikal örgütlenmenin önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Çünkü biliyoruz ki; sendikal haklar olmadan adil ücret olmaz" dedi.

"Silahlanmaya ayrılan kaynaklar emekçi halka ayrılsın"

Silahlanmaya ayrılan kaynakların emekçi halka ayrılması gerektiğini vurgulayan Aydın, "Bugün buradan yalnızca Türkiye işçi sınıfı adına değil, dünyanın bütün emekçileri adına da sesleniyoruz. Bizim birbirimizle değil, bizi yoksullaştıran düzenle sorunumuz var. Farklı ülkelerin işçileri birbirinin düşmanı değildir. İşçilerin ortak çıkarı; barışın, özgürlüğün, eşitliğin ve emeğin egemen olduğu bir dünyadır. NATO ise böyle bir dünyanın düşmanıdır. Bu nedenle diyoruz ki; silahlanmaya ayrılan kaynaklar halka ayrılsın. Bombalara değil okullara bütçe ayrılsın. Füzelere değil hastanelere yatırım yapılsın. Silah tekelleri değil emekçiler kazansın. Gebze Sendikalar Birliği olarak savaşı değil barışı, sömürüyü ve sermayeyi değil emeği, baskıyı değil demokrasiyi, savunmaya devam edeceğiz. NATO’nun savaş politikalarına da, emekçileri yoksullaştıran ekonomik politikalara da, vergi adaletsizliğine de, asgari ücreti sefalet ücreti haline getiren anlayışa da boyun eğmeyeceğiz. Gebze Sendikalar Birliği olarak, Gebze Organize Sanayi bölgesinde 50 gündür grevlerini sürdüren P&G işçilerini, İstanbul’un bir çok bölgesinde grevlerini sürdüren TÜVTÜRK işçilerini, çok uzun bir süredir İzmir'de grevlerini sürdüren Temel Conta işçilerini, Sendikalı oldukları için işten atılan 180 gündür direnen Mersin Liman işçilerini selamlıyoruz" diye konuştu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler