Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Suriye’nin Lübnan’a asker göndermeyeceğini ve bu yöndeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Şara’nın son çıkışı, Washington ile Şam arasında son haftalarda giderek belirginleşen görüş ayrılıklarını yeniden gündeme taşıdı. Aynı dönemde ABD’de Suriye’ye yönelik yeni şartların tartışılması ve Şara’nın Washington ziyaretine ilişkin belirsizliğin sürmesi dikkat çekti.
LÜBNAN KONUSU ‘SÖYLENTİ’
AFP’nin (Agence France-Presse) aktardığına göre Şara, Şam’da düzenlenen bir toplantıda Suriye’nin Lübnan’a girme niyeti bulunmadığını belirterek bu yöndeki haberleri “söylenti” olarak nitelendirdi.
Şara’nın açıklaması, son haftalarda Washington ile Şam arasında tartışma yaratan Lübnan dosyasını yeniden gündeme taşıdı.
Washington’da ise aynı günlerde Suriye’ye yönelik yeni şartlar gündeme geldi. ABD Senatosu Silahlı Hizmetler Komitesinin hazırladığı savunma bütçesi taslağına eklenen bir madde, Suriye Hükümeti’ne sağlanacak savunma desteğini ülkedeki yabancı savaşçıların silahsızlandırılmasına bağladı.
Taslakta ayrıca Suriye Demokratik Güçleri (SDG)’nin geleceği ve yeni Suriye Ordusu’nun yapısına ilişkin başlıklar da öne çıktı.
Lübnan dosyası son haftalarda Washington ile Şam arasındaki en önemli başlıklardan biri haline geldi. Reuters’in yayınladığı haberde, ABD’nin Hizbullah’ın silahsızlandırılması sürecinde Suriye’nin daha aktif rol üstlenmesini istediği bildirilmişti. Haberde, Suriye Ordusu’nun Lübnan’ın doğusuna konuşlandırılması seçeneğinin de masada olduğu belirtilmişti.
Şam yönetiminin ise bu seçeneğe mesafeli yaklaştığı kaydedildi. Suriye tarafı, ülkenin doğrudan bölgesel bir çatışmanın parçası haline gelmesinin yeni riskler doğuracağını ve mezhepsel gerilimleri artırabileceğini belirtti.

ŞARA’DAN PEŞ PEŞE MESAJLAR
Şara’nın son dönemde verdiği mesajlar da Lübnan konusunda temkinli bir çizgi izlediğini gösteriyor. Lübnanlı Dürzi Lider Velid Canbolat ile yaptığı görüşmede Suriye’nin Lübnan’ın iç işlerine müdahale etmeyeceğini vurgulayan Şara, Hizbullah ve Lübnan’daki Şii toplumuyla ilgili gerilimlerin geride kaldığını belirterek “yeni dönem” mesajı vermişti.
Şara ayrıca, “Eğer İran bir yenilgiye uğrasaydı, İsrail Ordusu bugün Şam’a girmiş olurdu; ben de İdlib’e gitmek zorunda kalırdım.” diyerek İran’ın tamamen tasfiye edilmesinin bölgedeki güç dengesini İsrail lehine değiştireceğine işaret etmişti.
AFP’ye yansıyan son açıklamalarla birlikte Şam yönetimi, son haftalarda üçüncü kez Lübnan’da doğrudan askerî rol üstlenmeye sıcak bakmadığı mesajını vermiş oldu.
‘ANKARA ARKA KAPI DİPLOMASİSİ YÜRÜTÜYOR’
Şam Hükümeti’ne yakın bir kaynağa göre Türkiye de Cumhurbaşkanı Şara’yı Lübnan’da Hizbullah’a karşı bir savaştan uzak tutmak için yoğun çaba sarf ediyor. Kaynağa göre Ankara, Hizbullah’ın tamamen ortadan kalkmasının İsrail’i bölgede daha güçlü hale getireceği görüşünde.
RUS ÜSLERİ DE MASADA
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın da bölge dengeleri açısından Lübnan dosyasında Şam’a özel bir rol biçtiği belirtiliyor. Washington’a gitmesi beklenen Suriye Lideri Şara ile yapılacak görüşmelerde, Lübnan dosyasının da gündeme gelmesi bekleniyor.
Lübnan dosyasında henüz istediğini alamayan Washington’un, Şara’nın önüne SDG, yabancı savaşçılar ve Rusya kartlarını sürerek baskıyı artırması bekleniyor. ABD Savunma Bakanlığı da Suriye Hükümeti’ne verilecek savunma desteğinin ülkedeki yabancı savaşçıların ve cihatçı unsurların silahsızlandırılmasına bağlı olacağını duyurdu. Karar, Washington’un Şam’a yönelik yeni şartlarından biri olarak değerlendiriliyor.
Ayrıca ABD, Suriye’nin kuzeydoğusundaki yapının geleceğine ilişkin net adımlar görmek isterken, Şam yönetimi süreci kendi önceliklerine göre yürütmeye çalışıyor.
Bir diğer başlık ise Rusya’nın Tartus ve Hmeymim’deki askerî varlığı. Son dönemde ABD Kongresinde Rus üslerinin geleceğine ilişkin tartışmalar yeniden gündeme gelirken, Şam yönetimi Moskova ile ilişkilerini tamamen koparmak yerine denge siyaseti izlemeyi tercih ediyor.
Böylece Lübnan’da başlayan görüş ayrılıkları, yabancı savaşçılar, SDG’nin geleceği ve Rus üslerine uzanan daha geniş bir gündemin parçası haline geliyor.