Ana içeriğe geç

Almanya’daki kirli lobi ağı deşifre oldu: İsrail yanlısı gruplar UNRWA fonlarını kestirmeye çabalıyor

Almanya’nın Filistinli mültecilere yardım sağlayan Birleşmiş Milletler kuruluşu UNRWA’ya verdiği destek, ülkede İsrail-Filistin savaşı sonrası en tartışmalı başlıklardan biri haline geldi. Rosa Luxemburg Vakfı için hazırlanan yeni bir rapor, Almanya’da İsrail yanlısı savunuculuk gruplarının UNRWA’yı itibarsızlaştırmak ve Berlin’in kuruma sağladığı fonları kesmesini sağlamak için yıllardır koordineli bir kampanya yürüttüğünü öne sürdü.

Almanya’daki kirli lobi ağı deşifre oldu: İsrail yanlısı gruplar UNRWA fonlarını kestirmeye çabalıyor
Karar
16

Almanya’nın UNRWA’ya sağladığı fonlar, Gazze, Batı Şeria ve komşu ülkelerde milyonlarca Filistinliye eğitim, sağlık ve insani yardım sağlayan kurum açısından kritik önem taşıyor. ABD’nin Ocak 2024’te yardımları durdurmasının ardından Almanya, UNRWA’nın en büyük hükümet bağışçısı konumuna geldi. İsrail'in önde gelen yayın kuruluşlarından Haaretz'de aktarılan verilere göre, Berlin, 2025’te kuruma 116,8 milyon dolar destek sağladı. Bu rakam, ikinci sıradaki Birleşik Krallık’ın katkısının yaklaşık 2,5 katı.

Ancak Almanya’da UNRWA’ya verilen destek, 7 Ekim saldırıları ve Gazze savaşı sonrasında giderek daha yoğun bir siyasi baskı altında.

RAPOR: AMAÇ UNRWA FONLARINI KESTİRMEK

Demokratik sosyalist çizgideki Rosa Luxemburg Vakfı tarafından yayımlanan raporda, İsrail yanlısı savunuculuk kuruluşlarının Almanya’da UNRWA karşıtı söylemi güçlendirmek için birlikte hareket ettiği iddia edildi.

Rapora göre bu ağın nihai hedefi, Alman hükümetinin UNRWA’ya sağladığı fonları sonlandırmak.

Çalışmada, kampanyanın izlerinin 2014’e kadar uzandığı ancak 7 Ekim saldırılarından sonra bu faaliyetlerin yoğunlaştığı belirtildi. Rapor, söz konusu grupların İsrail hükümetinin UNRWA’ya yönelik söylemiyle uyumlu politik argümanlar ürettiğini savundu.

HEDEFTE BUNDESTAG ÜYELERİ VAR

Raporda, Almanya’da dış yardım ve uluslararası kuruluşlara ayrılan bütçelerin parlamentoda müzakere edilmesi nedeniyle Bundestag milletvekillerinin bu kampanyanın ana hedeflerinden biri olduğu vurgulandı.

Buna göre bazı lobi kuruluşları, milletvekilleriyle özel toplantılar, parlamento bilgilendirmeleri, konferanslar ve İsrail’e düzenlenen seyahatler üzerinden doğrudan ilişki kuruyor.

Haberde görüşlerine yer verilen bir Sosyal Demokrat Parti milletvekili, bu ağın Almanya’da “radar altında” çalıştığını belirterek, siyasetçilerin ve gazetecilerin bu yapıya karşı çıkmaktan çekindiğini söyledi.

UN WATCH, NGO MONİTOR VE IMPACT-SE ÖNE ÇIKTI

Raporda, Cenevre merkezli UN Watch ile İsrail merkezli NGO Monitor ve IMPACT-se gibi kuruluşların, UNRWA karşıtı araştırma ve politika argümanları ürettiği belirtildi.

Bu kuruluşların hazırladığı içeriklerin Almanya’daki lobi grupları tarafından siyasetçilere ve kamuoyuna taşındığı ifade edildi.

Yeşiller Partisi’nde daha önce dış politika danışmanı olarak görev yapan siyaset bilimci Ilyas Saliba, bu yapıları “itibarsızlaştırma makinesi” olarak tanımladı.

ESKİ İNSAN HAKLARI YETKİLİSİ: TARTIŞMA KANITA DAYALI DEĞİLDİ

Almanya’nın eski İnsan Hakları Politikası ve İnsani Yardım Sorumlusu Luise Amtsberg, UNRWA tartışmasının Almanya’da kanıta dayalı yürütülmediğini söyledi.

Amtsberg, tartışmanın UNRWA’nın zor görev tanımının yeterince anlaşılmaması ve kanıtlanmamış suçlamalar üzerinden şekillendiğini belirtti.

İsrail, Ocak 2024’te UNRWA çalışanlarından bazılarının 7 Ekim saldırılarına karıştığını iddia etmişti. Bunun ardından Almanya dahil bazı Batılı ülkeler kuruma yeni fon sağlamayı askıya almıştı.

Daha sonra eski Fransa Dışişleri Bakanı Catherine Colonna başkanlığında yürütülen bağımsız inceleme, UNRWA ile terör örgütleri arasında sistematik bağ olduğuna dair kanıt bulunmadığını ortaya koymuştu. Raporda, İsrail makamlarının bazı iddialar için kanıt sunmadığı da belirtilmişti.

İSRAİL: KANITLARI ALMAN MAKAMLARINA SUNDUK

Haberde İsrail Dışişleri Bakanlığı’nın yanıtına da yer verildi. Bakanlık, UNRWA çalışanlarının Hamas bağlantılarına ilişkin kanıtların Alman makamlarına doğrudan iletildiğini savundu.

İsrail tarafı, bu kanıtlar arasında Hamas üyelik belgeleri, askeri kimlikler ve maaş kayıtlarının bulunduğunu ileri sürdü.

Böylece tartışmanın merkezinde, İsrail’in UNRWA’ya yönelik suçlamalarının ne ölçüde kanıtlandığı ve bu iddiaların Almanya’nın insani yardım politikasını nasıl etkilediği sorusu yer aldı.

ELNET VE İSRAİL SEYAHATLERİ TARTIŞMASI

Raporda en çok dikkat çeken kuruluşlardan biri European Leadership Network, kısa adıyla ELNET oldu.

2007’de kurulan ve zaman zaman “Avrupa’nın AIPAC’i” olarak nitelendirilen ELNET’in, İsrailli siyasi ve güvenlik elitleriyle Avrupalı karar vericiler arasında ilişki kurmaya odaklandığı belirtildi.

Rapora göre ELNET, özellikle yeni seçilen milletvekillerine ulaşmakta etkili. Bazı Alman milletvekilleri, ELNET’in yeni parlamenterlere İsrail’e tüm masrafları karşılanan haftalık program davetleri gönderdiğini anlattı.

Bir SPD milletvekili, bu gezilerin başlangıçta teknoloji, akıllı şehirler ve girişimcilik gibi daha az tartışmalı başlıklarla sunulduğunu, ardından İsrail-Filistin meselesine ilişkin daha politik içeriklerin gündeme getirildiğini söyledi.

NAFFO, DIG VE DİĞER KURULUŞLAR

Raporda, Berlin merkezli Nahost Friedensforum’un da 7 Ekim sonrası UNRWA karşıtı kampanyayı öne çıkaran yapılardan biri olduğu belirtildi.

Kuruluşun “UNRWA’ya alternatifler” başlıklı parlamento etkinlikleri düzenlediği, UNRWA’yı Hamas’a yapısal olarak bağımlı gösteren yayınlar hazırladığı ve Almanya’nın kuruma desteğinin kesilmesi gerektiğini savunduğu aktarıldı.

