Ana içeriğe geç

Orta Koridor’un yükselen yıldızı: Kazakistan

Ticaret rotalarının yeniden şekillendiği dönemde Kazakistan, Orta Koridor yatırımları ve çok yönlü dış politikasıyla Avrasya'nın kritik ülkesi haline geldi. Çin-Avrupa hattındaki dönüşüm Türkiye'nin stratejik önemini de artırırken, Kazak şirketlerinin Türkiye’deki kurumsal yatırımları da dikkat çekici.

Orta Koridor’un yükselen yıldızı: Kazakistan
Dünya Gazetesi
16

Yönetim Danışmanı BARIŞ SAZAK

Küresel ticari sistemin 2022'den bu yana art arda yaşadığı jeopolitik şokla­rın birçok alanda yansımaları ol­du. Rusya-Ukrayna savaşı, Kuzey güzergâhını fiilen kapattı. Yaptı­rımlar bu hattı kullanan taşımacı­ları kara listeye alırken, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim, Güney rota­sında risk primlerini yükseltti. Kı­zıldeniz'deki Husi saldırıları Sü­veyş üzerinden taşınan yüklerin maliyetini ve sigorta bedellerini uçurdu. Domino taşı etkisiyle ya­şanan gelişmeler alternatif rotala­rı ön plana çıkarttı. Bölgesel bazda IMEC, Kalkınma Yolu gibi alter­natifler konuşulsa da Kazakistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Türki­ye üzerinden geçen “Orta Korido­run” rolü daha da belirginleşti.

Bu hatla taşınan yük hacmi, 2022'den bu yana yaklaşık 10 ka­tına çıktı. Özellikle son aylarda Hürmüz’deki tıkanıklık, Çinli ih­racatçıları kara taşımacılığına yö­neltmeye başladı. DHL’in geç­tiğimiz günlerde başlattığı ve Türkiye-Çin arasında 30 günde tamamlanan, ilk denemesi beş yıl ön­ce TCDD tarafından gerçekleştirilen blok tren seferi, koridorun artan ticari potansiyelini ispatlar nitelikte.

Orta Koridor ve Türkiye’nin po­zisyonu, ekonomi gündemini son yıllarda epeyce meşgul etti. An­cak Hazar’ın diğer yakasında Ka­zakistan, koridor için Türkiye’den daha kritik ve alternatifsiz bir ge­çiş noktası. Son yıllarda ülkede yaşanan ekonomik dönüşüm çok çarpıcı. Bölge kalkınmışlık orta­lamasının her bağlamda üzerin­de kalan Kazakistan, 2025 itiba­rıyla BDT bölgesinde Rusya’yı da geçerek kişi başı gelirde liderliği devraldı. IMF, Kazakistan'ı 320 milyar dolarlık GSYİH ile küresel en büyük 50 ekonomi arasında ko­numlandırıyor. Orta Asya'dan bu listeye girebilen tek ülke.

Çeşitlendirme ve çok yönlü denge politikaları

Orta Koridor ve bölgesel ti­caretteki bu talep artışı­na karşılık Kazakis­tan, 2030'a kadar 10 milyar dolarlık altyapı yatırım paketi açıklamıştı. Bunun nere­deyse yarısı tamamlandı. Bu yıl da 900 kilometrelik yeni hatlar dev­reye alınacak. Çin'e uzanan de­miryolu kapasitesinin 55 milyon tondan 2030'a kadar 100 milyon tona çıkarılması hedeflenmekte. Lokomotifler Amerikan üretici­si Wabtec, Fransız devi Alstom ve Çinli tedarikçilerden geliyor.

Bu tedarikçi çeşitliliğinin altını çiz­mekte fayda var. Ülke küresel gün­demin her geçen gün daha da odak noktası olmakta. Astana, Hazar üzerindeki altyapısını da güçlen­dirmekte. Altı yeni gemiyle Aktau ve Kuryk limanlarıyla Bakü ara­sında yük taşımacılığını güçlen­dirdi. 100 milyon doların üzerin­de yatırım yapılan filonun dördü Jiangsu Hantong'dan, ikisi Bakü tersanesinden. Kazakistan ay­nı zamanda yılsonuna kadar hava lojistiği tarafına da yeni alımlarla ağırlık verecek. Ülke için yenilikçi bu adımlarla kara, deniz ve hava lojistik modlarının entegras­yonu hedeflenmekte.

Hammadde zengini ekono­milerde çeşitlendirme çoğun­lukla gündemin en üst sıralarında yer alır. An­cak uygulamada çoğunlukla pet­rol fiyatlarıyla ilgili gündemin ya­nında diğerleri kaybolur. Kazakis­tan'ın son dönemine bakıldığında bu tablonun kısmen farklılaştığı görülüyor. Tokayev hükümetinin çeşitlendirme politikaları benzer doğal kaynak bağımlı ekonomilere kıyasla somut çıktılar üretmekte. Astana, son üç yılda yüzde 5,5 bü­yüme ortalaması yakaladı ve böl­genin kişi başı gelirde lideri oldu. Doğrudan yabancı yatırımlarda da bölge ülkelerinin toplam yatırım stokunun, yüzde 68’ini tek başına ihtiva etmekte. Son iki yılda çek­tiği brüt yabancı yatırım 35 milyar doları aştı.

Nüfusu 20 milyona dayanan bir ülke olarak Kazakistan'ın son dö­nem verilerine bakıldığında, eko­nomideki çeşitlendirme politika­larının belirli sektörlerde karşılık bulmaya başladığı görülüyor. Kon­vansiyonel doğal kaynak bazlı en­düstrilerin yanında finansal tek­nolojiler (fintek), veri merkezi ya­tırımları, dijital altyapı ve imalat sanayi ön plana çıkmakta.

Hükümetin son dönemde ulus­lararası mecralardaki "Kazakhs­tan Born Bold" kampanyası çer­çevesinde yabancı yatırımcılara sunduğu başlıca araçların başında Astana Uluslararası Finans Mer­kezi (AIFC) geliyor. İngiliz huku­ku ve ortak hukuk ilkeleri üzerine kurulu bu yapı, bağımsız mahke­mesiyle bölgedeki benzerleri ara­sında farklılaşıyor. Bölgedeki rakip finans merkezleri Dubai ve Singa­pur'un altyapısıyla kıyaslandığın­da AIFC henüz ölçek ve derinlik açısından geride kalsa da potansi­yeli yüksek.

Kazakistan'ın bu büyüme hika­yesini anlamlandırmak için ülke­nin yürüttüğü denge politikasını kavramak şart. Çin, en büyük ti­cari ortağı ve altyapı finansmanı­nın önemli kaynağı. Rusya ile ta­rihi, demografik ve ticari bağlar hâlâ güçlü. AB ve ABD ise özellikle Orta Koridor lojistiğinde ve enerji anlaşmalarında tercihli tedarik­çi ve tüketici olarak ön planda. Bu üç ekseni aynı anda yönet­mek, Astana'nın son yıllarda edindiği en be­lirgin diplomatik beceri.

Ukrayna savaşı sonrasında Ka­zakistan, Rusya'ya yönelik Batılı yaptırımları açıkça delmekten ka­çındı. Ancak Moskova ile ilişkiyi de koparmadı. Belfer Center bu tu­tumu "çift taraflı hedge" olarak ta­nımlıyor. Rusya'ya karşı Çin, Çin'e ve Rusya'ya karşı Türkiye, AB ve Körfez ülkeleriyle ilişkilerini sağ­lamlaştırmakta. Bu sarkaç politi­kası biraz da küçük ve orta ölçekli ekonomilerin, büyük güç rekabe­tinde hayatta kalma formülü.

Türkiye-Kazakistan hattında somut atılımlar

Türkiye-Kazakistan ilişkile­ri uzun yıllar kültürel-siyasi düz­lemde seyredip derin ekonomik bağlardan yoksun kaldı. Bu tablo son yıllarda köklü biçimde değiş­ti. Geçtiğimiz yıl gerçekleşen Tür­kiye-Kazakistan Yüksek Düzey­li Stratejik İşbirliği Konseyi'nin 5’inci toplantısının akabinde yir­mi anlaşma imzalandı. İki başlık öne çıktı. Birincisi “Orta Koridor Demiryolu İşbirliği Anlaşması”. Yazının başında ele aldığım bu hat büyüdükçe Türk limanlarının ve demiryolu bağlantılarının işlem hacmi de büyüyor. İkincisi enerji alanında. Kazak petrolünün Azer­baycan ve Türkiye üzerinden dün­ya pazarlarına ulaştırılması. Aktau limanından Bakü'ye, oradan BTC boru hattıyla Ceyhan'a uzanan gü­zergâhın kapasitesini artırma ça­lışmaları, Hürmüz'deki jeopolitik sorunlar sonrası daha da kıymete binecektir.

Geçtiğimiz dönemin en öne çı­kan gelişmesi, Kazakistan’ın ya­bancı yatırımcı olarak Türkiye’de 2025 yılında ilk sırada yer alma­sı oldu. Ülkenin en önemli dijital yatırımcısı Kaspi.kz, Hepsibura­da'nın yüzde 65,4 hissesini 1,1 mil­yar dolara satın aldı. Kazakis­tan'daki modelde ödeme altyapı­sını e-ticaret platformuyla birlikte büyüten şirket, Türkiye'de de ay­nı modelle devam edebilmek için Hollanda menşeli Rabobank'ın Türkiye iştirakini satın aldı. Ban­ka lisansını da alarak Kaspi Türki­ye'de finansal hizmetlerini suna­bilme hakkı kazanacak.

Kazakistan’da finans, te­lekom ve dijital hizmetler­de dünya devleriyle ortaklı önemli yatırımları bulunan Free­dom Holding de son dönemde Tür­kiye’ye yönelik stratejik atılımlar yapmaya başladı. Almatı merkezli holding, NASDAQ'da işlem gören nadir Orta Asya şirketlerinden bi­ri. Şirket, Türkiye'ye finansal ara­cı hizmetler alanında ilk adımını geçtiğimiz dönemde atmıştı. Eş za­manlı gerçekleştirdiği dijital med­ya alanındaki yatırımlarına, son olarak da geçtiğimiz aylarda Tur­kish Bank’ın hisselerini satın ala­rak devam etti ve bankacılık lisan­sına sahip oldu.

İnşaat şirketlerinin yanı sıra Miryıldız, Alarko, Yıldırım Hol­ding, Abdi İbrahim gibi Türk şir­ketleri, uzun süredir Kazakis­tan’da farklı sektörlerde önemli yatırımlar gerçekleştirmekteydi. İki Kazak şirketinin aynı dönem­de Türkiye pazarına yönelmesi te­sadüf değil. Kaspi ve Freedom ya­tırımları artık iki ülke arasında­ki kurumsal bağların kalıcı olarak karşılıklı kurulmaya başlandığı­nın en önemli göstergeleri. Kaza­kistan’ın global ölçekte hem poli­tik hem ekonomik olarak ön plana çıkması bu eğilimin artacağını gös­termekte.

Gölgede kalan riskler

Bu tablonun gölgede kalan kı­sımlarını da not etmek gereki­yor. Her şeyden önce petrol ba­ğımlılığı yapısal olarak çözülmüş değil. Kişi başına gelirdeki artış kayda değer ama bu artışın ne ka­darı çeşitlendirmeye atfedilebi­lir sorusu hâlâ açık. Hammadde fiyatlarında sert bir düşüş, büt­çe dengesini sarsabilir. İkincisi, dış borçlanmayla finanse edilen yatırımların riskleri.

Özel sek­törün büyük ölçüde döviz cin­sinden borçlanıp tenge cinsin­den gelir ürettiği durumlarda kur şokları bilançolara çabuk yansır. Tenge şu an güçlü olsa da bu duru­mu destekleyen döviz girişi kon­jonktürel. Üçüncüsü, kurumsal sürdürülebilirlik ve kalite. Kaza­kistan’ın AIFC ve yabancı yatırım çekme çabaları çok olumlu. Yine de hukuki öngörülebilirlik konu­sundaki soru işaretleri büyük ku­rumsal yatırımcıların tam güve­nini kazanmış değil.

Kazakistan bugün bölgesinin yıldızı. Ekonomik kazanımlarını daha da katlayacak potansiyeli şu aşamaya kadar iyi değerlendirdi. Son dönem politika tercihleri ve idarecileri çağı yakalar nitelikte ve donanımlı kişiler. İki ülke arasında kurumsal bağların daha da artaca­ğını öngörmekteyim.

Kaynağa Git

İlgili Haberler