Ana içeriğe geç

İYİ Parti lideri Dervişoğlu’ndan Tandoğan çağrısı: ‘Bebek katiline özgürlük istenen bu kirli yolda önlerine barikat olacağız!’

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, yarın Ankara Tandoğan’da düzenleyecekleri “Bayrak Açıyorum” mitingi öncesi Cumhuriyet’e konuştu. Dervişoğlu, iktidarın Türkiye’yi “seçimin şeklen yapıldığı” bir düzene sürüklediğini kaydederek, “Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe bayrak açıyoruz. Bebek katiline özgürlük istenen bu kirli yolda önlerine barikat olacağız. Milletin evlatlarının katiline özgürlük istenirken meydanın boş olmadığını göstereceğiz” dedi.

İYİ Parti lideri Dervişoğlu’ndan Tandoğan çağrısı: ‘Bebek katiline özgürlük istenen bu kirli yolda önlerine barikat olacağız!’
Cumhuriyet
16

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin 27 Haziran’da Ankara Tandoğan Meydanı’nda düzenleyeceği “Bayrak Açıyorum” mitingi öncesinde Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı. Dervişoğlu, hem iç siyasette yargı eliyle muhalefete müdahale tartışmalarını, hem iktidarın “Terörsüz Türkiye” diye tarif ettiği yeni süreci, hem de ABD’nin bölgesel planlarını sert sözlerle değerlendirdi. Dervişoğlu, “Bayrak açıyorum” ifadesiyle yalnızca sembolik bir çağrı yapmadığını, ülkenin içinden geçtiği çok yönlü krize karşı siyasal bir itiraz hattı kurduklarını söyledi. “Bayrak açıyorum derken, milletimizin karşılaştığı bütün sorunlara bayrak açmaktan söz ediyorum” diyen Dervişoğlu, “Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, yoksulluğa, yolsuzluğa bayrak açıyorum. Tabii ki bebek katiline özgürlük istenecek mitinglere de bayrak açacağım. Türk milletini yok sayarak yürüdükleri süreç yolunda, milletin sessiz isyanına tercüman olacağız. Bu milletin evlatlarının katiline özgürlük istenirken meydanın boş olmadığını göstereceğiz. Milletin hukukunu, milletimizle birlikte Tandoğan’dan haykıracağız. Bu kirli yolda önlerine barikat olacağız. Milletimizin ferasetini unuttular, yarın Tandoğan’da onu hatırlatacağız” ifadelerini kullandı.

‘RAKİBİNİ ETKİSİZLEŞTİRMEK İSTİYOR’

Türkiye’de bugün yaşanan temel sorunlardan birinin siyasetin yargı baskısı altına alınması ve iktidarın “rakipsizleşme” yönünde adım atması olduğunu kaydeden Dervişoğlu, “Mümkünse rakibini belirlemek istiyor, değilse rakibini etkisizleştirmek istiyor. Her ikisi de demokrasiye ve millet iradesine saygısızlıktır. Kendisini iktidara getiren Cumhuriyete ve cumhura hakarettir” dedi. Bugün Türkiye’de hukukun üstünlüğünün değil “üstünlerin hukukunun” işlediğini söyleyen Dervişoğlu, iktidarın tüm bu hamlelerle toplumda “iktidar asla değişmez” algısı yaratmaya çalıştığını ifade etti. Dervişoğlu’na göre amaç, umutsuzluk duygusunu büyüterek itiraz eden seçmeni sandıktan uzaklaştırmak. Ancak bunun başarılı olmayacağını belirten Dervişoğlu, “Bunu ilk seçimde görecekler” dedi. Bu değerlendirmeyi tarihsel bir gönderme ile de güçlendiren Dervişoğlu, “Kadim Türk devlet geleneğinde çok güzel bir söz vardır: Töre konuşunca Han susar. Töre, o günün anayasasıdır, hukukudur, adaletin tecellisidir. Bugün geldiğimiz noktada ise maalesef Han konuştuğunda töre susuyor. Adaletin olmadığı yerde mülk, yani devlet ayakta kalamaz” ifadelerini kullandı.

‘İKTİDARIN HEDEFİ, SEÇİMİN ŞEKLEN YAPILDIĞI BİR DÜZEN’

Dervişoğlu, gelinen aşamada iktidarın nihai hedefinin “seçimin şeklen yapıldığı bir düzen” olduğunu savundu. “Buna rekabetçi otoriterizm deniyor” diyen Dervişoğlu, görünüşte sandığın ve çok partili hayatın varlığını sürdürdüğü, fakat muhalefetin ellerinin “siyasi yasak” ya da “kayyum” gibi yargısal araçlarla bağlandığı bir tablo tarif etti. Bu düzeni bir futbol benzetmesiyle anlatan Dervişoğlu, “İktidar, maça 3-0 önde başlamakla yetinmiyor; karşı takımın en iyi oyuncularını hakem kararıyla maçtan atmak, sahayı da rakibe dar etmek istiyor. Seçimi, milletin hür iradesinin tecelli ettiği bir demokrasi şöleni olmaktan çıkarıp, kendi iktidarlarını tescilledikleri bir onay ritüeline dönüştürme hevesindeler” diye konuştu.

Image

‘İKTİDAR KONTROLLÜ MUHALEFET İSTİYOR’

Dervişoğlu, iktidarın yalnızca baskı araçlarıyla değil, muhalefeti yeniden biçimlendirme girişimleriyle de siyaset alanını daraltmaya çalıştığını söyledi. Ona göre otoriter rejimlerin en fazla ihtiyaç duyduğu şey meşruiyet ve bu meşruiyetin günümüzdeki en işlevsel biçimlerinden biri “kontrollü muhalefet”. Dervişoğlu, “Çıplak zorbalık uzun süre ayakta kalamaz; ona demokratik bir makyaj lazımdır. Günümüz dünyasında bunun en ucuz, en işlevsel ve en sinsi versiyonu kontrollü bir muhalefetin, bir vitrin muhalefetinin varlığıdır. İktidar, karşısında şeklen bir rakip görmek ister ama o rakibin kendisini asla gerçek anlamda tehdit etmemesini de garanti altına almak ister. Bugün Türkiye’de yapılmak istenen mühendislik tam olarak budur. İktidar kimi karşısında görmek istiyorsa, rakip olarak onu dizayn ediyor” dedi.

‘BUNUN ADI, İKTİDARIN ÇİZDİĞİ OYUN ALANINA TESLİM OLMAKTIR’

Siyaset bilimindeki “hegemonya” kavramına gönderme yapan Dervişoğlu, gerçek tehlikenin yalnızca devlet aygıtının kontrol altına alınması olmadığını, asıl riskin iktidarın muhalefetin zihnine, diline ve sınırlarına hükmetmesi olduğunu söyledi. “Söylemi, kültürü ve sivil toplumu o kadar dar bir alana hapsedersiniz ki, gün gelir muhalefet bile sizin dilinizle, sizin belirlediğiniz kavramlarla konuşmaya başlar” diyen Dervişoğlu, bazı muhalefet aktörlerinin “aman iktidarı kızdırmayalım, aman şu mayınlı alana girmeyelim” yaklaşımıyla hareket ettiğini belirtti. İktidar medyasının bunu “ılımlı iklim”, “siyasi olgunluk” ya da “normalleşme” diye pazarladığını söyleyen Dervişoğlu, “Hayır. Biz bunun adını doğru koyalım: Bunun adı önü kesilmiş siyasettir. Bunun adı, iktidarın çizdiği oyun alanına teslim olmaktır” dedi. İYİ Parti olarak bu “demokrasicilik oyununu” reddettiklerini vurgulayan Dervişoğlu, Türkiye’yi “vitrin demokrasisine” mahkûm etmeyeceklerini söyledi. Baskı rejimlerinin rakiplerini “salam dilimleme” stratejisiyle, tek tek ve birbirinden yalıtarak çökerttiğini ifade eden Dervişoğlu, topyekûn bir saldırı yerine muhalefeti izole ederek etkisizleştirme yönteminin işletildiğini savundu.

Image

‘ATATÜRK’ÜN YIRTIP ATTIĞI KORİDORU YENİDEN KURMAK İSTİYORLAR’

Açılım sürecine yönelik konuşan Dervişoğlu, “Uluslararası ilişkilerde ve devletler oyununda ‘tesadüf’ diye bir kavram yoktur. ABD Başkanı Trump’ın, Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ı aynı zamanda Suriye ve Irak Özel Başkanlık Temsilcisi olarak ataması, sıradan bir bürokratik görevlendirme değildir. Washington yönetimi bu hamleyle dünyaya ve bilhassa Türkiye’ye çok net bir mesaj vermek-tedir: Ben artık Türkiye, Suriye ve Irak’ı birbirinden bağımsız ülkeler olarak değil; Kürt meselesi, enerji koridorları ve İsrail’in güvenliği bağlamında tek bir jeopolitik operasyon alanı olarak görüyorum” dedi. Bu yaklaşımın, emperyalizmin bölgeye da ilişkin yüz yıllık planlarının güncellenmiş bir versiyonu olduğunu belirten Dervişoğlu, Sykes-Picot ve Sevr göndermeleri yaparak Türkiye’nin güneyinde yeni bir koridor oluşturulmak istendiğini söyledi. “Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının çelikten iradesiyle yırtıp attığı koridoru yeniden kurmak istiyorlar” diyen Dervişoğlu, meselenin en yakıcı noktasının da burada, AKP iktidarının İmralı ile yürüttüğünü savunduğu pazarlıklarla kesiştiğini ifade etti.

‘BOMBALAR YIĞILIRKEN ‘GÖRMEZDEN GELİN’ TALİMATI VERİLDİ’

ABD ve bölgedeki ortaklarının Suriye ve Irak’ta PKK/YPG’yi meşru bir siyasi ve askeri aktöre dönüştürmeye çalıştığına işaret eden Dervişoğlu, “Peki Ankara’daki iktidar ne yapıyor? Bu emperyalist projenin sahadaki taşeronu olan terör örgütünün kurucu elebaşıyla, bebek katiliyle masaya oturuyor” dedi. “İşte asıl beka sorunu budur” diyen Dervişoğlu, beka meselesinin iktidarın bir seçim daha kazanıp kazanamayacağı değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin emperyalizmin harita mühendisliğine siyasi ömrünü uzatmak uğruna taşeronluk yapması olduğunu söyledi. Önceki çözüm sürecine işaret ederek o dönemde “Analar ağlamasın” denilerek toplumun kandırıldığını ifade eden Dervişoğlu, şehirlerin altına bombalar yığılırken güvenlik bürokrasisine “görmezden gelin” talimatı verildiğini öne sürdü. “Bedeli hendeklerde verdiğimiz şehitlerimiz oldu” diyen Dervişoğlu, Türk milletinin iktidarın kendi siyasi ikbali için devleti ikinci kez aynı trajediye sürüklemesine izin vermeyeceğini söyledi. İYİ Parti’nin vizyonunun Atatürk’ün “tam bağımsızlık” çizgisi olduğunu belirten Dervişoğlu, ne Washington’ın bölgeyi tek potada eriten tasarımlarına ne de Saray’ın İmralı ile kurduğu “kirli iktidar tezgâhına” geçit vereceklerini ifade etti.

Image

‘İKTİDARDA OLSAK BARRACK BİR DAKİKA BİLE GÖREVDE KALAMAZDI’

ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve aynı zamanda Suriye-Irak Koordinatörü olan Tom Barrack’ın açıklamalarına da ayrıca değinen Dervişoğlu, Barrack’ın sözlerini “tarihi geriye döndürme” girişimi olarak niteledi. Barrack’ın bu açıklamaları yaptığı sırada Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi için Strazburg’da bulunduğunu anımsatan Dervişoğlu, orada düzenlediği basın toplantısında “Biz iktidarda olsak Tom Barrack bir dakika bile o görevde kalamaz. İstenmeyen adam ilan ederiz” dediğini aktardı. Son 25 yılda Amerikan dış politikasının Ortadoğu’da hata üstüne hata yaptığını söyleyen Dervişoğlu, 25 yıl önce Irak işgalinin “bölgeyi demokratikleştirme” vaadiyle başladığını, ancak sonunda Irak devletinin altyapısının çöktüğünü, kanlı bir iç savaşın ve IŞİD gibi örgütlerin ortaya çıktığını anımsattı. “Şimdi de demokrasiler yerine müşfik monarşilerden bahsediyorlar. Anlıyoruz ki ABD ve Büyükelçisi de demokrasi tramvayından inmişler” ifadelerini kullandı.

