Dünya yeni bir güvenlik denklemine sürüklenirken, MİT Başkanı İbrahim Kalın'dan dikkat çeken mesajlar geldi. NATO'nun geleceğinden Orta Doğu'daki sıcak gelişmelere, ABD-İran anlaşmasından "Terörsüz Türkiye" hedefine kadar kritik başlıklara değinen Kalın, "Hepimiz güvende olmadan hiçbirimiz güvende değiliz" diyerek yeni dönemin güvenlik anlayışını ortaya koydu. Türkiye'nin NATO içindeki stratejik rolüne vurgu yapan Kalın, bölgesel barış, terörle mücadele, yapay zekâ ve teknolojik rekabetin önümüzdeki dönemin belirleyici unsurları olacağını söyledi.
Yeşim Eraslan ANKARA - MİT Başkanı İbrahim Kalın, Milli İstihbarat Akademisi tarafından düzenlenen “NATO Ankara Zirvesi: İstihbarat ve Dayanıklılık” panelinde yaptığı değerlendirmelerde, Orta Doğu’dan Doğu Akdeniz’e, Karadeniz’den Avrupa güvenliğine kadar uzanan geniş coğrafyada yaşanan gelişmelerin NATO’nun önemini daha görünür hale getirdiğini belirterek, ittifakın gelecekte de uluslararası güvenlik mimarisinin temel sütunlarından biri olmaya devam edeceğini kaydetti.
ABD-İRAN ANLAŞMASI MEMNUNİYETLE KARŞILANDI
Orta Doğu’daki krizlerin birbirini tetikleyen ortak sonuçlar ürettiğine dikkat çeken Kalın, ABD ve İran hattında yaşanan gelişmelerin bunun en somut örneklerinden biri olduğunu ifade etti. MİT Başkanı, “Dün (önceki) akşam itibarıyla ABD ile İran arasında anlaşmanın varıldığına dair haber hepimiz tarafından memnuniyetle karşılanmıştır” dedi. Önümüzdeki dönemde müzakerelerin asıl başlıklarının ele alınacağı zorlu bir sürecin bulunduğunu belirten Kalın, sürece katkı sağlayan başta Pakistan ve Katar olmak üzere tüm aktörleri tebrik ettiklerini söyledi. Bu adımın Orta Doğu’da kalıcı barışın inşası için önemli bir fırsat oluşturmasını temenni ettiklerini kaydeden Kalın, bölgesel istikrarın güçlendirilmesinin önemine işaret etti.
İSRAİL’İN POLİTİKALARI BÖLGE GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDİYOR
İsrail’in Gazze’de başlattığı ihlal, işgal ve ilhak politikalarının zamanla bölgenin tamamını etkileyen bir güvenlik sorununa dönüştüğünü ifade eden Kalın, İsrail’in Lübnan başta olmak üzere bölgedeki saldırgan tutumunun tüm Orta Doğu’nun güvenliğini tehdit eder hale geldiğini söyledi. ABD-İsrail-İran hattında yaşanan savaşın da bölgesel sınırları aşarak küresel dengeleri etkileyen bir mahiyet kazandığını belirtti.
Rusya-Ukrayna savaşının konvansiyonel savaşların sona ermediğini gösterdiğini belirten Kalın, savaşın Karadeniz güvenliğinden enerji altyapılarına, tahıl koridorlarından deniz seyrüsefer güvenliğine kadar küresel sonuçlar doğurduğunu söyledi. Kalın, aynı zamanda insansız sistemlerin ve bilgi operasyonlarının modern savaşlardaki belirleyici rolünün de bu süreçte açık şekilde ortaya çıktığını dile getirdi.
Türkiye’nin NATO’ya katıldığı 1952 yılından bu yana ittifakın güvenliğine önemli katkılar sunduğunu belirten Kalın, Türkiye-NATO ilişkilerinde üç kritik döneme dikkat çekti. Bunlardan ilkinin Soğuk Savaş sonrası dönem olduğunu ifade eden Kalın, yaşanan gelişmelerin Türkiye’nin vazgeçilmez konumunu ortaya koyduğunu söyledi. İkinci dönemin 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yaşandığını belirten Kalın, FETÖ unsurlarının TSK’dan temizlenmesinin ardından bazı çevrelerde Türk ordusunun NATO görevlerini yerine getiremeyeceği yönünde değerlendirmeler yapıldığını hatırlattı. Alınan kararlı tedbirlerle TSK’nın daha güçlü şekilde yoluna devam ettiğini ifade eden Kalın, ordunun NATO’nun güney kanadındaki sorumluluklarını başarıyla sürdürdüğünü söyledi.
Üçüncü kritik sürecin ise Suriye’de yaşandığını kaydeden Kalın, DEAŞ ve PKK tehdidine karşı Türkiye’nin attığı adımların bazı müttefikler tarafından eleştirildiğini belirtti. Türkiye’nin bu süreçte yaptırımlar ve siyasi baskılarla karşı karşıya kaldığını ifade eden Kalın, bugün gelinen noktada Suriye’de yeniden inşa, yeniden güvenlik ve toplumsal bütünleşme sürecinin yaşandığını kaydetti. Suriye’deki entegrasyon sürecinin önemine dikkat çeken Kalın, Türkiye’nin Suriye Kürtleri konusunda da en makul ve rasyonel yaklaşımı ortaya koyduğunu belirtti.
Terörsüz Türkiye hedefinin yalnızca bir güvenlik politikası olmadığını vurgulayan Kalın, bunun aynı zamanda güçlü, müreffeh ve istikrarlı bir gelecek vizyonu olduğunu söyledi. Kalın, terörden tamamen arındırılmış bir Türkiye’nin demokrasi kapasitesini daha da güçlendireceğini, ekonomik kalkınmayı hızlandıracağını ve NATO’nun güvenliğine katkı sağlayan stratejik aktör konumunu pekiştireceğini belirtti.
Geleceğin güvenlik ortamında teknolojinin belirleyici unsur olacağını ifade eden Kalın, “Yeni dönemde güvenlik hiyerarşisini teknolojiyi kimin yönettiği, veriyi kimin işlediği, algoritmayı kimin yazdığı ve kritik altyapıyı kimin kontrol ettiği belirleyecektir” dedi. Bazı teknoloji şirketlerinin teknolojiyi küresel üstünlük aracı olarak kullanmaya çalıştığını da belirten Kalın, bunun yeni dönemin önemli risklerinden biri olduğunu ifade etti.
Dayanıklılık kavramının önemine dikkat çeken Kalın, güvenliğin yalnızca askeri kapasiteyle değil, krizlere karşı ayakta kalabilme ve hızla toparlanabilme yeteneğiyle ölçüldüğünü söyledi. Enerji altyapılarından siber sistemlere, ekonomiden toplumsal dirence kadar birçok unsurun dayanıklılığın parçası olduğunu belirten Kalın, NATO’nun da bu kavramı ortak güvenlik mimarisinin ayrılmaz bir unsuru olarak ele alması gerektiğini kaydetti. Kalın, “Hepimiz güvende olmadan hiçbirimiz güvende değiliz” diyerek sözlerini tamamladı.