Ana içeriğe geç

5 bin hakim ve savcının görev yeri değişti, Ankara atamaları dikkat çekti: Başkent adliyesi sil baştan

HSK’nin 2026 kararnamesiyle Ankara Adliyesinde kapsamlı bir kadro değişimi yapıldı. İstanbul’daki siyasi soruşturmalarda görev alan savcılar Ankara’ya atanırken, hukukçular bu hamleyi siyasi dosyaların tek elden kontrolü olarak değerlendiriyor.

5 bin hakim ve savcının görev yeri değişti, Ankara atamaları dikkat çekti: Başkent adliyesi sil baştan
Evrensel
16

İstanbul – Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), adli ve idari yargı 2026 yılı ana kararnamelerine ilişkin çalışmaları tamamladı ve adli yargıda 4 bin 608, idari yargıda ise 359 hakim ve savcının görev yerini değiştirdi. Atamalar arasında pek çok önemli isim dikkat çekerken esas değişiklik Ankara Adliyesinde yapıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcısı değişirken, başkente 10 yeni başsavcı vekili atandı, 14 başsavcı vekili ise başka yerde görevlendirildi.

Bu isimlerin yanı sıra Aliağa Cumhuriyet Başsavcısı Serkan Başaran, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcı Vekili Seyhan Köseoğlu Özbek, Antalya Cumhuriyet Başsavcı Vekili Gamze Almalı, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcı Vekili Burak Akguş, Adalet Bakanlığı İç Denetçisi Ekrem Karadere, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ahmet Şahin ile Ankara Cumhuriyet Savcıları Alper Türközmen, Arif Naci Sucuoğlu, Esra Gül Can, Ahmet Akdeniz ve Nuri Cavcav Ankara Cumhuriyet Başsavcı V ekilliğine atandı. 14 Ankara başsavcı vekili ise düz savcı olarak çeşitli görevlere atandı.

Önemli dosyalarda değişiklikler

Eğlence ve sahne dünyasındaki tanınmış isimlere dönük ‘uyuşturucu’ soruşturmalarını yürüten Savcı Ebubekir Efe’nin İstanbul Cumhuriyet Savcılığından Silivri cumhuriyet başsavcı vekilliğine atanması da dikkat çekti. CHP’li belediyelere yönelik operasyonların son halkası cuma günü Silivri Belediyesine yönelik operasyon olmuştu. Silivri savcılığının görev alanında, aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu pek çok siyasinin tutulduğu Marmara (Silivri) Cezaevi Kampüsü de yer alıyor.

Ekrem İmamoğlu’nun yanı sıra gazeteciler Merdan Yanardağ ile Necati Özkan’ın da dahil edildiği ‘casusluk’ iddianamesinde imzası bulunan Savcı Yasin Erkal İstanbul cumhuriyet başsavcı vekilliğine, aynı iddianamede imzası bulunan Savcı Kayhan Çetin Bakırköy cumhuriyet başsavcı vekilliğine, İmamoğlu’na “casusluk” davasının mahkeme heyeti üyesi Necati Sezer Çümen ise Gaziosmanpaşa Ağır Ceza Mahkemesi başkanlığına atandı. Bu isimlerin düz savcılıktan başsavcı vekilliğine atanması ‘ödül’ olarak değerlendiriliyor.

"İlk defa bu kadar fazla Başsavcı vekili değişikliği var"

Atamaları Evrensel’e değerlendiren Avukat Senem Doğanoğlu, Ankara tarihinde ilk defa bu kadar yüksek oranda bir başsavcı vekili değişikliği olduğunu söylüyor. Şehir dışından gelen atamaların İstanbul’da kurulan mekanizmanın çok benzerinin Ankara’da kurulacağına işaret ettiğini ifade eden Doğanoğlu, “Adalet Bakanı Akın Gürlek Ankara’yı adeta İstanbul’un bir kopyası haline getiriyor. Muhtemelen diğer kentler açısından da bu değişiklik geçerli. Birçok kentte zaten savcılık mekanizmasının dağıtıldığını, büyük ölçüde yeni görevlendirmelerin yapıldığını görüyoruz. Operasyon timlerinin oluşturulacağı bir sürece doğru gidiyoruz gibi görünüyor” diyor.

Avukat Senem Doğanoğlu | Fotoğraf: Evrensel

Avukat Senem Doğanoğlu | Fotoğraf: Evrensel

Vekil davaları da Ankara’da

Milletvekillerine ilişkin dosyaları gören Parlamenter Büronun Ankara’da olduğunu hatırlatan Doğanoğlu, “Sadece vekillik döneminde değil; milletvekilliği düşürüldükten sonra da hayat boyu Ankara’da yargılanacak bir dava süreci yaratıyor. Bu anlamda operasyonlar akla geliyor. İki ağır ceza mahkemesi başkanının değiştirilmesi; hem olası büyük operasyonlar için bir zemin hazırlamak hem de bundan sonra parlamenterlik süreci bittikten sonra da yargılanacağı yerin Ankara olmasıyla ilgili” ifadelerini kullanıyor.

