Ana içeriğe geç

Şara Suriye’nin yol haritasını açıkladı: Savaştan uzak durmak istiyoruz

Suriye Cumhurbaşkanı Şara, yeni Suriye’nin dış politika ve güvenlik doktrinini anlattı. Şam’ın hedefini ‘devlet otoritesi, bölgesel normalleşme ve ekonomik yeniden inşa’ olarak özetleyen Şara; İsrail, Hizbullah, İran, SDG, Rusya ve ABD başlıklarında mesajlar verdi

Şara Suriye’nin yol haritasını açıkladı: Savaştan uzak durmak istiyoruz
Aydınlık
16

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, El Cezire’ye verdiği kapsamlı röportajda Şam yönetiminin dış politika ve güvenlik vizyonunu anlattı. İsrail ile yürütülen güvenlik görüşmelerini doğrulayan Şara; ABD yaptırımları, SDG ile entegrasyon, Lübnan, Hizbullah, İran, Rusya ve Irak başlıklarında dikkat çeken mesajlar verdi. Şara, Suriye’nin çatışmadan uzak duran, devlet otoritesini esas alan ve bölgesel işbirliğini önceleyen yeni bir çizgi izlediğini savundu.

GOLAN’DAN TAVİZ YOK

Şara Suriye’nin yol haritasını açıkladı: Savaştan uzak durmak istiyoruz - Resim : 1

Şam yönetiminin İsrail ile güvenlik anlaşmasına ulaşmak için çeşitli ülkelerin katılımıyla diplomatik temas yürüttüğünü doğrulayan Şara, bu sürecin yalnızca sınır güvenliğiyle sınırlı olmadığını, kapsamlı bir barışın ilk adımı olabileceğini anlattı. İsrail ile doğrudan çatışmadan kaçınmayı tercih ettiklerini belirten Şara, Suriye’nin ulusal haklarından taviz vermeyeceğinin de altını çizdi. Şara şunları söyledi:

“İsrail ile güvenlik anlaşmasına ulaşmak için çalışıyoruz. Bu süreçte birçok ülke yer alıyor. Güvenlik düzenlemesinin başarılı olması halinde kapsamlı bir barışın yolu açılabilir. Ancak bu, Suriye’nin işgal altındaki Golan Tepeleri üzerindeki hakkından vazgeçmesi anlamına gelmez. İsrail ile gereksiz çatışmalardan kaçınmaya çalışıyoruz. Suriye’nin bugün yeni cepheler açmaya değil, istikrarını korumaya ihtiyacı var.”

İsrail’in son dönemdeki saldırılarının önceki aylara kıyasla azaldığını ancak ihlallerin tamamen sona ermediğini belirten Şara, diplomatik girişimlerin sürdüğünü ifade etti:

“Bölgedeki şartlar hâlâ kırılgan. Bu nedenle anlaşmalar kolay ilerlemiyor. İsrail’in ihlalleri geçmiş döneme göre azaldı ancak tamamen bitmiş değil. Bölge ülkeleri ve uluslararası aktörlerle birlikte gerginliği azaltacak diplomatik çalışmalarımız sürüyor. Amacımız askeri çatışmaları değil, siyasi çözümleri öne çıkarmak.

“Güvenlik anlaşması başarıya ulaşır, İsrail de Suriye de mutabakata bağlı kalırsa ikinci aşamaya, yani kapsamlı barışın konuşulacağı sürece geçilebilir. Ancak bu süreç tarafların yükümlülüklerini yerine getirmesine bağlıdır. Biz askeri çatışmaları değil, diplomatik çözümleri tercih ediyoruz. Suriye’nin bugün yeni savaşlara değil, istikrarını korumaya ihtiyacı var.”

‘LÜBNAN’A MÜDAHALE NİYETİMİZ YOK’

Lübnan dosyasına geniş yer ayıran Şara, Suriye’nin komşu ülkeye askeri müdahalede bulunmayacağını vurgularken, Lübnan’da yaşanacak bir istikrarsızlığın doğrudan Suriye’yi etkileyeceğini söyledi. Şara, çözümün devlet otoritesinin güçlendirilmesi ve silahın tek elde toplanmasından geçtiğini belirtti. Şara şunları kaydetti:

“Lübnan’a askeri müdahale gibi bir niyetimiz yok. Lübnan’da yaşanacak herhangi bir kaos doğrudan Suriye’ye yansır. Bu nedenle Lübnan Hükümeti’yle ülkeyi güvenliğe ulaştıracak çözümler üzerinde çalışıyoruz. Silah yalnızca devletin elinde olmalı. Hukuku uygulama, savaş ve barış kararı alma yetkisi yalnızca devlete ait olmalıdır.”

Hizbullah’a da doğrudan değinen Şara, örgütün yıllarca Esad yönetimi safında Suriye savaşına katıldığını hatırlatarak sözlerine şöyle devam etti:

“Hizbullah, 14 yıl boyunca Suriye halkına karşı yürütülen savaşın içinde yer aldı. Çok sayıda insanın öldürülmesinde ve yerinden edilmesinde rol oynadı. Bugün de Suriye-Lübnan sınırında silahlı varlığını sürdürüyor. Bir yapının devlet otoritesi dışında silah taşıması ne Lübnan’ın ne de bölgenin çıkarınadır.

“Ne kırılgan anlaşmalarla günü kurtarmak ne de ülkeyi yeni bir iç savaşa sürüklemek istiyoruz. Kalıcı çözüm; ekonomik, siyasi ve toplumsal alanları kapsayan gerçekçi bir programla mümkündür.

“Lübnan Devleti’nin kendi taahhütlerini yerine getirebilmesi için elimizden gelen desteği vermeye hazırız. Taif Anlaşması, silahın devletin elinde toplanmasını açık biçimde öngörüyor. Biz de Lübnan Devleti’nin bu yükümlülüklerini yerine getirmesini destekliyoruz. Elimizdeki imkânları Lübnan yönetiminin kullanımına sunuyoruz. Amacımız yeni çatışmalar çıkarmak değil, Lübnan’ın istikrara kavuşmasına katkı sağlamak.”

‘NE İSRAİL NE İRAN’

Bölgedeki savaşın genişleme riskine dikkat çeken Şara, İran’ın bölgesel politikalarını eleştirirken Ortadoğu’nun iki güç arasında tercih yapmak zorunda olmadığını savundu. Bölgenin kendi bağımsız siyasetini üretmesi gerektiğini belirten Şara, tarihsel bir benzetmeyle şunları anlattı:

“İran Devrim Muhafızları Körfez üzerinde hak iddia eden bir anlayış taşıyor. Bölgede İsrail’in de İran’ın da yayılmacı politikaları var. Biz sürekli bu iki anlayış arasında tercih yapmak zorunda değiliz. Bölgenin kendi bağımsız iradesini oluşturması gerekiyor.”

Şara, Ortadoğu’nun tarih boyunca büyük güçlerin rekabet alanı olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Geçmişte bu coğrafya Roma ile Pers imparatorluklarının mücadele alanıydı. Bölge kendi iç bütünlüğünü sağladığında hem doğudan hem batıdan gelen tehditleri dengeleyebildi. Bugün de Ortadoğu’nun ne İsrail’in ne de İran’ın hesaplaşma sahası olmaması gerekiyor.”

Mevcut savaşın daha da genişleme ihtimaline karşı uyarıda bulunan Şara, Suriye’nin son bir buçuk yıldır izlediği politikanın ülkeyi bölgesel çatışmaların dışında tutmayı hedeflediğini de vurguladı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler