Ana içeriğe geç

Dervişoğlu, Tunceli'de: 'Cemevi meselesi artık köklü bir sonuca ermelidir’

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Türkiye’de cemevi meselesi artık köklü bir sonuca ermelidir. Yaşayanın duasına, mevtaların huzuruna yorum yapmak kimseye düşmez. Türkiye laik bir devletse, o laikliğin gerekleri bellidir. Diyanet İşleri Başkanlığımıza düşen de aynı ruh ve inançla diyanet işlerini koordine etmesidir dedi.

Dervişoğlu, Tunceli'de: 'Cemevi meselesi artık köklü bir sonuca ermelidir’
Cumhuriyet
16

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve beraberindeki heyet, Tunceli'deki ziyaretleri kapsamında Türkmen Alevi Ocakları Birliği tarafından Tunceli Cemevi'nde düzenlenen On İki İmamlar Kurbanı ve Aşure Lokması Programı'na katıldı. Programda, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve On İki İmamlar için saygı duruşunda bulunuldu, ardından İstiklal Marşı okundu.

Dervişoğlu, burada yaptığı konuşmaya "Canlar, yarenler, dostlar, erenler, dedeler, analar; burada, inanç, ilim ve gönül erlerinin arasındayım. O yüzden büyük bir iç huzuruyla konuşuyorum. Bugün bu kutlu çatıda buluştuğumuz sizler, Asya’dan Anadolu’ya uzanan yolumuzun, silinmeyen ayak izlerisiniz. Yankısı devam eden seslerisiniz. Ne mutlu ki beni de bu birlikteliğe davet ettiniz, ortak ettiniz" diyerek başladı.

Tunceli'nin, Alevi-Bektaşi inancının kalbi olduğunu belirten Dervişoğlu, "Horasan Erenleri’nin ve Ocakların, Anadolu’daki ilk durağı Tunceli’dir. O sebeple, Anadolu ve Balkanlar’daki tüm Ocakların, Tunceli ile bağı vardır. Burası, büyük bir gönül ve medeniyet yürüyüşünün kutlu coğrafyasıdır. Az önce Gazi Derviş, Sarı Saltuk’un türbesindeydik. Tunceli’ye de Sarı Saltuk Köprüsü’nü geçerek geldik. Bu kutlu coğrafya, yüksek bir medeniyetin izleriyle, kıymetli bir tarihi mirası işaret ediyor" dedi.

"SORUNLARIN ORTADAN KALDIRILMASI İLAHİ BİR MECBURİYETTİR"

Ocakların ve cemevlerinin sorunlarını yakından bildiğini ifade eden Dervişoğlu, kimsenin, ocakların ışığını karartmasına, ateşini söndürmesine müsaade etmeyeceklerini söyledi.

Dervişoğlu, şöyle devam etti:

"Kimsenin, Anadolu’yu irfanıyla beslemiş ocaklara, hor bakmasına, hor görmesine sessiz kalmayız, kalamayız. Türkiye’de cemevi meselesi artık köklü bir sonuca ermelidir. Yaşayanın duasına, mevtaların huzuruna yorum yapmak kimseye düşmez. Türkiye laik bir devletse, o laikliğin gerekleri bellidir. Diyanet İşleri Başkanlığımıza düşen de aynı ruh ve inançla diyanet işlerini koordine etmesidir. Bu konuda yaşanan sorunları bildiğimiz gibi, çözümleri konusunda da hazırlıklıyız. Bu meseleyi siyasetin konusu olarak görmek istemediğimden, sözümü kısa tutuyorum.
Bu mesele siyasi bir mesele değildir. Uhrevi bir meseledir. O yüzden, sorunların ortadan kaldırılması da ilahi bir mecburiyettir. Ceylanı aslanla dost kılabilen bilgeliğin bize gösterdiği yol da budur. Tarihimizde ağır zamanlar vardı. Bir olup atlattık. Söndü sanılan ocağımız, cihanın her yerinde, her daim çoğalabildi. Yine yapabileceğimizi biliyoruz. Bugün yine bir yol kavşağındayız. Bu günleri aşacağımızı da biliyoruz.
Gelecekten ümit var olmamızın en büyük sebebi, tarihi gerçeklerimizdir. Erenler, babalar, alpler, dedeler, Horasan’dan Anadolu’ya, Anadolu’dan Balkanlar’a İlmi, irfanı, edebi yaydılar. Geyikli Baba, Kumral Abdâl, Abdâl Musa, Abdâl Murad, Sarı Saltuk, Taptuk Emre ve daha niceleri…
Her biri bu topraklarda, farklı yerlerde aynı inancı, aynı irfanı anlatıp, İnsanı toprak gibi işleyip, gönülleri cezbedip, kalplerde silinmez izler bıraktılar. Onlar, milletimizin manevi yol göstericileri, Karanlığın çöktüğü zamanlarda, kutup yıldızımız oldular."

"SİVAS'TA YAKILAN DA BİZİZ, BAŞBAĞLAR'DA VURULAN DA BİZİZ"

Bugün, Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli’nin, arslan ile ceylanı dost kılan hoşgörüsüne, "biz" demeye her zamankinden fazla ihtiyaç olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, "Çünkü biz kalabilirsek güçlenebileceğiz, biz kalabilirsek huzuru bulacağız. 10 Muharrem’de Aşure Günü’nde ifade ettim.
Burada da dile getirmek isterim ki biz, saraylarda Yezid olmaktansa, Kerbala’da Hüseyin olmakla şereflenenleriz. 'Zilletle yaşamaktansa izzetle ölmek daha hayırlıdır' diyen Hazreti Hüseyin’le gönül birliği etmişiz" diye konuştu.

Dervişoğlu, İslam dünyasının matem ayında olunduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

"Ancak Türkiye için de yakın tarihimizdeki felaketlerden kaynaklanan acılı günlerindeyiz. Milletimizin, bundan 33 yıl önce, 2 Temmuz’da Sivas’ta, 
5 Temmuz’da da Başbağlar’da yaşadığı acının izleri hala yüreklerimizde. Sivas’ta yakılan da biz, Başbağlar’da vurulan da biziz. Biz meseleye bu gözle, bu gönülle, bu inançla bakıyoruz. Vesileyle, kaybettiğimiz vatandaşlarımızı rahmetle anıyorum. Allah ülkemize ve milletimize bir daha böyle acılar yaşatmasın inşallah. Yaşananlardan ders alırsak, yolumuz düzlenir. Nice erenlerin, irfan kutuplarının el verdiği sizlerin arasında,
Af buyurun, hepimize reva görülen acılardan ikrah ediyorum. İkrah ediyorum çünkü, inanç inançla, fikir fikirle, dil dille hatta şehir şehirle, mahalle mahalleyle kavga etsin isteyenler var. Bu insanlığa kasıttır. Bu birliğe, beraberliğe, kardeşliğe ve Cumhuriyet’e düşmanlıktır. Bize ayırmadan sevmeyi, kucaklamayı emreden bir inancımız var. Bize, ayırmadan, bölmeden, birlikte yaşama imkânı sunan bir Cumhuriyetimiz var.
Bir olmanın, iri olmanın, diri olmanın tembihini, sözden harekete geçirmek zorundayız. Ya yabancı senaryo ve ajandaların nesnesi haline gelip, bölünüp parçalanacağız ya da Cumhuriyet’in hür fertleri olarak birlik ve beraberlik içinde yaşayacağız. İnsanoğlunun huzuru ve dünyanın barışı için ettiği o söze bugün o kadar ihtiyacımız var ki. Ne diyor Hünkar; 'Hiçbir milleti ve insanı ayıplamayınız'. Anadolu’ya ışık olan, 
Söz ve gönül mülkünün sultanı Hacı Bektaş-ı Veli, karşılıksız sevgi, hoşgörü ve saygıyı, tüm insanlığın ortak vasfı görmüştür. Bu yüzden her birimizin serçeşmesidir. Bu yüzden, hangi dinden, hangi mezhepten olursa olsun, herkesin hürmetle yad ettiği bir uludur. Ne mutlu o yoldan yürüyene. Ne mutlu o edeple terbiye olup, erkanını hayatının esası kabul edenlere. Kahrolduğum şey odur ki; bugün bizden sökülüp alınmaya çalışılan, yol, erkan ve edeptir. Canlar, erenler, dedeler, gönül dostları; Hünkar Hacı Bektaş’ın öğrettiği ile Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in hedefi aynıdır. Çünkü Cumhuriyet, fazilettir. Kimsesizlerin kimsesidir. Cumhuriyet, biz olmaktır. Cumhuriyet, bir olmaktır, iri olmaktır, diri olmaktır. Kul Fakır’ın dediği gibi, 'İyiler, iyiliği güder. Azgınlar, eğriye gider. İşleği, Şimir’den beter, ben, müminim dese gerek'. Bizler o iyiliği gütmeye devam edeceğiz. Dilerim hep birlikte, el ele yürüyeceğimiz bu yolda; Ali gibi cesur olalım. Horasan harcımız, hızır yoldaşımız olsun."

Programda, Türkmen Alevi Ocakları Birliği Kültür, Eğitim ve Sağlık Vakfı Genel Başkanı Ali Coşkun ile Tunceli Hacı Bektaş Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Ali Ekber Yurt da konuşma yaptı.

Türkmen Alevi Ocakları Birliği Kültür, Eğitim ve Sağlık Vakfı Genel Başkanı Ali Coşkun, Dervişoğlu'nu Onursal Genel Başkan olarak seçtiklerini bildirerek yakasındaki rozeti Dervişoğlu'na taktı. Dervişoğlu da teşekkür etti.

Programda semah yapıldı, lokma dağıtıldı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler