Bostan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, artan talepler üzerine bağımlılıkla mücadele alanında çalışma yürütme kararı aldıklarını belirterek, Aralık 2013'te Prof. Dr. Mustafa Kemal Özsoy başkanlığında Bağımsız Yaşam Derneğini kurduklarını söyledi.
Bağımlılıkla mücadelenin rastgele yürütülemeyeceğini, bu alanın profesyonel bilgi gerektirdiğini, zaman içinde bağımlıları, ailelerini ve bağımlılık sürecini yakından tanıyarak kendi sistemlerini geliştirdiklerini belirtti.
"Aslında bize bu işi öğreten hastaların kendileri ve aileleri oldu. Adeta onlar bizim hocamız oldu, biz de onların talebesi olduk." diyen Bostan, elde ettikleri tecrübeler doğrultusunda kapsamlı bir rehabilitasyon sistemi oluşturduklarını, eğitim müfredatından günlük programa kadar her ayrıntıyı planladıklarını ifade etti.

- "Sokaklarda kimyasal bomba dolanıyor"
Kendilerine "Bu iş riskli, canınızı sokakta mı buldunuz?" şeklinde tepkiler verildiğini anlatan Bostan, "Bunlar ümmetin evlatları. Yarın bizim çocuklarımız da aynı duruma düşebilir. Birilerinin bu işe el atması gerekiyordu." dedi.
Derneğin ilk yıllarında müracaat edenlerin büyük bölümünü eroin bağımlılarının oluşturduğunu, başvuran her 10 bağımlıdan 6 ila 8'inin eroin kullandığını, kalan bölümün ise sentetik uyuşturcu ve alkol bağımlılarından oluştuğunu anlatan Bostan, "Bugün ise bize başvuran her 10 kişiden yaklaşık 8'i metamfetamin kullanıyor." diye konuştu.
Sentetik uyuşturucuların insan psikolojisini ve beyin yapısını ciddi şekilde değiştirdiğinin altını çizen Bostan, son dönemde yaşanan birçok şiddet olayının da bu maddeyle bağlantılı olduğuna değindi.
Bostan, uyuşturucunun artık yalnızca bağımlının değil bütün toplumun güvenliğini tehdit ettiğine dikkati çekerek, "Uyuşturucu toplumu tehdit ediyor. Yani herkes sokağında, mahallesinde patlamaya hazır bir bombayla yaşıyor. Bugün Gazze'ye bombalar yukarıdan atılıyor. Bizim bombalarımız evimizin içinde yaşıyor. Sokaklarda kimyasal bomba dolanıyor. Bunların hepsi kimyasal uyuşturucular, kimyasal bombalar bunlar." ifadelerini kullandı.
Sistemlerinde yaklaşık 10 bine yakın başvuru bulunduğunu ifade eden Bostan, tüm taleplere yetişebilmelerinin mümkün olmadığını dile getirdi.

- "Sanal kumarın yaygınlığı artıyor"
Bostan, özellikle teknolojik gelişmelerle sanal kumara erişimin kolaylaştığını, kumar bağımlısı sayısının arttığını ifade ederek, "Kumar bağımlılığı artık toplumun her kesimini etkileyen bir sorun haline geldi. Her meslekten insan kumara bulaşabiliyor." diye konuştu.
Cep telefonu üzerinden oynanan sanal kumarın birçok kişinin hayatını olumsuz etkilediğine işaret eden Bostan, kumar sebebiyle birçok hayatın karardığını vurguladı.

- "Ahlak eğitimi önce ailede başlamalı"
Bostan bağımlılığın önlenmesinde en büyük sorumluluğun ailelere düştüğünü, anne ve babaların çocuklarının hayatını yakından takip etmesi gerektiğini belirterek, "Anne baba çocuğunun hem polisi, hem jandarması, hem öğretmeni, hem hocası olmak zorunda. Her şeyiyle ilgilenmesi gerekiyor." dedi.
Çocuk eğitiminin yalnızca okullara bırakılmamasının, ahlak ve karakter gelişimine ilişkin eğitimlerin öncelikle ailede verilmesinin önemine değinen Bostan, "İstatistiksel verilere göre boşanmış aile çocuklarında bağımlılık çok var. İkinci olarak ise serbest yetiştirilen, şımartılan çocuklarda çok bağımlılık var." ifadelerini kullandı.
Bostan, sosyal medyanın ve dijital platformların gençleri uyuşturucuya ve kumara yönlendirebildiğini, özellikle bazı müzik türleri ve sosyal medya içeriklerinin gençleri bu dünyaya özendirdiğini ifade etti.
Bağımlı yakınlarının yaşadığı psikolojik yükün çoğu zaman göz ardı edildiğini, ailelerin her gün büyük korkular yaşadığını dile getiren Bostan, "Gece yatarken kendi kapısını, odasını kitleyip yatıyor insanlar. Öz evladından korkuyor insanlar. Bu ne demek ya? Yani sen öz evladından korkarak bir hayat yaşayabilir misin?" dedi.