Avrupa Birliği (AB), kültür, sanat ve medya sektörlerini desteklemek amacıyla yürüttüğü milyarlarca avroluk amiral gemisi fon programı Creative Europe (CREA) üzerinden Türkiye’nin egemenlik haklarını hedef alan skandal bir karara imza attı. Programın başvuru dokümanlarında yer alan "uygun ülkeler" listesinde yapılan son hukuki güncellemeyle, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon arama ve sondaj faaliyetleri kısıtlama gerekçesi olarak gösterildi ve Türk kurumlarının fona erişimi tamamen engellendi. Batı Asya’yı kana bulayan ve uluslararası hukuku hiçe sayan İsrail’e yönelik kısıtlamayı sadece ‘1967 öncesi işgal edilen topraklarla’ sınırlı tutması, AB’nin gerçek ortaklık vizyonunu ve "Mavi Vatan" doktrinine olan tahammülsüzlüğünü bir kez daha gözler önüne serdi.

MAVİ VATAN DOKTRİNİ HEDEF ALINDI
Kültür, sinema ve yaratıcılık projelerini fonlama maskesi altında yürütülen CREA programında, Türkiye’ye yönelik ambargonun gerekçesi AB dökümanlarındaki dipnotlarda tüm çıplaklığıyla itiraf edildi. AB Üye Devletlerinin Kıbrıs Rum Yönetimi ile dayanışma içinde hareket ettiğini belirten resmi metinlerde, Türkiye'nin kendi kıta sahanlığındaki haklı mücadelesi "izinsiz sondaj faaliyeti" olarak nitelendirildi.
AB Konseyi'nin daha önce aldığı kısıtlayıcı tedbir kararlarına atıfta bulunulan resmi dökümanda, Türkiye'nin Akdeniz’deki sınırlandırma anlaşmalarını ve çıkarlarını baltalamaya yönelik varlık dondurma ve seyahat yasağı gibi yaptırım mekanizmaları kültür fonu üzerinden devreye sokuldu. Bu hamleyle AB, kültür-sanat projelerini Türkiye’nin egemenlik haklarına karşı bir diplomatik şantaj aracı olarak kullandığını kanıtladı.
İSRAİL’E VAR, TÜRKİYE’YE YOK
AB'nin Türkiye'ye karşı sergilediği bu haksız ambargoya tezat olarak, uluslararası mahkemelerde soykırımla yargılanan İsrail’e yönelik tavrı Batılı değerlerin çöktüğünü bir kez daha kanıtladı. Kültür ve medya alt programlarında Avrupa genelindeki projeleri fonlayan sistem, İsrail’in başvurularına ve fona erişimine en ufak bir kısıtlama dahi getirmedi.

AVRUPA’NIN MÜTTEFİKİ İSRAİL
Filistin, Lübnan ve İran’da kültürel mirasa, üniversitelere ve sanatçılara yönelik sistematik saldırılarda bulunan İsrail yönetimi Brüksel tarafından "ayrıcalıklı ortak" olarak korunmaya devam ederken, Türkiye’nin meşru müdafaa ve enerji arz güvenliği adımlarının cezalandırılması AB’nin kimi dost olarak gördüğünü olduğunu açıkça ortaya koydu.
KÜLTÜR FONU ÜZERİNDEN SİYASİ KISKAÇ
Kasım 2025'te yapılan son hukuki güncellemeyle resmiyet kazanan ve Kasım 2026'ya kadar geçerliliği ilan edilen bu yaptırım, AB’nin sanat ve sinema endüstrisini nasıl bir ideolojik silaha dönüştürdüğünü belgeledi. "Yaratıcı İnovasyon Laboratuvarları" ve "Medya Özgürlüğü" gibi başlıklarla dünyaya özgürlük pazarlayan program, konu Türkiye’nin egemenlik hakları olunca Brüksel’in siyasi kıskacına alet edildi.