Moskova’ya yönelik rekor İHA saldırısı, İran-İsrail hattındaki kırılgan ateşkes, G7 Zirvesi… Uluslararası İlişkiler Uzmanı Öznur Küçüker Sirene, tüm bu gelişmelerin birbirinden bağımsız olmadığını belirterek yaklaşan NATO Zirvesi’nde Türkiye’nin F-35 programına dönüşünün gündeme gelebileceğini söyledi.
Dünyada son günlerde peş peşe yaşanan gelişmeler, küresel güç mücadelesinin yeni bir evreye girdiğine işaret ediyor. Moskova’ya yönelik saldırılar, İran-İsrail hattındaki diplomatik trafik, G7 Zirvesi ve Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı NATO Zirvesi uluslararası siyasetin gündemini belirlerken, gözler Ankara’nın üstleneceği kritik role çevrildi.
Türkiye Gazetesi’nden Gülcan Ayboğan’a açıklamalarda bulunan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Öznur Küçüker Sirene, son dönemde yaşanan kritik gelişmelerin tesadüfi olmadığına dikkat çekerek, Moskova saldırısından NATO Zirvesi’ne kadar uzanan sürecin yeni bir jeopolitik dönemin habercisi olduğunu söyledi.
MOSKOVA’NIN DOKUNULMAZLIĞI SORGULANDI
Ukrayna’nın savaşın başlangıcından bu yana Moskova’ya yönelik en kapsamlı saldırılardan birini gerçekleştirdiğini belirten Sirene, saldırının yalnızca askeri değil psikolojik sonuçlar da doğurduğunu ifade etti.
İHA sürüleri ve füzenin kullanıldığı saldırılarda enerji tesislerinin hedef alındığını, havalimanlarının kapatıldığını ve başkentte ciddi güvenlik endişelerinin ortaya çıktığını söyleyen Sirene, “Ukrayna bu saldırıyla Rusya’ya artık savaşın yalnızca Kiev ve Harkiv’de değil Moskova’nın merkezinde de hissedileceği mesajını verdi. Moskova’nın dokunulmaz olmadığı ortaya çıktı” dedi.
Saldırının aynı zamanda Ukrayna’nın savunma pozisyonundan çıkıp Rusya’nın stratejik derinliğini hedef alabilecek kapasiteye ulaştığını gösterdiğini belirten Sirene, bunun müzakere masasında Kiev’in elini güçlendirmeyi amaçlayan bir hamle olabileceğini ifade etti.
RUSYA’DAN SERT KARŞILIK BEKLENTİSİ
Rusya’nın saldırıya güçlü bir cevap vereceğini söyleyen Sirene, Ukrayna’nın büyük şehirleri ile enerji ve savunma sanayi altyapısının yeni saldırıların hedefi olabileceğini dile getirdi.
Moskova çevresindeki güvenlik önlemlerinin artırılacağını belirten Sirene, son dönemde yaşanan gelişmelerin yüksek maliyetli hava savunma sistemlerinin kitlesel İHA saldırıları karşısında yetersiz kalabildiğini gösterdiğini söyledi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Rusya ziyareti sırasında gündeme gelen Donetsk meselesini de değerlendiren Sirene, bölgenin hem ideolojik hem de stratejik açıdan büyük önem taşıdığını belirtti.
Donbas’ın Rusça konuşan nüfusun yoğun olduğu bir bölge olduğunu hatırlatan Sirene, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in savaşın başından beri Donetsk ve Luhansk’ı “Rus dünyasının bir parçası” olarak gördüğünü ifade etti.
Bölgenin aynı zamanda Ukrayna’nın önemli sanayi ve madencilik merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Sirene, “Donetsk’i kaybetmek Rusya açısından ciddi bir itibar kaybı olur. Ukrayna açısından ise toprak tavizi ve yenilgi anlamına gelir. Bu nedenle Donbas sorunu çözülmeden kalıcı barıştan söz etmek zor” dedi.
Moskova saldırısının ardından savaşın Doğu Avrupa’ya yayılma ihtimalini değerlendiren Sirene, kısa vadede Rusya ile NATO ülkeleri arasında doğrudan bir çatışma beklemediğini söyledi.
İran ve İsrail arasında ilan edilen mutabakatın kalıcı olup olmayacağı sorusuna da cevap veren Sirene, sürecin son derece kırılgan olduğunu belirtti.
Moskova saldırısının G7 Zirvesi ve İran-İsrail hattındaki diplomatik girişimlerle aynı döneme denk gelmesinin dikkat çekici olduğunu belirten Sirene, uluslararası ilişkilerde tesadüflere yer olmadığını söyledi.
Temmuz ayında Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek NATO Zirvesi’nin tarihin en önemli zirvelerinden biri olabileceğini belirten Sirene, ABD ile NATO arasında bir kopuştan söz etmenin doğru olmayacağını söyledi.
Türkiye’nin savunma sanayi, Karadeniz güvenliği ve Orta Doğu’daki rolü nedeniyle bu süreçte daha kritik bir konuma yükseleceğini belirten Sirene, Ankara’daki zirvenin yalnızca NATO açısından değil, Türkiye-ABD ilişkileri açısından da önemli sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
NATO Zirvesi’nde Türkiye açısından en dikkat çekici başlıklardan birinin F-35 süreci olacağını belirten Sirene, program konusunda olumlu beklenti taşıdığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD temasları sonrasında verdiği mesajları ve ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın açıklamalarını hatırlatan Sirene, uluslararası basında da konunun NATO Zirvesi’nde çözülebileceğine yönelik değerlendirmelerin yer aldığını ifade etti.
Sirene, “Türkiye’nin F-35 programına dönüş sürecinin NATO Zirvesi sırasında netleşebileceğini düşünüyorum. Böyle bir gelişme, ABD’nin Türkiye’ye verdiği önemin yeniden güçlü şekilde ortaya konulması anlamına gelir” dedi.