Alman-İsrail Topluluğu DIG de raporda yer verilen kuruluşlar arasında. Almanya Dışişleri Bakanlığı’ndan yıllık 540 bin avrodan fazla kamu desteği aldığı belirtilen DIG’in, 7 Ekim sonrasında UNRWA’ya yönelik eleştirilerini artırdığı ifade edildi.

DIG Başkanı Volker Beck ise raporu “propaganda broşürü” olarak nitelendirdi ve kuruluşun partiler üstü, siyasi olarak bağımsız bir sivil toplum örgütü olduğunu söyledi.

MEDYA ETKİSİ: BİLD VE WELT İDDİASI

Raporda, Almanya’da UNRWA karşıtı söylemlerin bazı büyük medya kuruluşları tarafından güçlendirildiği de savunuldu.

Özellikle Axel Springer grubuna bağlı Bild ve Welt gazetelerinin, İsrail yanlısı ve UNRWA karşıtı anlatıları büyüttüğü ileri sürüldü.

Rapora göre bu yayın organları, UN Watch ve IMPACT-se gibi kuruluşların materyallerini haberlerinde sıkça kullandı; buna karşılık UNRWA’nın yanıtlarına ve bağımsız inceleme sonuçlarına daha az alan verdi.

ANTİSEMİTİZM SUÇLAMASI BASKISI

Haberde görüşlerine başvurulan bazı Alman siyasetçiler, UNRWA’ya destek verilmesini savunan ya da İsrail’in Gazze politikasını eleştiren kişilerin kamuoyunda antisemitizm suçlamalarıyla karşılaşma riski nedeniyle çekingen davrandığını söyledi.

Bir SPD milletvekili, bu nedenle bazı parlamenterlerin UNRWA ya da uluslararası insancıl hukuk konusunda açık konuşmaktan kaçındığını belirtti.

Eski Yeşiller danışmanı Saliba ise Almanya’da İsrail yanlısı bir lobinin varlığından söz etmenin bile çoğu zaman antisemitizmle ilişkilendirilebildiğini, bunun da tartışmayı daralttığını savundu.

ALMAN HÜKÜMETİ: KARARLARIMIZI BAĞIMSIZ ALIYORUZ

Almanya Dışişleri Bakanlığı ise habere verdiği yanıtta, hükümetin UNRWA politikasını bağımsız analizlere ve doğrulanabilir bilgilere dayanarak belirlediğini söyledi.

Bakanlık, üçüncü taraflardan gelen bilgilerin ancak bağımsız şekilde doğrulanabildiği ölçüde karar alma sürecine katkı sağlayabileceğini belirtti.

Alman hükümeti ayrıca Colonna Raporu’ndaki reform tavsiyelerinin kapsamlı biçimde uygulanmasını ve etkilerinin sürekli izlenmesini desteklediğini kaydetti.

UNRWA İÇİN KRİTİK EŞİK

UNRWA, Gazze’de savaşın ve insani krizin derinleştiği bir dönemde finansal olarak büyük baskı altında. BM Genel Sekreteri António Guterres, kuruma yönelik yeni kesintilerin koşulları “kırılma noktasının ötesine” taşıyabileceği uyarısında bulunmuştu.

Almanya’nın en büyük bağışçı konumuna yükselmesi, Berlin’deki UNRWA tartışmasını yalnızca iç politika meselesi olmaktan çıkarıp Gazze’deki insani yardımın geleceği açısından da kritik hale getiriyor.

Rosa Luxemburg Vakfı’nın raporu, Almanya’da İsrail-Filistin politikasının yalnızca hükümet kararlarıyla değil; parlamento, medya, sivil toplum ve lobi faaliyetlerinin kesiştiği daha geniş bir güç alanında şekillendiğini ortaya koyan yeni bir tartışma başlattı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler