Haklarında başlatılan disiplin süreci ile ilgili İstanbul İl Başkanlığı'nda partililere ve vatandaşlara açıklama yapan Eski CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik kararın muğlak bir karar olduğunu kararı tanımadığını belirtti. Çelik yaptığı açıklamada şunları söyledi:
- "Bugün yaşanan mesele bugün yaşanan mesele bugün karşımıza çıkmış bir mesele değil. Bundan bir buçuk yıl önce bir darbe mekaniğini devreye soktular ve o darbe mekaniği ilk önce yerel operasyonlarla belediye başkanlarımızı tutsak etmeye başladı. Başlat baktılar ki Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar yürüyüşünü durduramıyorlar.
- Türkiye'nin birinci partisi bütün anketlerde birinci parti olma konumunu sürdürüyor. Bu sefer partimizin kurumsal kimliğine yönelmeye başladılar. Bugün İstanbul il başkanlığıyla ilgili Anadolu'daki çeşitli illerimizle ilgili ve kadın kolları genel başkanımızla ilgili bir disiplin sürecini başlattılar.
- Tamamen muğlak ifadelerden oluşan bir açıklama ne dediklerini kendilerinin bile anlamadığı bir açıklama bu yönüyle bu kararın hukuksuz bir karar olduğunu o butlan heyetinin yetkilerinin sınırlarını aşan bir karar olduğunu ve İstanbul il başkanı olarak bu kararı tanımadığımızı çok açık ve net olarak ifade etmek isterim.
- İster genel başkanlık, ister il başkanlığı, ister ilçe başkanlığı, isterse başka bir makam. Kimin hangi görevi yapması gerektiğine Cumhuriyet Halk Partisi'nin üyeleri ve delegeleri karar verir. Mahkeme kararlarıyla, siyasallaşmış yargının mahkeme kararlarıyla Cumhuriyet Halk Partisi dizayn edilemez. Cumhuriyet Halk Partisi kurultay delegeleri dört kez genel başkanımız Sayın Özgür Özel'i seçmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçilmiş genel başkanı Sayın Özgür Özel'dir."
"O SÜRECİ TAKİP EDİYOR OLACAĞIZ"
Özgür Çelik, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanvekili Nuri Aslan, Dilek Kaya İmamoğlu, Ahmet Özer partililer ve vatandaşlar CHP İstanbul İl Başkanlığına geldiler. Parti temsilcileri ile toplanan Çelik yaptığı açıklamada şunları söyledi:
- "İstanbul il binasındayız burada ilçe başkanlarımız, il yöneticilerimiz, kadın kollarımız, gençlik kollarımız ve parti yöneticilerimiz, partililer, yurttaşlar var. Ankara'dan geliyorum. Bugün günün erken saatlerinden Ankara'ya gitmiştik ve orada olağan üstü kurultay talebine yönelik delegelerin Anadolu'nun dört bir yanından noter den toplanan imzalarını İstanbul delegelerinin üzerinde bir tedbir kararı olduğu için onlarında bir kurultay niyet beyanını iletmek için Ankara'ya gitmiştik. Oradan Genel Merkeze İl Başkanlarımızla gittik.
- 74 il başkanı oradaydı ancak Türkiye'nin 81 ilinden İl Başkanlarının gelmediği alanlardan ilçe başkanları ve kurultay delegeleri oradaydı. Yani 81 ilimizden gelen, Cumhuriyet Halk Partisi'nin 2 milyon üyesini temsil eden, 81 ilimizden gelen il başkanlarımız, kurultay delegeleri, ilçe başkanları bir olağanüstü kurultay çağrısında bulundular. Bu ortadaki garabeti bir an önce sonlandırmak için bir olağanüstü kurultay çağrısında bulundular. O süreci takip ediyor olacağız.
"NEYE DAYANARAK BUNU SÖYLÜYORLAR"
- Ankara'dan İstanbul'a döndüğümüz esnada bir basın açıklamasıyla benim kadın kolu genel başkanımız, kadın kolu gençlik kolları genel başkanımız ve bir bölüm il başkanının bugün ihraç edildiğine yönelik bir basın açıklaması yapıldı. Çok muğlaklıklar ve çok çelişkiler var basın açıklamasında. Bazı yerlerde il başkanlarının ihraç edildiği, yerine başkalarının ataması yapıldığı, bazı yerlerde il başkanlarının görevden alındığı gibi bir takım muğlak açıklamalar.
- İstanbul'la ilgili İstanbul'da eski İstanbul İl Başkanı diye bir ifade. Neye dayanarak bunu söylüyor? Orada zaten bir tedbir kararı var diyor. Ama 45. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin tedbir kararından sonra İstanbul'da delegelerin imzasıyla bir olağanüstü İstanbul Kongresi yapıldı. Hatta o dönemde olağanüstü İstanbul Kongresi'ni durdurmak için 45. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne dava açanlar icra memuru gönderdiler. İcra memuru geldi.
- Ankara'da YSK toplandı ve kongre bir, bir buçuk saat gecikmeli olarak başlamak durumunda kaldı. Ve Ankara'da toplanan YSK heyeti, delegeler imzayı toplanmıştır, bu kongre yapılmalıdır demişti. Sonrasında 39. İstanbul Olağan Kongresi'ni gerçekleştirdik.
"OHAL VALİSİ GİBİ UYGULAMALARLA CHP DİZAYN EDİLEMEZ"
- Mahallelerden süzülerek delegeler seçildi, ilçe başkanları seçildi. Yeniden aday olduk ve herhangi bir rakibimiz yoktu. Bir kez daha seçildik. Şimdi 45. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararından sonra YSK'dan aldığım iki tane Mazbatam var benim şimdi. Nasıl bir eski il başkanlığı tanımlaması üzerinden bir değerlendirme yapıldı? Bunu kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Bu birinci boyut.
- İkinci boyut şu. Diğer il başkanlıkları ile ilgili de şöyle bir manzara var. Bazı illerde işte il başkanlığı görevden aldık şu kişiyi atadık böyle oldu falan bunlar bu yöntemlerle yapılamaz. Partinin ister eski tüzüğü ister 38. kurultaydan sonra gerçekleşen son tüzük kurultayında alınan kararlar bir ilde bir il başkanlığı istifa edebilir, vefat olabilir, görevden alınabilir, disipline sevk edilebilir. Bir il başkanında bir boşalma söz konusu olduğunda yönetim içeriden veya dışarıdan birisini seçer.
- Eğer yönetim kurulu da görevden alınmışsa ya da yönetim kurulunda da boşalma varsa 45 gün içerisinde kongreye gidilir. Şimdi nasıl olacak partinin kurallarını, teamüllerini, tüzüklerini, yönetmeliklerini hiçe sayarak sanki bir OHAL döneminde bir OHAL valisi gibi bunu buraya aldım bunu buraya koydum gibi uygulamalarla Cumhuriyet Halk Partisi dizayn edilemez. Cumhuriyet Halk Partisi mahkeme kararlarıyla dizayn edilemez.
"5 BİN POLİSİN ARKASINA SIĞINARAK GELDİLER"
- Buraya geçen yıl 8 Eylül günü bir mahkeme kararının arkasına saklanarak, 5 bin polisin arkasına saklanarak geldiler. Gençlerin suratına biber gazı sıktılar, kadınları yerlerde sürüklediler ve 5 bin polisle bu binanın içerisine girdiler. Geçtiğimiz ay Genel Merkeze plastik mermilerle, gaz bombalarıyla girdiler.
- Şimdi mahkeme kararlarının arkasına saklanarak parti teamüllerini yok sayanlar, Saray İttifakı'nın bir parçası olarak bu tür uygulamalarla Cumhuriyet Halk Partisi'nin birliğini, bütünlüğünü bozmaya çalışıyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi'ni geriletmeye çalışıyorlar. İstiyorlar ki Cumhuriyet Halk Partisi belli bir oranın partisi olsun, yüzde yirmilerin partisi olsun, yirmi beşlerin partisi olsun. Bir iktidar iddiası ortaya koymasın.
- Bir başka boyut, kadın ve gençlik kolları. Şimdi kadın kolu genel başkanını görevden aldık diye bir açıklama, gençlik kolu genel başkanını görevden aldık diye bir açıklama. Şimdi kurultaya, 38. Kurultay, İstanbul Kongresi'ne 38'inci kongre üzerinden bir dava açıldı. Yürüyen mahkeme süreçlerinden falan bahsediyorlar.
"ANKARA'DA BİR BUTLAN, İSTANBUL'DA BİR KAYYUM NEDEN ATANDI?"
- Tamamen siyasallaşmış yargının aldığı kararlardır bunun da altını çizmek isterim. Çünkü çok sayıda dava açıldı, hepsi reddedildi. En sonunda mumla arayarak İstanbul'da bir kırk beşinci asliye hukuk mahkemesi, Ankara'da bir bölge adliye mahkemesi buldular bu kararları çıkarttırdılar. Ancak kadın kolları, gençlik kolları ana kademeden bağımsız ilçe kongrelerini, il kongrelerini ve kurultaylarını yapıyor.
- Ana kademenin bütün süreçlerinden bağımsız olarak gençlik kolu ve kadın kolu kongreleri gerçekleşiyor. Hadi bir siyasallaşmış yargının mahkeme kararlarıyla bir takım yaptırımlar uyguladığınızı iddia ediyorsunuz. Peki gençlik kolları ile kadın kolları ile ne alakası var 38. kurultayın, 38. İstanbul İl Kongresi'nin? Kendi kurullarıyla seçile seçile gelmiş arkadaşlarımız.
- Bunun ötesinde bir de şöyle bir durum söz konusu. Burada bu meselenin tabi ki bugünkü boyutunu konuşabiliriz. Ancak Türkiye kamuoyunun bilmesi gereken çok önemli bir ayrıntı var. Bu kongreler neden iptal edildi? O kurultay neden iptal edildi? Neden iptal edildi? Ankara'da bir butlan, İstanbul'da bir kayyum neden atandı?
"CHP TÜRKİYE'NİN BİRİNCİ PARTİSİ OLUNCA MI ŞAİBE AKLINIZA GELDİ"
- Genel Başkan Sayın Özgür Özel'in seçildiği kurultay 2023 yılının Kasım ayında gerçekleşti. Benim seçildiğim İstanbul Kongresi 2023 yılının Ekim'inde gerçekleşti. İki gün YSK'ya itiraz süreci var, hiçbir itiraz yok. İki ay geçti aradan hiçbir itiraz yok. Bir yıl geçti hiçbir itiraz yok. Bir buçuk yıl geçti. Şimdi nasıl Cumhuriyet Halk Partisi yerel seçimlerde Türkiye'nin birinci partisi oldu?
- Bir buçuk yıl sonra çok manidar bir tarihte İstanbul Kongresi'ne ve kurultaya dava açtılar. O tarih 19 Mart 2025 tarihidir. Bakın şimdi Ankara'daki butlan heyeti, İstanbul'daki kayyum ya da siyasallaşmış yargının bu kararları vererek yargı eliyle siyaseti dizayn etmek isteyen mensupları, ortada bir şaibe vardıysa, delegelerin iradesi fesada uğradıysa, iki gün boyunca yasal itiraz süresinde neredeydiniz? İki ay boyunca neredeydiniz? Bir yıl boyunca neredeydiniz? Bir buçuk yıl boyunca neredeydiniz? Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin birinci partisi olduğunda mı şaibe aklınıza geldi?
"KURULTAY KARARI ALAMAYIZ ORTADA BİR MAHKEME KARARI VAR"
- Ve öyle manidar bir tarih ki 19 Mart 2025 Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alındığı gün bu neyin göstergesi? Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin birinci partisi olduğunda mı şaibe aklınıza geldi? Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin birinci partisi olduğunda mı şaibe aklınıza geldi? Türkiye'nin birinci partisi olunca bir darbe mekaniği devreye sokuldu ve bütün tuşlara aynı anda basıldı.
- Yerel yönetim operasyonlarıyla Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar yürüyüşünü durduramayanlar, Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal kimliğine saldırdılar. Bir buçuk yıl sonra açıldı bu davalar. Benim görev süremin bitmesine, Genel Başkan Sayın Özgür Özel'in görev süresinin bitmesine altı ay kala, zaten olağan kongre takvimi yaklaşmıştı. Hangi şaibeden bahsediyorlar? Bir buçuk yıl boyunca aklınız neredeydi?
- Şimdi bir mahkeme kararıyla oraya oturup milletvekillerini partiden ihraç etme çabası, Yargıtaydan üyeliklerini düşürme meselesi bir kere tamamen hukuksuz, parti meclisinin kararı olmadan milletvekilleri disipline verilemez. Tamamen hukuksuz uygulamalarla işine geldiği noktada tamamen parti tüzüğünü, yönetmelikleri, partinin 103 yıllık teamüllerini hiçe sayarak anlamsız anlamsız kararlar alıyorlar. Tüzük maddeleri uyarınca parti meclisi toplansın, kurultay kararı alacak parti meclisi. Efendim kurultay kararı alamayız parti meclisiyle çünkü ortada bir mahkeme kararı var.
"TÜRKİYE'Yİ EMPERYALİST GÜÇLERİN SÖMÜRGE ÜLKESİ HALİNE GETİRECEKLER"
- Delegeler imza verdi şimdi göreceğiz mesela. Ortada bir mahkeme kararı var biz olağanüstü kurultaya gidemeyiz diye ifadeler kullanıyorlar. İşine geldiğinde hukuksuz bir biçimde bir sürü uygulamayla milletvekillerini, il başkanlarını, parti yöneticilerini disipline sevk ediyorlar. İşine gelmeyen noktalarda ya efendim biz bir şey yapamayız mahkeme kararı var. Dolayısıyla burada yapılmak istenen şey çok açık ve nettir.
- Yargı eliyle siyaseti dizayn etmek istiyorlar ve üstelik emperyalist güçlerin desteğini arkasına alarak yargı eliyle siyaseti dizayn etmek istiyorlar. Bu toprakları emperyalist güçlerin sömürge devleti haline getirmek istiyorlar. Milletin önünden sandığı kaçırmak istiyorlar. Demokrasiyi askıya almak istiyorlar. Anayasal düzeni askıya almak istiyorlar. Hatırlayalım Amerika'ya gittiklerinde bugünkü Türkiye'nin azınlık iktidarı.
- Amerika'ya gittiklerinde ne dediler? Onlar bizden meşruiyet istemeye geldi biz onlara istedikleri meşruiyeti vereceğiz dediler. Çünkü artık sandıktan meşruiyet alamıyorlar. Aynı büyükelçi Tom Barrack Antalya'daki toplantıda ne dedi? Buralarda demokrasi çalışmaz dedi. Buraya hayırsever monarşiler lazım dedi. Yani buralarda bir demokrasiyi askıya alıp milletin önünden sandığı kaçırıp bir monarşi otoriter bir monarşi yönetimine sürükleyecekler. Türkiye'yi emperyalist güçlerin sömürge ülkesi haline getirecekler.
"HİÇ KİMSE UMUTSUZ OLMASIN"
- Bir emperyalist güçlerle işbirliği içerisinde olan bir azınlık iktidarı vardır ve o saray ittifakının parçası olanlar vardır. Bir zamanlar Cumhuriyet Halk Partisi'nde çok önemli görevler yapmış. Ama bugün o saray ittifakının bir parçası haline gelmiş olanlar vardır. Zaten bütün söylemleri de bunu apaçık ortaya döküyor. Adına ne diyorlar? İşte devlet haklı böyle istiyor.
- Devlet aklı Osmanlı coğrafyasında yeni bir düzen istiyor. Devlet aklı dedikleri şey nedir devlet aklı? Yeniden Erdoğan'ı bir kez daha cumhurbaşkanı seçtirmek. Emperyalistlerle işbirliği içerisinde bu topraklarda emperyalist güçlerin buraları sömürmesini sağlamak devlet aklı dedikleri şey. Kusura bakmayacaklar. Devlet dediğimiz şey üzerindeki insanlarla beraber 86 milyon yurttaşla beraber devlet.
- Ben bu ülkeye 30 yıl hizmet etmiş bir öğretmenin çocuğuyum. Bu devletin parası ile yetiştim. Ben bu ülkeye 25 yıldır aktif ticari yaşamın içerisindeyim vergi ödüyorum. Özgür Özel iki tane emekli öğretmenin çocuğu bu ülkeye hizmet etmiş. Ekrem İmamoğlu. Trabzon'un 20 haneli bir köyünden gelmiş bu kentte insanlara hizmet etmiş insanlarız biz.
- Devletle milleti karşı karşıya getirme çabası içerisinde dolayısıyla devlet biziz. Biz bu devletin yurttaşlarıyız. Yani emperyalist güçlerle işbirliği içerisinde bir devlet aklı tanımlamasıyla hiç kimse sandığı milletin önünden kaçıramaz. Buna izin vermeyeceğiz. Hiç kimse umutsuz olmasın.
"GENEL BAŞKAN ÖZGÜR ÖZEL'İ TESLİM ALAMADILAR"
- 8 Eylül'de bu binaya plastik mermilerle, gaz bombalarıyla girdiklerinde bu insanların hepsi yine buradaydı aha fazlası. Bakın şu anda Cumhuriyet Halk Partililer hatta Cumhuriyet Halk Partisi'ne hiç iyi olmayan yurttaşlarımız da var burada. Buradaydık teslim alamadılar bizi. Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, Genel Merkeze plastik mermilerle, gaz bombalarıyla girdiklerinde Genel Başkan Sayın Özgür Özel'i teslim alamadılar. Kararlılıkla mücadelesini sürdürüyor bir yürüyüşün içerisindeyiz. Hiç kimse umutsuz olmasın. Bu mücadele iki güç arasındaki bir mücadele.
- Ama bu iki gücü doğru tanımlamak lazım. Bir tarafta emperyalist güçlerin desteğini almış bir kişi onun yargısı bürokrasisi, tahakkümü altına aldığı medyası dahili ve harici yerli işbirlikçileri bu tarafta da millet var muhalefet var. Ne oldu? Genel merkeze butlan kararı açıklandıktan sonra bütün muhalefet partilerinin liderleri hızlı bir biçimde hepsi açıklamalar yaptılar. Genel merkeze gittiler. İstanbul binasına geldiler il başkanları ve bize destek oldular. Biz İstanbul'da yürüyüşler yapıyoruz.
- Türkiye'de siyasi yelpazenin en sağından en soluna kadar çok çeşitli siyasi partilerden yetkililer, yurttaşlar oraya geliyorlar ve destek oluyorlar. Çünkü bir şeyi görüyorlar. Milletin önünden sandığı kaçırmak isteyenler var onlar bir avuç insan. Türkiye'de de 86 milyon yurttaşımız. İstanbul'da da 16 milyon İstanbullu asla buna izin vermeyeceğiz. Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın.
"KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK"
- Neden bunu yapıyorlar biliyor musunuz? Korktukları için yapıyorlar. Korktukça saldırganlaşıyorlar. Korktukça saldırganlaşıyorlar. Çünkü gitmekten korkuyorlar. Kendilerini ve çevrelerindeki bir grup insanı zenginleştirdikleri için iktidarlarını kaybetmekten korkuyorlar. Ama korkunun ecele faydası yok. Er ya da sandık milletin önüne gelecek. Millet bu ceberrut iktidarı, bu karanlık anlayışı onların dahili ve harici hiçbir kişilerini, hepsini tarihin karanlığına gönderecek."
"BURADAYIZ, GÖREVİMİZİN BAŞINDAYIZ"
Çelik, "Bir yol haritası belirlediniz mi" sorusuna ise şunları söyledi:
- "Görevimizin başındayız. Partinin olağanüstü kurultayını gerçekleştirmesi için bugün 830 noterden ıslak imzalı ama 171 İstanbul il delegesinin de tabii ki tedbir olduğu için notere gitmediler. Kurultay talebini genel merkeze arkadaşlarımız iletti. O alanla ilgili bir on günlük bekleme süremiz var. Yani 45 gün içerisinde delegeler imzayı toplamışsa kurultay yapılmak zorunda.
- Şimdi yapılacak açıklamaları dikkatle takip edeceğiz. Bir on günlük süre var o alanla ilgili. On günlük zaman dilimi yani bizim genel başkanımız Sayın Özgür Özel ve il başkanlarımızın belirlediği bir on günlük süre var. Bu on gün içerisinde eğer olağanüstü kurultay kararı alınmazsa Cumhuriyet Halk Partisi bir yandan siyasi mücadeleyi sürdürürken bir yandan da hukuksal mücadeleyi sürdürecek gerekli adımları yasal adımları atacaktır. Bu birinci boyut. İkincisi şöyle bir soru var zihninizde onunla birlikte sorduğunuzu anlıyorum. İşte il binalarına gelinirse ne olacak? Biz buradayız, görevimizin başındayız. Şu anda ihraç edilen alanlardaki il başkanlarımız görevlerinin başında.
"BUNLARA BIRAKMAYIN DİYORLAR"
- Tabii ki bu binaların sembolik açıdan bir takım önemi var. Ama bizim için zaten il başkanlığı dediğiniz makam Güngören'in, Sultanbeyli'nin pazarları, İstanbul'daki sivil toplum kuruluşları, Silivri Cezaevindeki duruşma salonu, Vatan Emniyet Müdürlüğü, saha, sokak, yurttaşlar, biz ben şu koltuğa inanın şu güne kadar iki buçuk yıllık zaman dilimi içerisinde 15 kere oturmamışım.
- Misafirlerimi şurada karşılarım. Şu odaya da belki yüz kere girmemişimdir. Toplantılar için gelir giderim sadece. Toplantıların dışında biz sahada sokakta yurttaşlarla buluşuyoruz. Koltuk dediğiniz şey nedir ki? Hiçbir anlamı yok, hiçbir manası yok. Bakın bir koltuk hırsıyla bazı heyetler sadece bir koltuk sevdasıyla daha önceki açıklamalarıyla çelişen cümleler kurarak gidip o koltuklara oturanlar.
- Ben İstanbul İl Binası'nın önünde adaylığımı açıklarken iki buçuk sene önce şunu söylemiştim. Demiştim ki "sekiz yaşında bir çift kara lastikle geldiğim bu kente bana il başkanlığını layık görenlere teşekkür ediyorum" demiştim. Yirmi milyonluk, on altı milyonluk bir kente. Bu parti bana daha ne yapsın? Bu parti onlara daha ne yapsın? Onlar yıllarca bu partinin en onurlu makamlarında görev yaptılar onlar. Onlar milletvekilliği yaptı. Onlar parti meclis üyeliği yaptı. Bu parti onlara daha ne yapsın?
- Ama biz görevimizin başındayız derken bir koltuk meselesi değil bu. Oturmadığımız o koltuk değil. Mesele şu. Ben gün Güngören'in Bağcılar'ın pazarlarına girdiğim zaman yetmiş yaşında seksen yaşında teyzeler amcalar bizim sırtımızı sıvazlıyor. Oğlum sakın vazgeçmeyin diyor. Bak birinci parti oldunuz bir umut oluştu sakın bırakmayın diyor. Bunlara bırakmayın diyor. İnsanlar bize bir görev ve sorumluluk tanımlamış durumda.
"CUMHURİYET HALK PARTİSİ'NDE BİR BÖLÜNME YOKTUR"
- Benim şu anda ilçe başkanlarım burada. İl yöneticilerim burada. Kadın kolları, gençlik kolları burada. Sadece onlar değil sivil toplum kuruluşlarının, federasyonların, konfederasyonlarının İstanbul'un sivil toplum kuruluşları burada vatandaşın yurttaşın bizden beklentisi var. Genel başkanımız Sayın Özgür Özel'den umudu ve beklentisi var.
- 12 metrekare hücresinde dimdik ayakta duran Ekrem İmamoğlu'ndan bu toplumun beklentisi var. Bizim meselemiz koltuk değil. Onlarınki bir koltuk. Eğer onlarınki bir koltuk meselesi olmasaydı yıllarca yüzde 20 yada 25 bandına sıkışmış bir Cumhuriyet Halk Partisi yüzde 38'lik oy oranıyla Türkiye'nin birinci partisi olmuş.
- Yetmemiş 2024 yerel seçimlerinden bütün anketlerde Türkiye'nin birinci partisi sırf bir koltuk sevdası, koltuk hırsı ve tabii ki bir takım işbirlikleri onları da zaman içerisinde konuşuruz. Bir takım amaçlar için Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar yürüyüşünü kesintiye uğratmaya çalışıyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi'nde bir bölünme yoktur.
"BU KARANLIĞA TESLİM OLMAYIZ"
- Şimdi bütün yandaş medya kanalları efendim Cumhuriyet Halk Partisi ya işte bir araya gelinsin konuşulsun vesaire gibi bir takım algı yönetimleriyle Cumhuriyet Halk Partisi'nde bir bölünmeyi kamuoyuna empoze etme çabası içerisindeler. Cumhuriyet Halk Partisi'nde bir bölünme yok. Cumhuriyet Halk Partisi'nin İstanbul'daki 450 bin üyesinin tamamı Türkiye'nin birinci partisinin kadrolarının yanında.
- İstanbul'da 39 ilçe başkanı deklarasyon yayınladı. Bütün belediye başkanlarımız deklarasyon yayınladı. İBB Meclisi oy birliğiyle süreçte Özgür Özel'in Ekrem İmamoğlu'nun yanında olduğunu kararlaştırdı. Kadın kolları burada, gençlik kolları burada, CHP'de bir bölünme yok. Teslim olmuş bir avuç insan var sadece. Dolayısıyla bu mesele de Cumhuriyet Halk Partisi'nin iç meselesi falan değildir. Bu meselenin gerçek sahibi Ankara'da oturan bir kişidir.
- Yargıyı siyasallaştırmış, İstanbul yargı düzeninin içerisine önce bir klik yerleştirmiş, sonra o kliği Türkiye'ye yaymış, Ankara'ya taşımış bir kişidir bu işlerin sahibi. CHP'nin iç meselesi değildir. Sarayında oturan bir kişi yargı eliyle siyaseti dizayn etmek istiyor. Tekrar ifade ediyorum. Buradayız. Görevimizin başındayız. Genel başkanımız Sayın Özgür Özel görevinin başında kadın kollarımız, gençlik kollarımız, ilçe başkanlarımız, belediye başkanlarımız, her birimizin görevi devam ediyor. Hepimiz görevimizin başındayız. Biz bu karanlığa teslim olmayız."