Yunanistan'da uzun yıllardır tartışma konusu olan Aleksandros Yotopulos dosyasında yeni bir gelişme yaşandı. Ülkenin en üst yargı organı olan Yunanistan Yüksek Mahkemesi'nin (Areios Pagos) ilgili dairesi, Yotopulos'un şartlı tahliyesine imkan tanıyan kararı bozarak dosyanın yeniden değerlendirilmesine hükmetti. Kararla birlikte, 17 Kasım terör örgütünün lideri olarak mahkûm edilen Yotopulos'un yeniden cezaevine gönderilmesi bekleniyor.
1944 doğumlu Yotopulos, 2002 yılında yakalanmasının ardından 17 Kasım örgütünün gerçekleştirdiği çok sayıda suikast ve saldırıyla bağlantılı olarak yargılanmış, 17 kez müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. Yaklaşık 24 yıl cezaevinde kalan Yotopulos, geçtiğimiz haftalarda şartlı tahliye edilmiş ve hakkında yurt dışına çıkış yasağı ile düzenli karakola imza verme gibi tedbirler uygulanmıştı.
SAVCILIKTAN İTİRAZ GELDİ
Ancak Yüksek Mahkeme Savcılığı, tahliye kararının hukuka uygun olmadığı görüşünü savunarak karara itiraz etti. Savcılık, Yotopulos'un çoklu müebbet hapis cezalarına ilişkin yasal olarak öngörülen asgari infaz süresini tamamlamadığını ve tahliyeyi haklı gösterecek koşulların oluşmadığını ileri sürdü.
Areios Pagos'un savcılık görüşünü kabul etmesiyle birlikte, daha önce verilen tahliye kararının iptal edilmesi ve Yotopulos hakkında yeniden yakalama işlemi başlatılması gündeme geldi. Yunan basını, kararın ardından emniyet ve adli makamların süreci hızla tamamlamasının beklendiğini aktardı.
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI'NDAN TEPKİ

Türkiye Dışişleri Bakanlığı, 17 Kasım terör örgütü lideri Aleksandros Yotopulos’un Yunan makamlarınca serbest bırakılmasına sert tepki göstermiş; Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Yotopulos’un 1991 yılında Türkiye’nin Atina Büyükelçiliği Basın Ataşesi Çetin Görgü’nün öldürülmesi, aynı yıl Büyükelçilik Müsteşarı Deniz Bölükbaşı’na yönelik suikast girişimi ve 1994 yılında Büyükelçilik Müsteşarı Haluk Sipahioğlu’nun öldürülmesi olaylarının azmettiricisi olduğu hatırlatılmıştı.
Açıklamada, 21 Mayıs’ta alınan tahliye kararının kabul edilemez olduğu vurgulanarak, söz konusu kararın şehit diplomatların hatırasına ve ailelerine yönelik büyük bir saygısızlık teşkil ettiği belirtilmişti.
Bakanlık açıklamasında şu ifadelere yer vermişti:
“Yurt dışında ülkemizi şerefle temsil etmiş diplomatlarımızı hedef alan suikast ve saldırıların azmettiricisi olan bu kalleş teröriste gösterilen hoşgörü, şehit diplomatlarımızın anısına ve ailelerine yönelik büyük bir saygısızlık olup, kabul edilemez niteliktedir. Yunanistan makamlarını terörle mücadeleye sekte vuracak adımlardan kaçınmaya ve hüküm giymiş teröristlerin cezalandırılması konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmeye çağırıyoruz.”
KAMUOYU İKİYE BÖLÜNDÜ
Karar, Yunanistan'da kamuoyunu da ikiye böldü. Bir kesim terör suçlarından hüküm giymiş bir kişinin serbest bırakılmasına başından beri karşı çıkarken, diğer kesim ise infaz hukukunun siyasi baskılardan bağımsız uygulanması gerektiğini savundu. Böylece 17 Kasım örgütüyle ilgili davalar, aradan geçen yıllara rağmen Yunanistan'ın en hassas gündem başlıklarından biri olmayı sürdürüyor.