ŞEHRİBAN KIRAÇ / NEFES
İmalat sanayinde çarklar iflasa ve batığa çalışıyor. İmalat sanayinde batık kredi miktarı son bir yılda yüzde 123 artışla 54 milyar 475 milyon liradan 121 milyar 788 milyon liraya fırladı. Sektörde kullanılan kredi miktarı da bir yılda yaklaşık 1.5 trilyon liralık artışla 5 trilyon 961 milyon liraya yükseldi. Sanayi sektörü ilk çeyrekte imalat sanayide kaydedilen yüzde 1.4’lük küçülmenin etkisiyle yıllık yüzde 0.8 daralarak büyümeyi 0.2 puan sınırlandırdı. Ve sanayi üretimi ilk çeyrekte büyümeyi sınırlandıran tek kalem olarak öne çıktı. 2025 birinci çeyrekte de sanayi yüzde 1.5 gerilemişti. Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) de mayısta yüzde 49.8 ile eşik değerin altında kaldı.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, 2025 Nisan döneminde reel sektörün kullandığı kredi miktarı 18 trilyon 772 milyar lirayken bu yılın aynı döneminde miktar yüzde 45 artışla 26 trilyon 261 milyar liraya yükseldi. Aynı dönemde takipteki kredi miktarı da 384 milyon 721 milyon liradan yüzde 83 artışla 704 milyar lirayı geçti. Bu yılın nisan ayında perakende sektöründe batık kredi oranı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 153 artışla 104 milyar lirayı aştı. İnşaat sektöründe ise takipteki kredi miktarı aynı dönemde 47 milyar lira civarından 57 milyar liraya yükseldi.
2021 SEVİYESİNE DÜŞTÜ
Türkiye İstatistik Kurumu’na göre, Mart 2025’te sanayide 4 milyon 872 bin 942 olan ücretli çalışan sayısı 132 bin 320 kişilik düşüşle Mart 2026’da 4 milyon 740 bin 622 kişiye geriledi. Böylece sektörde çalışan sayısı Kasım 2021’den bu yana en düşük seviyesini gördü. Bu yılın ilk çeyreğinde tasfiye olunacak kredilerin toplamı ise 814 milyar 748 milyon liraya yükseldi. Tasfiye olunacak kredilerin yüzde 17.6’sı toptan perakende sektörüne ait. Bu sektörde tasfiye olunacak kredi miktarı 143.5 milyar lirayı aşıyor. Tesfiye olunacak kredi büyüklüğünde ikinci sırada 76.4 milyar lira ile inşaat bulunuyor.
Sanayi yapısal darboğazda
Prof. Dr. Sinan Alçın’a göre, Türkiye sanayisi ciddi bir yapısal darboğazın içinde. Son iki yılı aşkın süredir PMI endeksinin eşik değerin altında olduğuna dikkat çeken Alçın, “Türkiye ekonomisi erken sanayisizleşme çıkmazıyla karşı karşıya. Benzer bir olay 1980’lerde tarım sektöründe yaşandı ve üretim dip yaptı. Kendi kendimize yeten bir çok tarım ürününde dışarıya bağımlı hale geldik. Türkiye sanayiden de hızlı çıkış sürecine girdi. 3 yılda baskılanan kur sektörlerin rekabet şansını ortadan kaldırdı. Sanayi sektörü nitelikli dönüşümü sağlayamadı. Teknolojik gelişmişlik düzeyinde geri kaldı. Bu sorunların ortadan kalkması için sanayide katma değerin artması, mevcut kur düzeninin değişmesi gerekiyor. Yapısal reformlar hayata geçirilmeli” ifadelerini kullandı.