“Terörsüz Türkiye” söyleminin Diyarbakır sokaklarında nasıl karşılık bulduğunu yerinde inceledik. Yıllarca çatışmalarla anılan kentte sessiz bir değişim yaşanıyor; yüzler gülmeye başlasa da bekleyiş hâlâ temkinli. Hendek olaylarıyla yıkılan Sur’da umut ve tebessüm yeniden görünürken, Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu “Bu bölgenin yaşadığı acılar dışarıdan bakılarak tam anlaşılamaz” diyerek empati çağrısı yaptı.
MAHMUT ÖZAY- Diyarbakır’ın bazalt taşlı dar sokaklarında, eski ağır sisin yerini umutlu ve temkinli bir iyimserliğe bıraktığını hissediyorsunuz. “Terörsüz Türkiye” hedefi; Hasan Paşa Hanı’ndaki çayın buğusunda, bir esnafın göz bebeğinde somut karşılık buluyor.
Tarihî Sur ilçesinde konuştuğum hemen herkes tek bir arzuda birleşiyor: İnşallah çoluk çocuğumuza huzurlu bir Türkiye bırakacağız. Çok acılar çektik. Kardeşlik havasında hepimiz elimizi taşın altına koyalım.
Elbette sürecin eksik yanlarını eleştiren bir kesim de var ama genel hava güçlü bir beklentiye işaret ediyor.
SÜREÇ KARŞILIK BULDU
2015’teki karanlık hendek olaylarında yıkılan ve küllerinden yeniden doğan Sur’un kalbinde, sokağın bu nabzını yanımıza alarak Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu ile bir araya geldik. “Terörsüz Türkiye” için ne söylemek istersiniz dediğimde, “Burada umutlu bir bekleyiş var” diyen Murat Zorluoğlu ekliyor:
Tabii silahın olmasını burada kimse istemiyor.
Silahların bırakılması ve toplumsal zeminin oluşturulması Diyarbakır’da ciddi bir karşılık buldu.
Toplum kesimlerinin kahir ekseriyeti bunun olumlu şekilde sonuçlanmasını arzu ediyor. Burada umutlu bir bekleyiş var.
İstanbul ve Trabzon penceresinden burada yaşayanları birebir bilmiyoruz. Bölge çok büyük acılar yaşadı. Meseleye empati yoluyla da bakmak lazım. İki taraf için de empati yapmak lazım.
Devletin kurumları, memurları çok büyük acılar yaşadı. Buradaki vatandaşlar 40 yıldır çok büyük acılar gördü. Dolayısıyla şimdi bütün bunları düzeltecek mekanizmalar devrede.
Toplumun politize olmamış geniş kitleleri çok olumlu karşılıyor.
ARTIK GERİ DÖNÜLEMEZ
Elbette buna karşı olanlar da var. Özellikle dağda çocuğu, yakını olan, ölenler var; o aileler var. Onlar ihtiyatlı ve mesafeli duruyorlar. “Biz ne elde ettik, böyle bir şey başlatıldı” diyerek ciddi şekilde eleştiriyorlar.
Ama bu geri dönülmez bir süreç duruyor. İki sebeple. Birincisi, zaten devlet bu süreci başlatmadan önce yurt içinde terör varlığını bitirdi. Teknolojik imkânlarla birlikte kafalarını çıkardıkları anda tepede bunları imha edecek teknolojiler var. Bu geçmişte yoktu.
80’ler, 90’lar… Bunlar yoktu. Bingöl’de çalıştım ben 90’larda, iyi bilirim o dönemleri. Şimdi o günler geçti.
İmkânlarımız çok daha ötesinde. Zaten kaçınılmaz olarak öyle bir süreç olmalıydı ve oldu. Diğer taraftan toplumsal destek anlamında, karşılıklı acıların giderilmesi noktasında doğru zaman.
Gerekli yasal düzenlemelerin yapıldığını da varsaysak bile burada hemen her şey bitmeyecek. İdeolojik olarak Kürt kimliğini çok önemsiyorlar. Burada bir tereddüt yok. Diyarbakır en çok politize olmuş şehir; bunu görmek lazım. Bu hemen bitmeyecek.
Buradaki mücadele biraz daha siyasal zemine, sivil toplum zeminine kayacak. Biz de bunu arzu ediyoruz. Normalleşme hemen olmaz. 40 yılda buraya gelinmişse, 5-10 sene daha normalleşmesi için zamanın geçmesi lazım.
Esnaf kaç senedir kepenk kapatmak zorunda kalmıyor. Bir emir geliyordu, açılmayacak deniliyordu. Oysa o dükkân adamın geçim kaynağıydı. Aileler tedirgin olarak çocukları okula gönderiyordu. Güvencesiz ortamda yatırımcı neden yatırım yapsın? Tarımla ilgili yaylalara kısıtlamalar vardı. Özetle, toplumun bütün kesimlerini engelleyen bir durumdu terör meselesi. O yüzden ciddi bir teveccüh var.
Geçiş döneminde doğru adımlar atılmalı. Bir rehabilitasyon süreci başlatılmalı. Terör ortadan kalktıktan sonra onun yerine geçebilecek mafya, çeteleşme, uyuşturucu gibi oluşumlara müsaade edilmemeli; büyük projelerle desteklenmeli. Devletle birlikte sivil toplum örgütleri de sürece dâhil olmalı. İnsanların kimliğiyle değil, ortak değerler üzerinden destekler olmalı. Bütün bakanlıkların, STK’ların, yerel dinamiklerin dâhil olduğu bir yapı kurulmalı. Bu olmazsa süreç istediğimiz sonucu vermez.