FERZAN ÇAKIR
Avrupa’nın kömür ve çelik üretimiyle özdeşleşen Ruhr Bölgesi, bugün sanayide yeşil dönüşümün en dikkat çekici örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Bir dönem kömür madenciliğiyle büyüyen bölge, bugün çevre teknolojileri, hidrojen, döngüsel ekonomi ve yeşil inovasyon alanlarında yeni yatırımlara öncülük ediyor. EKONOMİ Gazetesi ve NRW.Global Business Türkiye iş birliğinde İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) ev sahipliğinde düzenlenen “Yeşil Ekonomi Sohbetleri: Almanya/Kuzey Ren-Vestfalya Özelinde Döngüsel Sanayi ve Avrupa Deneyimleri” etkinliğinde, bölgenin yatırım ve iş birliği fırsatlarının yanı sıra Ruhr Metropolü’nün yeşil dönüşüm süreci, Duisburg’un sürdürülebilir sanayi çalışmaları, Avrupa’da hidrojen ekosistemi ve Türk şirketlerinin Almanya pazarındaki deneyimleri değerlendirildi.
Akın: Rekabetin temel belirleyicisi
İSO Genel Sekreteri Haktan Akın, toplantının açılış konuşmasını yaparak, yeşil dönüşümün sanayi için artık ertelenebilir bir başlık olmadığını vurguladı. Akın, “İklim değişikliği, kaynak verimliliği, energy güvenliği ve sürdürülebilir üretim artık yalnızca çevresel bir sorumluluk alanı değil; sanayi politikalarının, yatırım kararlarının ve uluslararası rekabetin temel belirleyici unsurları arasında yer alıyor” dedi. Döngüsel ekonomiyi benimseyen, kaynaklarını verimli kullanan ve yeşil dönüşüm süreçlerini yöneten şirketlerin rekabette öne çıkacağını belirten Akın, Türk sanayisinin Avrupa’daki teknoloji, inovasyon ve yatırım ekosistemleriyle daha güçlü bağlar kurmasının önemine dikkat çekti.
Okumuş: Almanya’nın en yüksek GSYH’ye sahip eyaleti
NRW.Global Business Türkiye İrtibat Ofisi Yöneticisi Akın Okumuş, Kuzey Ren-Vestfalya’nın Avrupa pazarına açılmak isteyen şirketler için stratejik bir yatırım ve ticaret merkezi olduğunu söyledi. Hollanda, Belçika ve Fransa’ya komşu olan eyaletin konumu sayesinde yaklaşık 46 milyon kişilik pazara erişim sağladığını belirten Okumuş, bu avantajın bölgeyi uluslararası yatırımlar açısından cazip hale getirdiğini ifade etti. Almanya’nın ekonomik üretiminin beşte birinden fazlasını tek başına gerçekleştiren Kuzey Ren-Vestfalya’nın 18 milyon nüfusuyla ülkenin en büyük eyalet ekonomisi olduğunu kaydeden Okumuş, 909,4 milyar euroluk ekonomik büyüklüğüyle de Almanya’nın en yüksek GSYH’ye sahip eyaleti konumunda bulunduğunu söyledi. Türkiye’den Almanya’ya yapılan mal ve hizmet ihracatının önemli bölümünün de bu eyalete gerçekleştiğine dikkat çeken Okumuş, Ruhr Metropolü’nün ise sanayi üretimi ve yeşil dönüşüm çalışmalarının merkezi olduğunu ifade etti.
Hafızoğlu: Duisburg ağır sanayiyi dönüştürüyor
Ruhr dönüşümünün en somut örneklerinden biri Duisburg. Duisburg Business & Innovation temsilcisi Ömür Hafızoğlu, kentin Avrupa’nın en büyük çelik üretim merkezlerinden biri ve dünyanın en büyük iç limanına ev sahipliği yaptığını söyledi. Ren ve Ruhr nehirlerinin kesişimindeki Duisburg, Rotterdam ve Antwerp limanlarıyla bağlantıları sayesinde Avrupa’nın önemli lojistik merkezleri arasında yer alıyor. Kentte yaklaşık 170 bin kişinin çalıştığını, istihdamın yarısının ağır sanayi ve lojistikten geldiğini belirten Hafızoğlu, Almanya’nın karbondioksit emisyonlarının yaklaşık yüzde 3’ünün Duisburg’dan kaynaklandığını söyledi. Bu nedenle kentin hedefinin ağır sanayiyi düşük karbonlu üretimle dönüştürmek olduğunu ifade eden Hafızoğlu, hidrojenin bu dönüşümün merkezinde yer aldığını kaydetti. 2030’a kadar iç limanda amonyak terminali kurulmasının planlandığını aktardan Hafızoğlu, buradan elde edilecek hidrojenin Ruhr’daki sanayi ve kimya tesislerine dağıtılmasının hedeflendiğini söyledi. Yaklaşık 3 milyar euroluk doğrudan indirgeme tesisinin ise ilk aşamada doğal gaz ve hidrojen karışımıyla, nihai olarak yeşil hidrojenle çalışacağını belirten Hafızoğlu, 2027’de üretime başlaması planlanan yatırımın Kuzey Ren-Vestfalya emisyonlarını tek başına yüzde 2 azaltabileceğini ifade etti. Hafızoğlu, Duisburg’un gerek Türkiye kökenli nüfusuyla gerek Türk yatırımlarıyla dikkat çektiğini belirterek, “Örnek vermek gerekirse, Duisburg Limanı’nda yani Duisport iş birliği ile Arkas önemli bir intermodel yatırımı hayata geçirdi” dedi.
Türk şirketlerine somut çözüm tavsiyesi

EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ’ın moderatörlüğünde düzenlenen “Döngüsel Ekonomi Modelleri ile Sürdürülebilir Üretim” başlıklı panelde 13 yıldır NRW.Global Business Türkiye Ofisi işbirliğinde toplantılar yapıldığına dikkat çekildi. Güldağ, başlangıçta Türkiye’den Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti’ne yapılan yatırımların sayısının 100’ü bulmazken, bugün gelinen noktada rakamın 500'ün üzerinde şirkete çıktığını vurguladı.
Panelde konuşan İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi ve SURKAM Müdürü Prof. Dr. Rana Atabay Kuşçu da yeşil dönüşüm sürecini ağırdan alan şirketlerin yeni döneme uyum sağlamakta zorlanacağını söyledi. Bu sürecin artık yalnızca şirketlerin değil, kamu, üniversite, finans kuruluşları, odalar ve STK’ların birlikte hareket etmesini gerektirdiğini belirten Atabay Kuşçu, özellikle KOBİ’ler için destek mekanizmalarının sadeleştirilmesinin kritik olduğunu dile getirdi. Türk yazılım şirketlerinin ise Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, karbon ayak izi, veri yönetimi, mevcut durum analizi ve sektör bazlı raporlama alanlarında geliştirecekleri çözümlerle sanayiye katkı sağlayabileceğini ifade etti.
Panelde Greentech.Ruhr Yöneticisi Christina Zollmarsch, Ruhr’daki dönüşümün kamu fonları, Avrupa Birliği destekleri ve bölgenin güçlü olduğu alanlara odaklanan bir eylem planıyla mümkün olduğunu söyledi. Zollmarsch, Türk şirketlerine Almanya pazarına fuarlar ve iş ağları aracılığıyla girmelerini, geliştirdikleri teknolojileri ise yalnızca tanıtmak yerine hangi ihtiyaca çözüm sunduğunu somut örneklerle anlatmalarını tavsiye etti. Döngüsel ekonominin daha az hammadde kullanımı ve kaynak verimliliği sayesinde şirketlere maliyet avantajı sağlayabileceğini de vurguladı.
Hidrojende altyapı tamam sırada regülasyon var

Moderatörlüğünü EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ’ın üstlendiği “Türkiye ve Kuzey Ren-Vestfalya Perspektifinden Avrupa’da Hidrojen Ekosistemi” panelinde hidrojen dönüşümünde altyapı, maliyet ve regülasyon başlıkları öne çıktı.