‘‘DEVLET AKLI’ ERDOĞAN VE BAHÇELİ’NİN SİYASİ İKBALİ İÇİN UYDURULMUŞ VESAYET MEKANİZMASIDIR’

Dervişoğlu, iktidarın muhalefete dönük müdahaleleri “devlet aklı” ile ilişkilendirme çabasına da tepki gösterdi. “Devlet aklı” kavramının artık içi boşaltılmış bir siyasi aparata dönüştüğünü ifade eden Dervişoğlu, “Bugün devlet aklı diye tarif edilen şey, Erdoğan ve Bahçeli’nin siyasi ikbali için uydurulmuş hayali bir vesayet mekanizmasıdır” dedi. Kanunları yapan yerin de millet iradesini temsil eden TBMM olduğunu belirten Dervişoğlu, “Devlet aklını şahısların siyasi menfaatlerinde değil, bu hatta aramak gerekir. Kurdukları bu ucube rejim de esas olarak bu hattı etkisizleştiren, hedef alan bir rejimdir. Devlet olmanın faziletlerini ya da gereklerini tanımayan bu rejimde de, onun sahiplerinde de devlet aklı zaten olamaz” değerlendirmesini yaptı.

Image

‘PKK’YLA İŞBİRLİĞİ YAPMAKLA SUÇLAYAN İKTİDAR, BEBEK KATİLİYLE AYNI MASADA’

Cumhur İttifakı’na oy vermiş seçmen nezdinde İYİ Parti’nin konumuna ilişkin soruyu da yanıtlayan Dervişoğlu, seçmene “şu ya da bu partinin seçmeni” diye bakmadıklarını söyledi. Önceki seçim tablosunun artık geride kaldığını, önlerinde yeni bir seçim bulunduğunu belirten Dervişoğlu, “Pusulaya mührü vuruncaya kadar, şu ya da bu partinin seçmeni tarifi yapamayız artık. Milletimizin tamamına seslenen, tamamının sorunlarını dile getiren, çözümler üreten bir partiyiz” dedi. Son seçimlerde Cumhur İttifakı’na oy vermiş büyük bir seçmen kitlesinin bugün ülkeye ve siyasete farklı baktığını kaydeden Dervişoğlu, “Rakibini PKK’yla işbirliği yapmakla suçlamış bir iktidar, şimdi bebek katiliyle aynı masada. Emekli maaşı yoksulluk hatta açlık sınırının altına indi. Gençler mülakat mağduru, işsiz ve umutsuz. Emek hakkını, millet üretimden payını alamıyor. 2023’e göre Türkiye’de hayat çok daha zor. Bu gerçek ortadayken, seçmeni son seçimdeki tercihlerine göre kamplaştıramazsınız. Milyonlarca vatandaşımızın Cumhur İttifakı’na oy verme gerekçeleri ortadan kalktı” dedi. Dervişoğlu, “Biz böyle bakıyoruz ve milletimizin tamamına sesleniyoruz” diye konuştu.

‘BU KONU ERDOĞAN’IN SİYASİ NAMUSUNA EMANETTİR’

Seçimin zamanlamasına ilişkin değerlendirmesinde ise Dervişoğlu, “normal bir düzende” iktidarın ülkeyi yönetemediğini kabul edip tercihi yurttaşa bırakması gerektiğini, ancak bugün böyle bir tablonun söz konusu olmadığını söyledi. “Seçim erken mi olacak zamanında mı? İktidar kanadı şöyle bakıyor: Hangisi işimize gelirse” diyen Dervişoğlu, asıl meselenin anayasanın ve kanunun arkasından dolanılıp dolanılmayacağı olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday olmak istediğinin artık açık olduğunu ifade eden Dervişoğlu, adaylık yolunun da belli olduğunu söyledi. Buna göre Meclis’in erken seçim kararı alması gerektiğini vurgulayan Dervişoğlu, seçimin tarihine kısa süre kala alınacak bir kararın ise anayasa ve yasaların arkasından dolaşmak anlamına geleceğini savundu. “Bu konu muhatabının yani Sayın Cumhurbaşkanı’nın siyasi namusuna emanettir” dedi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler