Uluslararası Af Örgütü, Lübnan'da 2026 yılında artan çatışmalar sırasında yaşanan uluslararası hukuk ihlallerine ilişkin araştırma serisinin ilk raporunu yayımladı.
Raporda, İsrail ordusunun Lübnan'da uyguladığı toplu "tahliye" emirlerinin kapsamını önemli ölçüde genişlettiği, yüz binlerce kişiyi yerinden ettiği ve "geri dönmeyin" talimatlarıyla güney Lübnan'daki çok sayıda yerleşim yerine dönüşü engellediği belirtildi.
Araştırma kapsamında, İsrail ordusunun Arapça sözcüsünün sosyal medya platformu X hesabından 23 Eylül 2024 ile 31 Mayıs 2026 tarihleri arasında yayımladığı 447 emir incelendi. Ayrıca toplu tahliye emirlerinden etkilenen bölgelerde yaşayan 18 kişi ile bir insani yardım çalışanı olmak üzere toplam 19 kişiyle görüşüldü.
BM: Lübnanlılar güneydeki evlerine temkinli şekilde dönmeye başladı
YASAKLI BÖLGENİN KAPSAMI GENİŞLEDİ
Rapora göre İsrail ordusu, daha önce ilan edilen geri dönüş yasağı bölgelerini genişletti.
Uluslararası Af Örgütü'nün uydu görüntülerine dayandırdığı değerlendirmede, sınır hattındaki çok sayıda yerleşim yerinde yapıların tamamen yıkıldığı, ağır tahribatın iç bölgelere doğru yayıldığı ifade edildi.
Örgüt, 28 Kasım 2024'te yürürlüğe giren önceki ateşkes döneminde Lübnan topraklarının yaklaşık yüzde 4,6'sının geri dönüşe kapatıldığını, 2026 yılında ise bu oranın yüzde 6'ya çıkarıldığını kaydetti.
İsrail ordusunun yayımladığı haritada yaklaşık 600 kilometrekarelik kara ve deniz alanının "İleri Savunma Bölgesi" olarak tanımlandığı, 74 köyün listelendiği ve çok sayıda yerleşim yerine dönüşün yasaklandığı aktarıldı.
"TAHLİYE EMİRLERİ SİVİLLERE YETERLİ BİLGİ SUNMADI"
Raporda, yayımlanan toplu tahliye emirlerinin sivillere güvenli kaçış yolları, süreler veya riskler konusunda yeterli bilgi vermediği belirtildi.
Bazı emirlerin aktif çatışma bölgelerini kapsadığı, bazılarının ise çatışmalardan uzak alanları hedef aldığı ifade edilirken, insanların bilinçli karar verebilmesini sağlayacak yönlendirmelerin bulunmadığı vurgulandı.
Lübnan Sosyal İşler Bakanlığı verilerine göre 7 Haziran itibarıyla 1 milyondan fazla kişinin yerinden edilmiş durumda olduğu, yaklaşık 64 bin kişinin ise önceki ateşkes dönemine rağmen evlerine dönemediği kaydedildi.
AF ÖRGÜTÜ: BU DURUM SAVAŞ SUÇU KAPSAMINA GİRİYOR
Uluslararası Af Örgütü Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesel Direktör Yardımcısı Kristine Beckerle, İsrail'in güney Lübnan'da sivilleri yerinden ederek geri dönüşlerini engellemesinin Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'nin ağır ihlali niteliğinde olduğunu belirtti.
Beckerle, "İsrail güçleri, toplulukları zorla köklerinden koparmak ve Lübnan topraklarının geniş kesimlerini sivillere kapalı bölge ilan etmek yerine, Lübnan topraklarından derhal çekilmeli. Yerinden edilenlerin bölgelerine güvenli şekilde ve özgürce dönmesine izin verilmeli, İsrail hukuka aykırı olarak evlerini yıktığı siviller de dahil işlediği uluslararası insancıl hukuk ihlallerinden etkilenen tüm Lübnanlılara tazminat ödemeli." dedi.
Beckerle ayrıca, uluslararası topluma kalıcı ateşkes için çaba gösterme, hesap verebilirlik mekanizmalarını işletme ve İsrail'e silah transferlerini durdurma çağrısında bulundu.
İSRAİL: "TAHLİYELER ZORUNLU EMİR DEĞİL, TAVSİYE"
Uluslararası Af Örgütü'nün bulgularını paylaşmasının ardından İsrail ordusu da yazılı yanıt verdi.
İsrail ordusu, zorunlu tahliye emri verdiği yönündeki iddiaları reddederek sivillere yalnızca ön uyarı yapıldığını savundu. Açıklamada, yayımlanan bildirimlerin zorunlu emir değil "tavsiye" niteliğinde olduğu öne sürüldü.
Ayrıca Lübnanlı sivillerin evlerine dönmelerine yönelik herhangi bir yasak bulunmadığı iddia edildi.
Buna karşın İsrail Savunma Bakanı Israel Katz'ın, ABD ile İran arasında Lübnan'ı da kapsayan ateşkes haberlerinin ardından yaptığı açıklamada İsrail güçlerinin Lübnan, Suriye ve Gazze'deki güvenlik bölgelerinde kalmaya devam edeceğini söylediği hatırlatıldı.
YERİNDEN EDİLENLERİN TANIKLIKLARI
Raporda yer verilen tanıklıklar, bölgedeki yıkımın boyutlarını da ortaya koydu.
Çakra köyünde yaşayan ve güvenlik gerekçesiyle gerçek adı paylaşılmayan "Hala", Mart 2026'daki tahliye emrinin ardından köyün kısa sürede boşaldığını anlatarak, "Herkes benden önce gitmişti, mahalle bomboştu." dedi.
Nisan ayında kısa süreliğine evine döndüğünü belirten Hala, yeni tahliye emirlerinin ardından köyde yaşamın durma noktasına geldiğini ifade ederek, "Köyde hayat kalmadı. [Ateşkesten sonra] geri dönen birçok kişi tekrar gitti." diye konuştu.
Kfar Kila'dan "Selma" ise büyükannesinin cenazesi için köye dönebildiğini belirterek, "10 dakika süre verdiler. [İsrail'e ait] dron tepenizde uçuyor. Toparlanıp gidiyorsun, 10 dakika ağlayıp dönüyorsun, hepsi de size gösterdikleri yoldan oluyor." ifadelerini kullandı.
El Adise beldesinden Jumana da köyüne döndüğünde karşılaştığı manzarayı, "Yol yoktu. Kısa süre sürdüm ve birden kendimi açık alanda buldum. Yol buldozerle düzleştirilip bir tarlaya karışmıştı. Evler yıkılmış, binalar ortadan kaybolmuş, yollar yerle bir edilmiş, su, elektrik yok. Kimse köye dönmedi. Orada hayat kalmadı." sözleriyle anlattı.