Ana içeriğe geç

ASO Başkanı Ardıç: Savunmadaki model sağlıkta da uygulanmalı

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, savunma sanayisinde kurulan planlı yapının, sağlık alanında da geliştirilebileceğini belirterek, "Güçlü bir koordinasyon ve yönlendirme yetkisine sahip, 'Sağlık Endüstrisi Başkanlığı' tıbbi cihazdan biyoteknolojiye, ilaçtan tıbbi yazılıma, sağlık teknolojilerinden sarf malzemelerine kadar geniş bir alanda kamu alımlarını, yerli üretimi, AR-GE desteklerini, yatırım teşviklerini ve ihracat hedeflerini tek bir vizyonda birleştirebilir" dedi.

ASO Başkanı Ardıç: Savunmadaki model sağlıkta da uygulanmalı
Dünya Gazetesi
16

ASO'nun haziran oda meclisi ile 2. ve 3. OSB müteşebbis heyet müşterek toplantıları, Oda binasında gerçekleştirildi.

Ardıç, burada yaptığı konuşmada, yılın ilk yarısında ekonomide risk algısının sürdüğünü, jeoekonomik ve politik kopuşların derinleştiğini, ekonomik karar alma süreçlerinin daha kırılgan hale geldiğini söyledi.

Dünya ekonomisini anlamak için büyüme rakamlarına, enflasyon oranlarına ya da merkez bankalarının faiz kararlarına bakmanın yeterli olmadığına işaret eden Ardıç, "Dünyada çok daha derin bir dönüşüm yaşanıyor ve bu dönüşümün merkezinde sanayi, üretim ve teknoloji var" diye konuştu.

"Üretimin yeri değiştiğinde, gücün merkezi de değişir"

Ardıç, 1990'da dünya imalat sanayiinden yüzde 3 payı olan Çin'in, bugün tek başına küresel üretimin yaklaşık üçte birini gerçekleştirdiğine dikkati çekerek, aynı dönemde ABD'nin payının 23'ten yüzde 16'ya, Japonya'nın payının yüzde 13'ten yüzde 5'e, Almanya'nın payının yüzde 9'dan yüzde 4'e gerilerken, Türkiye'nin payının ise yüzde 0,86'dan 1,3'e çıktığını aktardı.

Teknoloji üretme kapasitesi, yapay zeka, veri hakimiyeti ve kritik ham maddelere erişimin, yeni dönemin temel belirleyicileri haline geldiğini vurgulayan Ardıç, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu bir muhasebe tablosu değil, dünyanın güç ekseninin değiştiğini gösteren bir haritadır. Çünkü üretimin yeri değiştiğinde, gücün merkezi de değişir. Fabrikalar nereye kayarsa teknoloji orada birikir, tedarik zincirleri nereye bağlanırsa finans, lojistik, savunma ve diplomasi de oraya göre yeniden şekillenir. Bir zamanlar Atlantik dünyasının kontrolündeki üretim düzeni, bugün büyük ölçüde Asya-Pasifik eksenine kaymış durumda. Çin, ölçek ekonomisi, devlet destekleri, enerjiye erişim, lojistik kapasitesi, teknoloji yatırımları ve uzun vadeli sanayi politikasıyla dünyanın üretim merkezi haline geldi."

Ardıç, sanayisi olmayan bir ülkenin, ekonomisinin, diplomasisinin ve savunmasının uzun süre ayakta kalamayacağının altını çizerek, "Sanayisiz bir ekonomi, köksüz bir ağaç gibidir, gövdesi ne kadar heybetli görünürse görünsün, ilk sert fırtınada devrilir" ifadesini kullandı.

"Savunmadaki planlı yapı sağlıkta da geliştirilebilir"

Savunma Sanayii Başkanlığının planlama, yönlendirme, yerlileştirme ve tedarik politikalarının, dağınık duran kabiliyetleri ortak bir hedefe bağladığını ve güçlü bir yapı oluşturulduğuna değinen Ardıç, "Savunmada nasıl planlı bir yapı kurduysak, sağlıkta da aynı stratejik bakışı geliştirebiliriz. Güçlü bir koordinasyon ve yönlendirme yetkisine sahip, 'Sağlık Endüstrisi Başkanlığı' tıbbi cihazdan biyoteknolojiye, ilaçtan tıbbi yazılıma, sağlık teknolojilerinden sarf malzemelerine kadar geniş bir alanda kamu alımlarını, yerli üretimi, AR-GE desteklerini, yatırım teşviklerini ve ihracat hedeflerini tek bir vizyonda birleştirebilir. Böylece arz-talep dengesi daha sağlıklı yönetilir, kritik ürünlerde dışa bağımlılık azalır, firmalarımız ölçek büyütür, teknoloji geliştirir ve küresel pazarda daha güçlü bir konuma yükselir" şeklinde konuştu.

Ardıç, Türkiye'nin, sağlık alanında ihtiyaç duyulan, yetkin firma, üniversite, teknopark ve AR-GE merkezlerine sahip olduğunu belirterek, Sağlık Endüstrisi Başkanlığının bu konuda mimarlık görevi üstlenecek yapı olabileceğini ifade etti.

Güçlü ülkelerin tüketerek değil, üreterek yükseldiğini söyleyen Ardıç, şunları kaydetti:

"Zenginlik ithal edilmez, fabrikada, laboratuvarda ve atölyede inşa edilir. Türkiye'nin önünde bugün de aynı tercih durmaktadır. Bugün gördüğümüz tablo bize şunu söylüyor, sanayicinin kazanması, bir firmanın karından çok daha fazlasıdır. Sanayici kazandığında yatırım yapar, istihdam üretir, ihracatı büyütür, vergi öder, teknolojiye yatırım yapar ve ülkenin üretim gücünü ayakta tutar. O halde sanayiciyi ayakta tutmak, ülkemizin geleceğini teminat altına almaktır. Aslında ülkemizin elinde, güçlü bir potansiyel var, girişimcimizin cesareti, sanayicimizin emeği, gençlerimizin aklı. Bize düşen, bu gücü dağınık bırakmamak, onu tek bir hedefte, üretimde buluşturacak aklı ve iradeyi ortaya koymaktır."

Kaynağa Git

İlgili Haberler