Belfast'ın Kinnaird Avenue bölgesinde meydana gelen saldırıda 40'lı yaşlarındaki Stephen Ogilvie ağır yaralandı. Yerel basına göre saldırıda sol gözünü kaybeden Ogilvie hastanede tedavi altına alındı. Olayla ilgili 30 yaşındaki Sudan doğumlu sığınmacı Hadi Alodid, cinayete teşebbüs, öldürme tehdidi ve bıçak bulundurma suçlamalarıyla mahkemeye çıkarıldı ve dört hafta tutuklu kalmasına karar verildi. Polis, saldırganın 2023 yılında Paris ve Dublin üzerinden Kuzey İrlanda'ya geldiğini, iltica başvurusunun ardından 2028'e kadar Birleşik Krallık'ta kalma izni aldığını açıkladı.

PROTESTOLAR ŞİDDETE DÖNÜŞTÜ
Belfast Live'ın aktardığına göre saldırının ardından Belfast'ın bazı bölgelerinde protestolar düzenlendi. Gösterilerin bir kısmı şiddete dönüşürken maskeli gruplar göçmenlerin yaşadığı düşünülen evleri hedef alırken, araçlar, otobüsler ve çöp konteynerleri ateşe verildi. Polis ve siyasi liderler sükunet çağrısı yaptı. Artan gerilim nedeniyle bazı okullar öğrencileri erken eve gönderirken, işletmeler kepenk indirdi, araç muayene randevuları ertelendi ve bazı kültürel etkinlikler iptal edildi.

AİLEDEN SÜKUNET ÇAĞRISI
Stephen Ogilvie'nin ailesi yayımladığı açıklamada saldırı nedeniyle büyük üzüntü yaşadıklarını belirterek, olayın göçmen karşıtı nefreti körüklemek için kullanılmamasını istedi. Aile, saldırı sırasında mağdura yardım eden vatandaşlara ve sağlık ekiplerine teşekkür ederken, "Gece boyunca yaşanan huzursuzluğu kesinlikle desteklemiyoruz. Barışçıl protesto tek çözüm yoludur" ifadelerini kullandı. Ayrıca ülkedeki göçmenlerin sağlık sistemi ve turizm gibi alanlarda önemli katkılar sağladığını vurguladılar.

IRKÇI ŞİDDET TARTIŞMASI
Uluslararası Af Örgütü de olayların ardından yaptığı açıklamada Belfast'ta yaşananları "şok edici boyutlarda ırkçı şiddet" olarak nitelendirdi. Kuruluş, siyasi liderlere ve güvenlik güçlerine nefret suçlarıyla mücadelede daha kararlı davranma çağrısında bulundu.
Polis Şefi Jon Boutcher, sosyal medya üzerinden yapılan kışkırtmaların olayları büyüttüğünü belirterek göçmenlik konusundaki tartışmaların siyasi kanallardan yürütülmesi gerektiğini söyledi.

GÖÇMEN KARŞITLIĞINA MI DÖNÜŞTÜ... BAŞBAKAN'DAN SİTEM: "KORKAKLIK"
Kuzey İrlanda Başbakanı Michelle O'Neill, "Maskeli gruplar aileleri evlerinden kaçmaya zorluyor. Bu düpedüz korkaklıktır" diyerek olayları sert şekilde kınadı.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer da yaptığı açıklamada, insanların kökenleri nedeniyle hedef alınmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.
El País'in değerlendirmesine göre, Kuzey İrlanda'da geçmişte mezhep çatışmalarıyla özdeşleşen sokak şiddeti son yıllarda giderek göçmen karşıtı eylemlerle ilişkilendiriliyor. Özellikle ekonomik sıkıntılar ve düzensiz göç tartışmaları bazı kesimlerde gerilimi artırırken, son olaylar Belfast'ta uzun süredir görülmeyen ölçekte bir toplumsal gerginliği yeniden gündeme taşıdı.

GÖÇMEN KARŞITLIĞI TARTIŞMASI İNGİLTERE'DE DE YAŞANDI
Irkçılıkla yanlış bir şekilde suçlanan ve kendisini bıçaklayan adam tarafından tutuklanan Henry Nowak'ın tutuklanma görüntüleri, katilinin ömür boyu hapis cezasına çarptırıldığı gün olan 1 Haziran Pazartesi günü yayınlandı. Aşırı sağ tarafından hemen ele alınan bu dava, İngiltere'de artan kimlik gerilimleri döneminde polis eğitimine ilişkin soruları gündeme getiriyor.
"BIÇAKLANDIM" DESE DE KELEPÇELENİP GÖZALTINA ALINDI
Aralık 2025'te yaşanan olayda Henry Nowak, Sihlerin törensel hançeri olan kirpanla beş kez bıçaklandı. Ancak saldırgan Vickrum Digwa, olay yerine gelen polislere Nowak'ın ırkçı bir saldırının faili olduğunu söyledi. Ağır yaralı halde yerde yatan genç, "Bıçaklandım" demesine rağmen polis tarafından kelepçelenerek gözaltına alındı. Görüntüler, katilin 1 Haziran 2026'da ömür boyu hapis cezasına çarptırılmasının ardından yayımlandı.
Mahkeme, saldırı öncesinde herhangi bir ırkçı kavga yaşanmadığına hükmetti ve saldırganın polise yalan söylediğini ortaya koydu. Olayın ardından Southampton'da protestolar düzenlenirken, aşırı sağcı aktivist Tommy Robinson'ın çağrısıyla toplanan kalabalık ile polis arasında gerginlik yaşandı.

POLİS EĞİTİMİ VE IRKÇILIK TARTIŞMASI
Cinayet sonrası yayımlanan görüntüler, İngiltere'de polis teşkilatında uygulanan çeşitlilik ve ırkçılık karşıtı eğitimleri yeniden tartışmaya açtı. Muhafazakâr basın ve bazı siyasetçiler, görevli polisin "ırkçı görünme endişesiyle" yanlış değerlendirme yapmış olabileceğini savundu.
Reform UK lideri Nigel Farage olayın adalet sisteminde çifte standart iddialarını güçlendirdiğini öne sürerken, Başbakan Keir Starmer polis müdahalesinin tüm yönleriyle incelenmesini istedi. Henry Nowak'ın ailesi ise tartışmaların merkezinde bir ideolojik mesele değil, bir cinayet olduğunu vurguladı.

İTALYA'DA DÖRT GÖÇMEN İŞÇİ ARABADA YAKILARAK ÖLDÜRÜLDÜ
İngiltere'deki olayın yankıları sürerken, İtalya'nın Calabria bölgesindeki Amendolara kasabasında yaşanan başka bir cinayet Avrupa'yı sarstı. Üçü Afganistan, biri Pakistan kökenli dört tarım işçisi bir otomobilin içinde diri diri yakılarak öldürüldü.
Güvenlik kamerası görüntülerinde iki kişinin aracın üzerine yanıcı madde döktüğü ve içeridekilerin kaçmasını engellemek için kapıları kapattığı görüldü. Olayla ilgili iki Pakistanlı erkek tutuklanarak cinayetle suçlandı.
Araçta bulunan yedinci kişi saldırıdan kurtuldu. Tanığın ifadesine göre işçiler yaptıkları tarım işinin ücretini talep etmiş, ayrıca kendilerini taşıyan kişilere ek para ödemeyi reddetmişti. Soruşturma, cinayetin bu anlaşmazlık sonrasında işlendiği ihtimali üzerinde duruyor.

GÖÇMEN İŞÇİLERİN SÖMÜRÜLDÜĞÜ SİSTEM YENİDEN GÜNDEMDE
İtalyan basınına göre tutuklanan şüpheliler, Güney İtalya'da yaygın olan "caporale" sistemi içinde faaliyet gösteriyordu. Bu sistemde aracılar göçmen işçileri tarım işletmeleriyle buluşturuyor, ulaşım ve barınma sağlıyor ancak ücretlerinin önemli bölümünü kesiyor.
CGIL sendikasının verilerine göre Calabria'daki göçmen tarım işçilerinin yalnızca yüzde 30'u resmi sözleşmeyle çalışıyor. Birçoğu düşük ücretler ve kayıt dışı koşullarda istihdam ediliyor.

MAFYA VE MİLYARLARCA EUROLUK KAYIT DIŞI EKONOMİ
İtalyan gazeteleri, Calabria merkezli mafya örgütü 'Ndrangheta'nın tarım sektöründeki iş gücü ağlarında etkili olduğunu aktarıyor. Sendikalar ve insan hakları kuruluşları, göçmen emeğinin sömürülmesinin yalnızca aracılarla sınırlı olmadığını, sistemin farklı düzeylerde destek gördüğünü belirtiyor.
İtalyan basınında yer alan verilere göre tarım sektöründeki yasa dışı işçi aracılığı ve sömürü sisteminin yıllık hacmi yaklaşık 4,8 milyar euroya ulaşıyor. Dört işçinin ölümü, Güney İtalya'da uzun süredir tartışılan göçmen emeği ve kayıt dışı çalışma sorununu yeniden gündemin merkezine taşıdı.
Odatv.com