Libya Ulusal Petrol Kurumu (NOC) ile Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), İspanyol enerji şirketi Repsol, Macaristan merkezli MOL, İtalyan enerji devi Eni ve QatarEnergy'den oluşan konsorsiyum arasında yeni bir açık deniz enerji arama anlaşması imzalanması Atina'yı alarm durumuna getirdi.
Bingazi'de pazartesi günü imzalanan anlaşma, Libya'nın doğusundaki Bingazi kentinin kuzeybatısında yer alan yaklaşık 10 bin 300 kilometrekarelik bir deniz sahasını kapsıyor.
Konsorsiyumda projenin operatörlüğünü üstlenen İspanyol Repsol yüzde 40 hisseye sahip bulunurken, TPAO da projede yüzde 40'lık eşit bir payı elinde tutuyor.
ANLAŞMA LİBYA İÇİN ÇOK KRİTİK
Pazartesi günü imzalanan anlaşma, Libya’nın yaklaşık yirmi yıl aradan sonra hidrokarbon arama çalışmalarını yeniden canlandırmaya çalıştığı ve ham petrol üretimini mevcut seviyesi olan günlük 1,3 ila 1,4 milyon varilin üzerine çıkarmayı hedeflediği bir dönemde gerçekleşti.
Bu ortaklık, siyasi istikrarsızlık ve petrol sektöründeki belirsizlikler nedeniyle uzun yıllardır kesintiye uğrayan uluslararası arama ve üretim faaliyetlerini yeniden canlandırmak isteyen Libya için stratejik bir adımı temsil ediyor.
Libya Ulusal Petrol Kurumu, yabancı enerji yatırımlarını ülkeye çekmek amacıyla hem karasal hem de açık deniz arama sahalarını kapsayan ruhsat ihale turunu 17 yıl aradan sonra ilk kez 2025 yılında yeniden açmıştı.
İmzalanan üretim paylaşım sözleşmesi, konsorsiyumun ruhsat ödülünden arama faaliyetlerine geçmesi için gerekli yasal çerçeveyi sağlıyor.
YUNANİSTAN TEPKİLİ
Arama bölgesinin Yunanistan'ın üzerinde hak iddia ettiği deniz alanlarıyla doğrudan çakışmadığı belirtilse de, Atina'da anlaşmanın siyasi ve stratejik sonuçları yakından takip ediliyor.
Yunan basını, Türkiye'yle gizli ittifak kurmakla suçladığı İspanya, İtalya ve Macaristan'ı hedef gösterdi. Buna göre Avrupa ülkeleri, Türkiye'yi 'gerekli bir kötülük' olarak görüyor.
Yunanistan'ın önde gelen gazetelerinden Kathimerini'nin haberine göre Yunan uzmanlar, anlaşmanın Türkiye'nin 2019 yılında Libya ile imzaladığı ve Yunanistan'ın uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunduğu deniz yetki alanları mutabakatı çerçevesinde somut kazanımlar elde etme çabasının bir parçası olduğunu düşünüyor.
Anlaşmada İspanya, İtalya ve Macaristan'dan şirketlerin yer alması da Atina'da endişeyi artırdı. Yunanistan'daki çevrelerin, bazı Avrupa Birliği ülkelerinin Türkiye'yi vazgeçilmez bir stratejik ortak olarak gördüğünü ve güvenlik kaygılarını ikinci planda tuttuğunu savunduğu kaydedildi.