Hydrogen Metropole Ruhr Yöneticisi Jörn Kleinelümern, Ruhr’un mevcut doğal gaz altyapısını hidrojene dönüştürme avantajına sahip olduğunu ve bölgede yaklaşık 500 kilometrelik hidrojen omurgası oluşturulduğunu söyledi. Kleinelümern’e göre sanayide hidrojen kullanımının yaygınlaşması için kilogram başına maliyetin 3-5 euro seviyesine gerilemesi gerekiyor. Aksi halde doğal gazdan hidrojene geçiş sanayi şirketleri açısından ekonomik olmayacak.
Koç Üniversitesi Hidrojen Teknolojileri Merkezi Direktörü Prof. Dr. Can Erkey, Türkiye’de hidrojen alanında güçlü bir araştırma altyapısı bulunduğunu ancak laboratuvarda geliştirilen teknolojilerin sanayiye taşınmasını sağlayacak pilot üretim ve prototip aşamalarında eksiklik olduğunu söyledi. Erkey, Koç Üniversitesi’nin Tüpraş, Ford Otosan, Otokar ve Aygaz gibi şirketlerle yeşil hidrojen, yakıt pilleri ve hidrojen taşıma sistemleri üzerine çalıştığını aktardı.
H2DER Yeşil Hidrojen Üreticileri Derneği Başkanı Yusuf Günay da Türkiye’nin güçlü yenilenebilir enerji potansiyeli ve coğrafi yakınlığıyla Avrupa’nın hidrojen tedarik zincirinde daha fazla rol üstlenebileceğini söyledi. Almanya’nın hidrojen tedariki için uzak coğrafyalarla da iş birliği arayışında olduğunu belirten Günay, Türkiye’nin bu denklemde önemli bir seçenek olabileceğini ifade etti.
Günay, elektrik fiyatlarının düştüğü dönemlerde yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin yeşil hidrojen üretiminde değerlendirilebileceğini söyledi. Pazarın gelişmesi için ise yeşil hidrojenin yasal çerçevesinin netleşmesi, gerekli regülasyonların oluşturulması ve kamu desteğinin sağlanması gerektiğini dile getirdi.
Almanya pazarı sabır ve somut teknolojik çıktı istiyor

NRW.Global Business Türkiye İrtibat Ofisi Yöneticisi Akın Okumuş’un moderatörlüğündeki yatırımcı oturumunda, Almanya’da faaliyet gösteren Türk şirketlerinin pazara giriş deneyimleri aktarıldı.
Oturumda konuşan IFS Mechanical & Industrial Engineering GmbH Kurucusu Aziz Kılıç, Almanya’da şirket kurmanın özellikle hidrojen projeleri ve fon başvurularında avantaj sağladığını söyledi. Demir çelikte kömür yerine hidrojen indirgemesi üzerine çalıştıklarını belirten Kılıç, pazara girişte istikrar, fizibilite ve uzun vadeli öz sermaye planlamasının kritik olduğunu vurguladı.
Pure.energy Yönetim Kurulu Üyesi Argun Karaçay ise Almanya elektrik piyasasının Türkiye’ye kıyasla yaklaşık 20 kat daha derin olduğunu belirterek, 4 bin 500 megavatlık yenilenebilir enerji portföyü yönettiklerini aktardı. Karaçay, Almanya’da başarı için disiplin, tutarlılık, nitelikli ekip ve uzun vadeli bakış gerektiğini söyledi.
NANOTerial CEO’su Prof. Dr. Ozan Akdoğan da elektronik atıklardan mıknatıs geri kazanımıyla Avrupa’nın Çin’e bağımlı olduğu bir alana alternatif geliştirdiklerini anlattı. Avrupa Birliği’nin yılda yaklaşık 1 milyar euroluk, Almanya’nın ise tek başına 600 milyon euroluk mıknatıs alımı yaptığını belirten Akdoğan, Kuzey Ren-Vestfalya'daki Circular Valley programının Almanya’daki büyük sanayi oyuncularıyla temas kurmalarını sağladığını ifade etti.
