ABD Adalet Bakanlığı, Teksas'ın Alvarado kentindeki Prairieland Göçmen Gözaltı Merkezi önünde 4 Temmuz 2025'te meydana gelen şiddet olaylarına karışan sekiz kişinin toplam 450 yıl hapis cezasına mahkum edildiğini açıkladı.
Savcılığa göre sanıklar, merkezin önünde havai fişek ve patlayıcılar kullanarak saldırı düzenledi, güvenlik kulübesi ile araçlara zarar verdi ve olaylar sırasında bir kolluk görevlisinin vurulmasına neden oldu.
Eski ABD Deniz Piyadeleri yedek askeri Benjamin Hanil Song, bir kolluk görevlisini öldürmeye teşebbüs suçundan 100 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Diğer sanıklar ise 30 ila 70 yıl arasında değişen hapis cezaları aldı.
Kararda, Maricela Rueda'ya 70 yıl, Cameron Arnold (Autumn Hill), Savanna Batten, Zachary Evetts, Bradford Morris (Meagan Morris) ve Elizabeth Soto'ya ayrı ayrı 50 yıl, Daniel Rolando Sanchez-Estrada'ya ise 30 yıl hapis cezası verildi.
Bir diğer sanık Ines Soto'nun cezasının 1 Temmuz'da açıklanacağı belirtildi. Olayla bağlantılı yedi kişi daha daha önce "teröristlere maddi destek sağlamak" suçlamasını kabul etmişti ve onların da aynı tarihte ceza alması bekleniyor.
ABD Adalet Bakanlığı, sanıkların "Kuzey Teksas Antifa Hücresi" adı verilen ve hükümetin, kolluk kuvvetlerinin ve hukuk sisteminin devrilmesini savunan bir ağın parçası olduğunu öne sürdü.
Ancak sanıkların destekçileri ve aileleri cezaların aşırı ağır olduğunu savundu. Benjamin Song'un annesi Hope Song, oğlunun polisi vurduğu iddiasını reddederek kimseyi yaralama niyeti bulunmadığını söyledi.
Benjamin Song ise mahkemeye sunduğu yazılı savunmada, silahını bir protestocunun polis tarafından vurulacağını düşündüğü için kullandığını belirtti.
Sanıklar ayrıca Antifa ile bağlantıları bulunduğu iddiasını reddederken, gösteriye göçmen gözaltı merkezlerinde tutulan kişilere destek vermek amacıyla katıldıklarını savundu.
Antifa, ABD Başkanı Donald Trump'ın uzun süredir hedef aldığı oluşumlar arasında yer alıyor. Trump, geçen yıl imzaladığı kararnameyle Antifa'yı "yerel terör örgütü" olarak tanımlamıştı.
Eleştirmenler ise Antifa'nın merkezi bir örgüt değil, ideolojik bir hareket olduğunu ve belirli bir siyasi görüşü benimsemenin suç sayılamayacağını savunuyor.