Marmara Denizi’nde Balıkesir açıklarında meydana gelen 3.7 büyüklüğündeki deprem, bölgedeki fay hatlarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Kandilli Rasathanesi verilerine göre deprem, 16 Haziran 2026 saat 23.41’de Marmara Denizi’nde kaydedildi. Merkez üssü Balıkesir açıkları olarak belirtilen depremin büyüklüğü 3.7, derinliği ise 7.9 kilometre olarak açıklandı.
Sarsıntının ardından Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya hesabından dikkat çeken bir değerlendirme yaptı.
“KAF’IN GÜNEY KOLU’NDA GELİŞTİ”
Bektaş, depremin Kuzey Anadolu Fayı’nın Marmara’daki Güney Kolu üzerinde meydana geldiğini belirterek, bölgedeki uzun süreli gerilim birikimine işaret etti.
Bektaş paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“Marmara’da 3,7 deprem. Kendini 1935’ten beri gizleyen KAF’ın Güney Kolu’nda gelişti. 91 yıllık gerilim birikimi ve 1999 İzmit M7,4 depreminin batıya doğru yaptığı stres transferi birlikte değerlendirildiğinde, Güney Kol’da enerji birikiminin önemli ölçüde arttığı söylenebilir.”
1935 VURGUSU DİKKAT ÇEKTİ
Bektaş’ın açıklamasında özellikle “1935’ten beri” ifadesi öne çıktı. Paylaşımında Marmara’daki Kuzey Kol ve Güney Kol ayrımını gösteren bir haritaya da yer veren Bektaş, Güney Kol’daki sismik sessizlik ve uzun süreli gerilim birikiminin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Uzman ismin değerlendirmesinde, 1999 İzmit depreminin ardından Marmara’nın batısına doğru gerçekleştiği ifade edilen stres transferi de önemli bir başlık olarak yer aldı.
MARMARA’DAKİ FAY TARTIŞMASI YENİDEN GÜNDEMDE
Marmara Bölgesi, Türkiye’nin en aktif deprem kuşaklarından biri olan Kuzey Anadolu Fayı üzerinde yer alıyor. Bölgedeki sarsıntılar, özellikle İstanbul, Tekirdağ, Balıkesir, Bursa, Çanakkale ve Yalova çevresinde yakından takip ediliyor.
Balıkesir açıklarında meydana gelen 3.7 büyüklüğündeki deprem hasara yol açacak büyüklükte olmasa da, uzmanların Marmara’daki fay segmentlerine ilişkin uyarıları nedeniyle dikkat çekti.
Deprem uzmanları, küçük ve orta büyüklükteki depremlerin tek başına büyük bir depremin habercisi olarak yorumlanmaması gerektiğini, ancak fay hatlarındaki gerilim birikimi ve stres transferi gibi süreçlerin bilimsel olarak izlenmesinin önem taşıdığını vurguluyor.