Duisburg Business & Innovation’dan Ömür Hafızoğlu ise Almanya’da yatırım sürecinin sabır ve istikrar gerektirdiğini belirterek, özellikle bürokrasi, vize ve oturum süreçlerinin yatırımcılar açısından zaman zaman zorluk yarattığını söyledi. Kurum olarak yatırımcılara arsa ve ofis arayışından belediye, banka ve mali müşavir görüşmelerine kadar birçok konuda rehberlik ettiklerini belirten Hafızoğlu, Türk şirketlerinin Duisburg’da yatırım yapmasını kolaylaştırmaya çalıştıklarını ifade etti.
Kuzey Ren-Vestfalya, Almanya’daki toplam Türk nüfusunun neredeyse üçte birine ev sahipliği yapıyor
Greentech.Ruhr Proje Yöneticisi Christina Zollmarsch ve Hydrogen Metropole Ruhr Yöneticisi Jörn Kleinelümern toplantının açılışında Almanya’nın en çok nüfusa sahip eyaleti Kuzey Ren-Vestfalya'yı tanıttılar. Eyaletin bir özelliği de Almanya’daki toplam Türk nüfusunun neredeyse üçte birine ev sahipliği yapması.
485 bin madenciden 250 bin öğrenciye…
Toplantının açılışında konuşan Greentech.Ruhr Proje Lideri Christina Zollmarsch, Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti’nin 150 yıl boyunca kömür madenciliği ve ağır sanayiyle büyüdüğünü, ancak kömür krizinin ardından yeniden yapılanmaya başladığını dile getirdi. Zollmarsch’ın aktardığına göre 1960’ta bölgede 485 bin kişi kömür madenciliğinde çalışırken, üniversite öğrencisi bulunmuyordu. Bugün ise kömür madenciliği sona ermiş durumda ve bölgede 22 üniversitede yaklaşık 250 bin öğrenci eğitim görüyor.
Yeşil dönüşümün ekonomik olduğu kadar çevresel bir süreç de olduğunu vurgulayan Zollmarsch, hava, su ve toprağın rehabilitasyonuyla birlikte çevre teknolojilerinin geliştiğini söyledi. Bugün Avrupa’nın ilk iklim nötr sanayi bölgesi olmayı hedefleyen Ruhr’da çevre ekonomi alanında 160 bin 300 kişi çalışıyor. Sektör 14,1 milyar euro katma değer üretirken yıllık yüzde 4,1 büyüyor. Zollmarsch, Türkiye’nin bu deneyimden çıkaracağı temel dersin yatırım kaynaklarını her alana yaymak yerine gelecekte değer yaratacak sektörlere yönlendirmek olduğunu ifade etti.
Hydrogen Metropole Ruhr Yöneticisi Jörn Kleinelümern de eyaletin hidrojen ekonomisindeki konumuna dikkat çekti. Kleinelümern bölgenin 2032’de Almanya’nın hidrojen talebinin yüzde 21,7’sini oluşturmasının beklendiğini ve mevcut doğal gaz altyapısının hidrojene dönüştürülmesinin sanayiye önemli avantaj sağlayacağını söyledi.
Rakamlarla Ruhr Bölgesi'nin yeşil dönüşümü
485 bin: Ruhr Bölgesi’nde 1960’ta kömür madenciliğinde çalışan kişi sayısı
0: Bugün Ruhr Bölgesi’nde kömür madenciliğinde çalışan kişi sayısı
250 bin: Ruhr’daki 22 üniversitede eğitim gören öğrenci sayısı
160 bin 300: Ruhr’da çevre ekonomisi alanında çalışan kişi sayısı
14,1 milyar Euro: Bölgedeki çevre ekonomisinin yarattığı katma değer
%4,1: Ruhr’da çevre ekonomisinin yıllık büyüme oranı
%21,7: Ruhr’un 2032’de Almanya hidrojen talebinden alması beklenen pay
909,4 milyar Euro: Kuzey Ren-Vestfalya’nın ekonomik büyüklüğü
%3: Duisburg’un Almanya’daki toplam karbondioksit emisyonları içindeki yaklaşık payı