"Yargı faaliyetlerinin tek elden kontrolü"

İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Ahmet Ergin de yeni atamaların yargıda yeni bir dizayn süreci olduğuna dikkat çekiyor. HSK’nin tamamen yürütmenin, Cumhurbaşkanının kontrolünde bir kuruma dönüştüğünü hatırlatan Ergin, “Dolayısıyla bu, Saray’ın yargı dizaynı anlamına gelir. Önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcısıyken İBB operasyonları, kayyım girişimleri ve aslında yargı eliyle iktidarın el değiştirmesini önleyecek ciddi hamlelerin mimarı olan Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olmasından sonra; artık bütün Türkiye’de yargı yine Saray iktidarının ihtiyaçlarına göre şekilleniyor” diyor.

Ahmet Ergin, Ankara Cumhuriyet Başsavcısının değişmesinin doğrudan CHP’ye yönelen operasyonlar ve dokunulmazlık dosyalarıyla ilintili olduğu görüşünde: “Çünkü Antalya’dan, İstanbul’dan ve ülkenin çeşitli yerlerinden Ankara’ya gönderilen dosyalar, yetki bakımından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisindedir. Şimdi bu dosyaların tamamının kontrolü de yeni başsavcıyla birlikte elbette Saray’ın elinde olacak.”

Gürlek’in bakanlığa atanmasının ardından bakanlığa bağlı 7 ayrı daire oluşturulduğunu hatırlatan Ergin, değişikliği şöyle anlatıyor: “Adalet Bakanlığı idari düzenleme kurumudur; idari işler yapar, yargısal faaliyetin bir parçası değildir. Bunun başsavcılık veya savcılık faaliyetinin bir parçası haline gelmesi yargıda yeni bir aşamadır. Bu tamamen yargısal faaliyetlerin tek elden kontrolü çabasının ürünüdür. Bu işin altyapısı da toplumda büyük bir beklentiye neden olan faili meçhul cinayetler, kadın cinayetleri, Gülistan Doku örneğinde olduğu gibi olaylar kullanılarak örülmüştü. Ancak yargı sadece iddia makamından veya sadece hükmü veren adli merciden ibaret değil. Savunma, her ne kadar yargısal faaliyetlerden dışlansa da mücadele edecek ve sonuçta kazanacak.”

10 Ekim davasına kritik müdahale

Atamalar arasında en çok dikkat çekenlerden biri de Türkiye’nin en büyük katliamlarından 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın görüldüğü mahkeme heyetine ilişkin. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Necati Görgülü, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi üyeliğine atandı. Dosyada 4. defa heyet başkanı değişirken zamanlama da dosya açısından oldukça kritik.

Mayıs ayında Türkiye’ye getirilen 10 IŞİD’li arasında 10 Ekim Katliamı ile doğrudan bağlantılı olan firari sanık Ömer Deniz Dündar da bulunuyordu. 30 Haziran’daki duruşmada sanığın dinlenmesi öngörülürken bir süredir dosyayla ilgilenen hakim davadan alınmış oldu. Dava avukatlarından Senem Doğanoğlu, “2016 kasımda başladı bu yargılama. 10 yıl içinde 4. başkan değişikliği olacak. Güncel ile ilişkisi olan bir dosyada, dosyaya yeni bir sanığın getirildiği bir aşamada, yani aslında yine 2015’e döndüğümüz bir süreçte, yeni atanacak olan ağır ceza başkanı dosyaya hangi yetkinlikle çıkabilecek? Dosyanın krizde olduğu, yeni bir eşikte olduğumuz bir aşamada bu değişiklik yapıldı” diyor.

HSK adım adım ‘aparat’laştırıldı

HSK son düzenlemelerle berabere 13 üyeden oluşuyor. Dört üye Cumhurbaşkanı tarafından atanırken 7 üye de TBMM tarafından seçiliyor. Adalet Bakanı doğrudan başkan, bakanlık müsteşarı ise tabii üye konumunda. Yani 13 üyenin 6’sı doğrudan Cumhurbaşkanlığı kontrolünde.

2017’deki anayasa değişikliği ile neredeyse tümüyle yürütmenin kontrolüne giren HSK, atama yoluyla yargı dizaynının da en temel aracı. 2017 referandumunun ardından kurulun üye sayısı yirmi iki asıl, on iki yedekten, on üçe düşürüldü, yedek üyelik ise kaldırıldı. En belirgin değişiklikse üye seçimlerinde oldu. Yargı mensupları doğrudan ya da dolaylı olarak seçim sürecine katılamaz hale getirildi. Böylece 1961 Anayasası’ndan itibaren yargı mensupları ilk kez üye seçiminden dışlandı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler