Ana içeriğe geç

AP Raportörü, İmamoğlu davasını izlemek için Türkiye'ye geliyor

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor "Türkiye, NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yaparken, demokratik geleceği Silivri'deki bir mahkeme salonunda şekilleniyor" açıklamasında bulundu

AP Raportörü, İmamoğlu davasını izlemek için Türkiye'ye geliyor
Gazete Oksijen
16

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı davaları takip etmek üzere İstanbul'a geleceğini açıkladı. Amor, "Türkiye, NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yaparken, demokratik geleceği Silivri'deki bir mahkeme salonunda şekilleniyor. Avrupa Birliği, sadece Ankara'ya odaklanmamalı" ifadelerini kullandı.

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Son gelişmelerin ciddiyeti göz önüne alındığında, Ekrem İmamoglu hakkındaki yarınki duruşmalara, İBB davası dahil katılmak üzere İstanbul'a seyahat ediyorum. Türkiye, NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yaparken, demokratik geleceği Silivri'deki bir mahkeme salonunda şekilleniyor. Avrupa Birliği, sadece Ankara'ya odaklanmamalı" açıklamasını yaptı.

Amor, sosyal medya hesabından, "İmamoğlu davasındaki son gelişmeler" başlıklı bir açıklamayı da paylaştı. Açıklama şöyle:

"İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, tutuklu olarak 1 yıl 3 aydan fazla süre geçirdi. İmamoğlu, 416 sanıklı toplu bir ceza davasında halen tutuklu bulunan 59 sanıkla yargılanıyor. İmamoğlu hakkında 142 ayrı suçlama bulunuyor ve iddia edilen bir suç örgütünün lideri olmakla suçlanıyor. Kendisine yönelik açılan çok sayıdaki ceza ve idari soruşturmadan yalnızca biri olan bu dava, zayıf suçlamalar ve adil yargılanma ilkeleriyle bağdaşmadığı öne sürülen ciddi usul eksiklikleri nedeniyle eleştirilirken, son gelişmeler bu kaygıları daha da artırdı.

Mahkeme heyeti, 1 Temmuz 2026 tarihinde, 9 Mart'tan bu yana devam eden ilk duruşma aşamasının 9 Temmuz'da tamamlanacağını açıkladı. Aynı gün, savunma avukatlarından biri henüz savunmasına yeni başlamışken mahkeme, savunma tarafına beyanlarını kısaltarak ertesi gün öğle saatine kadar tamamlamaları talimatını verdi. Oysa mahkeme daha önce, sanıklar ile avukatlarının içerik veya süre bakımından herhangi bir kısıtlama olmaksızın savunmalarını yapabileceklerini defalarca ifade etmişti. Bu tutum aniden değiştirildi.

2 Temmuz'da İmamoğlu ve avukatları, kalan sanıkların, İmamoğlu da dahil olmak üzere, 9 Temmuz'a kadar etkili bir savunma yapmasının mümkün olmadığını belirterek itiraz etti. Ayrıca daha önce İmamoğlu'nun, duruşmalarda ortaya konulan tüm iddialara cevap verebilmesi amacıyla savunmasını en son yapacağı anlaşılmışken, mahkeme herhangi bir gerekçe göstermeden bu sıralamayı değiştirdi ve İmamoğlu'nun savunmasını öne aldı. Savunma tarafı, mahkemenin ilk duruşma aşamasını neden 9 Temmuz'a kadar tamamlamak istediğine ilişkin ikna edici bir gerekçe sunulmadığını belirtti. Bunun yerine mahkeme başkanının talimatıyla İmamoğlu jandarma tarafından duruşma salonundan çıkarıldı. Bunun ardından duruşma daha da gergin bir hal aldı, bazı milletvekilleri ile savunma avukatları salondan çıkarıldı veya salona alınmadı. İmamoğlu'nun avukatlarından birinin duruşma salonundan çıkarılırken, bir diğer avukatı ise bir yılı aşkın süredir tutuklu bulunuyor. Savunma avukatları daha sonra duruşmayı terk etti.

Mahkemenin artık adil yargılama görüntüsünü dahi koruyamadığı, savunma hakkının ciddi biçimde zedelendiği belirtilmektedir. 142 ayrı suçlamayla yargılanan bir sanığın savunmasının, sonucun önceden belirlenmiş olduğu izlenimi yaratmakta, bu büyüklükte ve siyasi öneme sahip bir davada savunmanın usule ilişkin bir formalite değil, yargılamanın temel unsuru olduğu vurgulanmaktadır.

Üç ayrı dava

Bu kaygıların, İmamoğlu’nun 6 Temmuz 2026’da üç ayrı mahkemede hakim karşısına çıkacak olması nedeniyle arttığı belirtilmektedir. Bunlar; üniversite diplomasının iptaline ilişkin ceza davası, 19 Mart 2025’ten beri tutuklu bulunduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesi davası ve tutukluluğunun uzatılmasını amaçladığı öne sürülen 'casusluk' davasıdır. Uluslararası medya, diplomatik temsilcilikler, uluslararası kuruluşlar ve insan hakları kurumları 6-9 Temmuz tarihleri arasındaki duruşmaları yakından izlemeye çağrılmaktadır. Savunma süresinin aniden kısıtlanması, baş sanığın duruşma salonundan çıkarılması, avukatların ve seçilmiş temsilcilerin salondan uzaklaştırılması ve uzun tutukluluk halinin devamının, yargılamanın adilliği konusunda ciddi endişeler doğurduğu ifade edilmektedir.

Türkiye’nin demokratik geleceğini etkileyebilecek bu önemli davanın, uluslararası ilginin Ankara’daki tarihi NATO Zirvesi’ne yoğunlaştığı sırada hızlandırıldığı belirtilmektedir.

Türkiye’nin ortaklarının, özellikle Avrupa Birliği ve üye devletlerin, hukukun üstünlüğünü ikincil bir mesele olarak görmemesi gerektiği savunulmaktadır. Stratejik önem, demokratik meşruiyetin yerini alamaz. Demokratik meşruiyet ise temel hakları koruyan, adil yargılamayı sağlayan ve vatandaşların yöneticilerini seçme hakkını güvence altına alan bağımsız kurumlara bağlıdır. Demokratik bir Türkiye’nin yalnızca kendi vatandaşları için değil, Avrupa’nın ve daha geniş bölgenin istikrarı ve güvenliği açısından da daha güçlü ve güvenilir bir ortak olacağı ifade edilmektedir."

Kaynağa Git

İlgili Haberler