Ana içeriğe geç

5 KRİTİK BAŞLIK! NATO Ankara'da yol ayrımında

ABD'nin rotayı Asya'ya çevirmesi ve Rusya tehdidi karşısında NATO, tarihinin en kritik zirvesine Ankara’da ev sahipliği yapıyor. Bir dönem "kötü çocuk" ilan edilen ancak değişen dünya dengeleriyle yeniden "vazgeçilmez müttefik" konumuna yükselen Türkiye; zirvede hem savunma sanayii gücüyle öne çıkıyor hem de ABD ile F-35 krizini aşacak CAATSA yaptırımlarının kaldırılması eşiğinde duruyor. Detayları Hürriyet'ten Gökçe Aytulu kaleme aldı...

5 KRİTİK BAŞLIK! NATO Ankara'da yol ayrımında
Cnn Türk
16

Avrupalı ya da Amerikalı herkesin ağzından aynı cümle duyuluyor: “Ankara Zirvesi diğerlerinden farklı önemde.” Peki neden öyle? Çünkü NATO bir yol ayrımında.

Türkiye belki de NATO’nun en kritik toplantısına ev sahipliği yaparken ittifakın şapkası çiçekle dolu değil.

EKSEN KAYMASI

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Masadaki en büyük sorun ABD’nin stratejik önceliğinin giderek Hint-Pasifik bölgesine kayması ve Avrupa’ya ayırdığı askerî kaynakların azalması. Büyük ayrışmanın temelinde bu var. Avrupa, artık güvenlikte ABD’ye bağımlı olamayacağı acı gerçeğiyle karşı karşıya.

PARA SİLAHA DÖNÜŞEMEDİ

NATO’nun asıl meselesi savunmaya bütçe ayrılması değil. Savunma harcamalarındaki artışın hızlı bir şekilde silaha dönüştürülememesi. O yüzden dünkü savunma sanayii forumu NATO için hayati önemdeydi. Genel Sekreter Rutte’nin ortak çalışma teklifi de bu durumu kanıtlıyor.

RUSYA PROBLEMİ

Şimdilerde NATO 3.0 konuşulsa da ittifakın 77 yıllık tarihinde değişmeyen temel bir problem var: Rus tehdidi! Rusya’nın askerî baskısı, sabotaj faaliyetleri ve hibrit tehditleri NATO’nun doğu ve kuzey kanatları için en büyük risk. Avrupa’nın bütün savunma planlaması bu tehdit üzerine inşa ediliyor.

5 KRİTİK BAŞLIK NATO Ankarada yol ayrımında

AVRUPA’NIN İKİLEMİ

ABD desteğini azaltırken Avrupa savunma sanayiinin mühimmat, hava savunması ve ağır silah üretim kapasitesinde yetersizlikler öne çıkıyor. Avrupa bir yanda hızlıca kendi savunma sistemini kurmak isterken diğer yanda Fransa gibi birkaç ülke Türkiye’nin bu konuda inisiyatif almasına karşı çıkıyor. Bu ikilemin aşılması için Ankara’da adım atılabilir.

UYGULAMA SORUNU

NATO’nun en büyük sorunlarından biri

savunma alanında alınan siyasi kararların uygulanmasını sağlayacak mekanizmanın çalışmaması. O yüzden Trump yönetimi her üye için adeta karne dağıtıyor. Bu, kısa vadede çözülecek bir sorun değil. Ama NATO’nun ortak planlama yapmasını engelliyor

KÖTÜ ÇOCUKTAN HAYATİ ÜYELİĞE

Çok değil birkaç yıl önce Avrupa ve Amerika’da Türkiye’nin NATO üyeliği ciddi şekilde sorgulanıyordu. Özellikle Rusya ile ilişkisi nedeniyle Türkiye ittifakın “kötü çocuğu” gibi görülmeye başlamıştı. Bu süreçte Rusya-Ukrayna savaşı, Suriye’de rejim değişikliği, Gazze katliamı ve İran-ABD çatışması yaşandı.

Dünya değişti, Avrupa değişti, yazılıp çizilenler de değişti. Ankara Zirvesi öncesinde Batı basınında Türkiye’nin NATO’da ne kadar kritik rol oynadığına dair neredeyse her gün bir yazı çıktı.

Mesela dün New York Times’ta “Tehditlere karşı NATO Türkiye’de yeni bir değer buldu” başlıklı bir yazı yayımlandı. Yazıda uzun uzun neden Türkiye’nin NATO üyeliğinin hayati önemde olduğu anlatılıyor.

Politico’daki bir yazıda da Türk savunma sanayiinin NATO’nun geleceği açısından nasıl kritik bir rol oynayacağı tartışılıyordu.

İşin ilginci Türkiye’ye dair her dönemde mesafeli duran yayınlarda da benzer bakış açısı var.

Mesela İngiliz Telegraph Türkiye’yi sorunlu ve güvenilmez bir müttefik olarak tanımlasa da zirveye ilişkin başyazısında “Türkiye Karadeniz, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu açısından NATO için vazgeçilmez olmayı sürdürecek, Avrupa buna göre plan yapmalı” diyor. Birkaç yıl önce aynı mecralarda “Türkiye NATO’dan çıkarılmalı” yazıları yazanlara ise rastlamak mümkün değil. Sanırım onlar da kendilerine olan inançlarını yitirdiler.

DERİN HASSAS VURUŞ KOALİSYONU

Ankara Zirvesi’nin en kritik başlıklarından biri Avrupa’nın yeni savunma arayışı. Trump’ın Almanya’da Tomahawk seyir füzeli taburu iptal etmesinin ardından “Rus tehdidine” karşı masadaki en somut seçenek bir uzun menzilli füze ittifakı.

İttifakın amacı 3000 kilometre menzile ulaşabilen “derin hassas vuruş” kapasitesine sahip silahlar üretmek.

İngiltere’nin önerisiyle masaya gelecek koalisyonda Almanya, Fransa, Ukrayna ve Hollanda’nın da adı geçiyor. Yarınki sonuç bildirgesine bu yönde bir hedef konulacak mı? Göreceğiz.

CAATSA, F35 SATIŞININ İLK ADIMI

ABD Başkanı Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaptığı görüşme sırasında CAATSA yaptırımlarının kaldırılacağını açıklaması çok önemli bir eşik.

Bu aynı zamanda F35 uçaklarının tekrar satın alınabilmesi için zaruri bir adım.

CAATSA yaptırımının gerekçesi Rusya’dan alınan S400’lerdi. Yaptırımların kalkması için Türkiye’nin S400 sisteminden feragat etmesi gerekiyordu. İki ülkenin bu konuda uzlaştığı anlaşılıyor.

Şimdi en kestirme çözüm Trump’ın, Kongre’ye bu konuda bir bilgilendirme yapıp yaptırımların kalkmasını sağlaması olabilir.

CAATSA aynı zamanda Türkiye’nin F35 programından dışlanmasına neden olmuştu. İkisi ayrı ancak bağlantılı süreçler.

Türkiye’nin F35 ortak üretim programına dönüşü daha zor bir ihtimal. Ancak CAATSA yaptırımlarının kaldırılması F35 satışının önündeki engeli de kaldırabilir.

Bunun için tek şart ABD Savunma Bakanlığı’nın Türkiye’nin artık S-400 sistemine sahip olmadığını yasal olarak onaylaması. Ondan sonra F35 satışı tekrar Kongre’ye gelebilir.

Türkiye açısından burada kritik nokta sürecin ABD ara seçimlerinden önce işlemesi. Çünkü Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre’de çoğunluğu kaybetme ihtimali hiç de düşük değil.

KUTUP YILDIZLARINI UNUTMAYALIM

Türkiye’nin 74 yıllık NATO üyeliğinin arkasında bize ait olmayan bir savaşa giden 15 bin Türk askeri ve 724 şehidin olduğunu herkes hatırlamayabilir.

Soğuk Savaş döneminde Rusya tehdidine karşı NATO’ya katılmayı isteyen Türkiye, üyeliğe giden en kestirme yol olarak Kore Savaşı’na katılmayı tercih etti.

Kore’nin bir tarafında Sovyetler Birliği ve Çin, diğer tarafında ABD savaşıyordu. Birleşmiş Milletler’in çağrısı üzerine Türkiye de savaşa asker yolladı.

Tuğgeneral Tahsin Yazıcı komutasındaki Türk tugayının adı “Şimal (Kutup) Yıldızı”ydı.

Savaşın bir cephesinde geri çekilme emri geç ulaştığı için Güney Kore ve Amerikan askerleri çekilirken Türk birlikleri Çinlilerle süngü süngüye savaşmak zorunda kaldı. Kutup Yıldızları binlerce kilometre uzakta kahraman ilan edildi. Ama çok şehit verdi. 200’ün üzerinde askerimiz esir düştü.

Türkiye’ye bu savaşla birlikte NATO üyeliği için bir “hızlı geçiş kartı” sunuldu.

NATO üyeliğine ilişkin kanun 18 Şubat 1952’de yürürlüğe girdi. Tartışmalı Kore Savaşı’nda barış görüşmeleri ise iki ay sonra başladı.

5 KRİTİK BAŞLIK NATO Ankarada yol ayrımında

NATO zirvesini konuşurken Kutup Yıldızlarını tekrar hatırlatmak boynumuzun borcu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler