Yönetim Danışmanı BARIŞ SAZAK
Küresel ticari sistemin 2022'den bu yana art arda yaşadığı jeopolitik şokların birçok alanda yansımaları oldu. Rusya-Ukrayna savaşı, Kuzey güzergâhını fiilen kapattı. Yaptırımlar bu hattı kullanan taşımacıları kara listeye alırken, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Güney rotasında risk primlerini yükseltti. Kızıldeniz'deki Husi saldırıları Süveyş üzerinden taşınan yüklerin maliyetini ve sigorta bedellerini uçurdu. Domino taşı etkisiyle yaşanan gelişmeler alternatif rotaları ön plana çıkarttı. Bölgesel bazda IMEC, Kalkınma Yolu gibi alternatifler konuşulsa da Kazakistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye üzerinden geçen “Orta Koridorun” rolü daha da belirginleşti.
Bu hatla taşınan yük hacmi, 2022'den bu yana yaklaşık 10 katına çıktı. Özellikle son aylarda Hürmüz’deki tıkanıklık, Çinli ihracatçıları kara taşımacılığına yöneltmeye başladı. DHL’in geçtiğimiz günlerde başlattığı ve Türkiye-Çin arasında 30 günde tamamlanan, ilk denemesi beş yıl önce TCDD tarafından gerçekleştirilen blok tren seferi, koridorun artan ticari potansiyelini ispatlar nitelikte.
Orta Koridor ve Türkiye’nin pozisyonu, ekonomi gündemini son yıllarda epeyce meşgul etti. Ancak Hazar’ın diğer yakasında Kazakistan, koridor için Türkiye’den daha kritik ve alternatifsiz bir geçiş noktası. Son yıllarda ülkede yaşanan ekonomik dönüşüm çok çarpıcı. Bölge kalkınmışlık ortalamasının her bağlamda üzerinde kalan Kazakistan, 2025 itibarıyla BDT bölgesinde Rusya’yı da geçerek kişi başı gelirde liderliği devraldı. IMF, Kazakistan'ı 320 milyar dolarlık GSYİH ile küresel en büyük 50 ekonomi arasında konumlandırıyor. Orta Asya'dan bu listeye girebilen tek ülke.
Çeşitlendirme ve çok yönlü denge politikaları
Orta Koridor ve bölgesel ticaretteki bu talep artışına karşılık Kazakistan, 2030'a kadar 10 milyar dolarlık altyapı yatırım paketi açıklamıştı. Bunun neredeyse yarısı tamamlandı. Bu yıl da 900 kilometrelik yeni hatlar devreye alınacak. Çin'e uzanan demiryolu kapasitesinin 55 milyon tondan 2030'a kadar 100 milyon tona çıkarılması hedeflenmekte. Lokomotifler Amerikan üreticisi Wabtec, Fransız devi Alstom ve Çinli tedarikçilerden geliyor.
Bu tedarikçi çeşitliliğinin altını çizmekte fayda var. Ülke küresel gündemin her geçen gün daha da odak noktası olmakta. Astana, Hazar üzerindeki altyapısını da güçlendirmekte. Altı yeni gemiyle Aktau ve Kuryk limanlarıyla Bakü arasında yük taşımacılığını güçlendirdi. 100 milyon doların üzerinde yatırım yapılan filonun dördü Jiangsu Hantong'dan, ikisi Bakü tersanesinden. Kazakistan aynı zamanda yılsonuna kadar hava lojistiği tarafına da yeni alımlarla ağırlık verecek. Ülke için yenilikçi bu adımlarla kara, deniz ve hava lojistik modlarının entegrasyonu hedeflenmekte.
Hammadde zengini ekonomilerde çeşitlendirme çoğunlukla gündemin en üst sıralarında yer alır. Ancak uygulamada çoğunlukla petrol fiyatlarıyla ilgili gündemin yanında diğerleri kaybolur. Kazakistan'ın son dönemine bakıldığında bu tablonun kısmen farklılaştığı görülüyor. Tokayev hükümetinin çeşitlendirme politikaları benzer doğal kaynak bağımlı ekonomilere kıyasla somut çıktılar üretmekte. Astana, son üç yılda yüzde 5,5 büyüme ortalaması yakaladı ve bölgenin kişi başı gelirde lideri oldu. Doğrudan yabancı yatırımlarda da bölge ülkelerinin toplam yatırım stokunun, yüzde 68’ini tek başına ihtiva etmekte. Son iki yılda çektiği brüt yabancı yatırım 35 milyar doları aştı.
Nüfusu 20 milyona dayanan bir ülke olarak Kazakistan'ın son dönem verilerine bakıldığında, ekonomideki çeşitlendirme politikalarının belirli sektörlerde karşılık bulmaya başladığı görülüyor. Konvansiyonel doğal kaynak bazlı endüstrilerin yanında finansal teknolojiler (fintek), veri merkezi yatırımları, dijital altyapı ve imalat sanayi ön plana çıkmakta.
Hükümetin son dönemde uluslararası mecralardaki "Kazakhstan Born Bold" kampanyası çerçevesinde yabancı yatırımcılara sunduğu başlıca araçların başında Astana Uluslararası Finans Merkezi (AIFC) geliyor. İngiliz hukuku ve ortak hukuk ilkeleri üzerine kurulu bu yapı, bağımsız mahkemesiyle bölgedeki benzerleri arasında farklılaşıyor. Bölgedeki rakip finans merkezleri Dubai ve Singapur'un altyapısıyla kıyaslandığında AIFC henüz ölçek ve derinlik açısından geride kalsa da potansiyeli yüksek.
Kazakistan'ın bu büyüme hikayesini anlamlandırmak için ülkenin yürüttüğü denge politikasını kavramak şart. Çin, en büyük ticari ortağı ve altyapı finansmanının önemli kaynağı. Rusya ile tarihi, demografik ve ticari bağlar hâlâ güçlü. AB ve ABD ise özellikle Orta Koridor lojistiğinde ve enerji anlaşmalarında tercihli tedarikçi ve tüketici olarak ön planda. Bu üç ekseni aynı anda yönetmek, Astana'nın son yıllarda edindiği en belirgin diplomatik beceri.
Ukrayna savaşı sonrasında Kazakistan, Rusya'ya yönelik Batılı yaptırımları açıkça delmekten kaçındı. Ancak Moskova ile ilişkiyi de koparmadı. Belfer Center bu tutumu "çift taraflı hedge" olarak tanımlıyor. Rusya'ya karşı Çin, Çin'e ve Rusya'ya karşı Türkiye, AB ve Körfez ülkeleriyle ilişkilerini sağlamlaştırmakta. Bu sarkaç politikası biraz da küçük ve orta ölçekli ekonomilerin, büyük güç rekabetinde hayatta kalma formülü.
Türkiye-Kazakistan hattında somut atılımlar
Türkiye-Kazakistan ilişkileri uzun yıllar kültürel-siyasi düzlemde seyredip derin ekonomik bağlardan yoksun kaldı. Bu tablo son yıllarda köklü biçimde değişti. Geçtiğimiz yıl gerçekleşen Türkiye-Kazakistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi'nin 5’inci toplantısının akabinde yirmi anlaşma imzalandı. İki başlık öne çıktı. Birincisi “Orta Koridor Demiryolu İşbirliği Anlaşması”. Yazının başında ele aldığım bu hat büyüdükçe Türk limanlarının ve demiryolu bağlantılarının işlem hacmi de büyüyor. İkincisi enerji alanında. Kazak petrolünün Azerbaycan ve Türkiye üzerinden dünya pazarlarına ulaştırılması. Aktau limanından Bakü'ye, oradan BTC boru hattıyla Ceyhan'a uzanan güzergâhın kapasitesini artırma çalışmaları, Hürmüz'deki jeopolitik sorunlar sonrası daha da kıymete binecektir.
Geçtiğimiz dönemin en öne çıkan gelişmesi, Kazakistan’ın yabancı yatırımcı olarak Türkiye’de 2025 yılında ilk sırada yer alması oldu. Ülkenin en önemli dijital yatırımcısı Kaspi.kz, Hepsiburada'nın yüzde 65,4 hissesini 1,1 milyar dolara satın aldı. Kazakistan'daki modelde ödeme altyapısını e-ticaret platformuyla birlikte büyüten şirket, Türkiye'de de aynı modelle devam edebilmek için Hollanda menşeli Rabobank'ın Türkiye iştirakini satın aldı. Banka lisansını da alarak Kaspi Türkiye'de finansal hizmetlerini sunabilme hakkı kazanacak.
Kazakistan’da finans, telekom ve dijital hizmetlerde dünya devleriyle ortaklı önemli yatırımları bulunan Freedom Holding de son dönemde Türkiye’ye yönelik stratejik atılımlar yapmaya başladı. Almatı merkezli holding, NASDAQ'da işlem gören nadir Orta Asya şirketlerinden biri. Şirket, Türkiye'ye finansal aracı hizmetler alanında ilk adımını geçtiğimiz dönemde atmıştı. Eş zamanlı gerçekleştirdiği dijital medya alanındaki yatırımlarına, son olarak da geçtiğimiz aylarda Turkish Bank’ın hisselerini satın alarak devam etti ve bankacılık lisansına sahip oldu.
İnşaat şirketlerinin yanı sıra Miryıldız, Alarko, Yıldırım Holding, Abdi İbrahim gibi Türk şirketleri, uzun süredir Kazakistan’da farklı sektörlerde önemli yatırımlar gerçekleştirmekteydi. İki Kazak şirketinin aynı dönemde Türkiye pazarına yönelmesi tesadüf değil. Kaspi ve Freedom yatırımları artık iki ülke arasındaki kurumsal bağların kalıcı olarak karşılıklı kurulmaya başlandığının en önemli göstergeleri. Kazakistan’ın global ölçekte hem politik hem ekonomik olarak ön plana çıkması bu eğilimin artacağını göstermekte.
Gölgede kalan riskler
Bu tablonun gölgede kalan kısımlarını da not etmek gerekiyor. Her şeyden önce petrol bağımlılığı yapısal olarak çözülmüş değil. Kişi başına gelirdeki artış kayda değer ama bu artışın ne kadarı çeşitlendirmeye atfedilebilir sorusu hâlâ açık. Hammadde fiyatlarında sert bir düşüş, bütçe dengesini sarsabilir. İkincisi, dış borçlanmayla finanse edilen yatırımların riskleri.
Özel sektörün büyük ölçüde döviz cinsinden borçlanıp tenge cinsinden gelir ürettiği durumlarda kur şokları bilançolara çabuk yansır. Tenge şu an güçlü olsa da bu durumu destekleyen döviz girişi konjonktürel. Üçüncüsü, kurumsal sürdürülebilirlik ve kalite. Kazakistan’ın AIFC ve yabancı yatırım çekme çabaları çok olumlu. Yine de hukuki öngörülebilirlik konusundaki soru işaretleri büyük kurumsal yatırımcıların tam güvenini kazanmış değil.
Kazakistan bugün bölgesinin yıldızı. Ekonomik kazanımlarını daha da katlayacak potansiyeli şu aşamaya kadar iyi değerlendirdi. Son dönem politika tercihleri ve idarecileri çağı yakalar nitelikte ve donanımlı kişiler. İki ülke arasında kurumsal bağların daha da artacağını öngörmekteyim.