NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, başkent Ankara'nın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.
Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarının sürdüğünü belirten Rutte, Ukrayna'nın egemenliğini korumayı sürdüreceğini ifade etti.
Ukrayna'ya verilen desteğin devam edeceğini vurgulayan Rutte, şu ifadeleri kullandı:
"Çünkü Ukrayna'nın güvenliği, bizim kendi güvenliğimizle çok yakından bağlı. Burada Ankara'daki gündemimize baktığımız zaman, Lahey'de almış olduğumuz kararları hayata geçirme konusunda adımlar atacağız, yine harcamaları dengeleyeceğiz, sorumluluk ve yük paylaşımını daha iyi yapacağız. Kabiliyetlerimize daha fazla yatırım yapacağız. Endüstri ile güçlerimizi birleştireceğiz, dolayısıyla Ukrayna'ya olan desteğimizi devam ettireceğiz."
Dünya ekonomisinin yaklaşık üçte ikisini temsil ettiklerini dile getiren Rutte, iş birliğinin bu süreçte belirleyici öneme sahip olduğunu söyledi.
Rutte, "Biz birlikte güçlüyüz. NATO içerisinde ortaklarımızla birlikte güvenlik ve özgürlüğün savunulmasında hep beraberiz." dedi.
TRUMP, RUSYA VE ÇİN DEĞERLENDİRMESİ
ABD Başkanı Donald Trump'ın son dönemdeki açıklamalarının NATO'daki birlik ve dayanışmaya etkisinin sorulması üzerine Rutte, geçen hafta Trump ile "iyi bir görüşme" gerçekleştirdiğini, Avrupalılar ile Kanadalıların savunma harcamalarındaki dikkat çekici artışı değerlendirdiklerini söyledi.
Savunma harcamalarındaki yükselişte Rusya-Ukrayna Savaşı'nın etkili olduğunu belirten Rutte, şöyle konuştu:
"Ama Başkan Trump'ın bizi bunu yapmaya son derece güçlü bir şekilde teşvik etmesi de etkili oldu. Eisenhower'dan bu yana, Avrupalıların ve Kanadalıların, Amerikalılarla aynı miktarda harcama yapacağı bir duruma ulaşmayı başaran ilk ABD Başkanı olduğunu iddia edebilirsiniz. Bu eşitleme, 50-60 yıldır bir dilekti ve şimdi büyük ölçüde onun liderliği sayesinde gerçekleşiyor."
Rutte, Trump ile görüşmesinde Hürmüz Boğazı ve İran konusundaki gelişmeleri de ele aldıklarını aktararak, Fransa ve İngiltere'nin 3 Temmuz'da Umman ile Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünün korunmasına yönelik görüşmeler gerçekleştirdiğini anımsattı.
Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik son saldırılarının NATO Zirvesi'ne etkisine ilişkin soruya Rutte, Ukrayna'nın savaş alanında iyi performans gösterdiğini ve başarılı olduğunu söyledi.
Norveç Denizi'nde NATO uçak gemisi görev grubuna yaklaşan Rus savaş uçağıyla ilgili soru üzerine ise İngiltere Silahlı Kuvvetlerinin gerekli şekilde hareket ettiğini belirten Rutte, Rusya'nın tutumunu "sorumsuz ve profesyonellikten uzak" olarak nitelendirdi ve NATO'nun kendisini savunma konusundaki kararlılığını yineledi.
Çin'in Güney Pasifik'teki füze denemesine ilişkin değerlendirmesinde Rutte, Çin konusunda "naif olunmaması gerektiğini" belirterek, Hint-Pasifik ile transatlantik güvenliğin giderek daha fazla iç içe geçtiğini ifade etti.
Çin, Kuzey Kore ve İran'ın Rusya-Ukrayna Savaşı'nda Rusya'yı desteklediğini söyleyen Rutte, NATO'nun bu gelişmeler karşısında hazırlıklı olduğunu kaydetti.
AVRUPA VE KANADA'NIN SORUMLULUĞU ARTIYOR
Rutte, Avrupa ülkeleri ile Kanada'nın NATO bünyesinde savunma alanında daha fazla sorumluluk üstlenmeye başladığını ve bu iş bölümünün fiilen uygulanmaya başlandığını söyledi.
ABD'nin Ukrayna savunma sanayisi için kritik askeri teçhizatı sağlamayı sürdürdüğünü ifade eden Rutte, önleme füzelerinin maliyetinin ise Avrupa ülkeleri ile Kanada tarafından karşılandığını aktardı.
Rutte, 2025 ve 2026 yıllarında savunmaya ayrılması planlanan ilave 250 milyar dolarlık bütçenin yaklaşık 215 milyar dolarının Avrupa ülkeleri ve Kanada tarafından karşılanacağını belirtti.
NATO Zirvesi'nin Ankara'da düzenlenmesi ve basın özgürlüğüne ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Rutte, "Demokrasi, aynı zamanda özgür basındır, bu odadaki sizlerin, istediğiniz tüm soruları sorabilmeniz, istediğiniz yazıları yazabilmeniz ve araştırmalarınızı yapabilmenizdir." değerlendirmesinde bulundu.
"NATO'NUN ESKİ YAPISI SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİLDİ"
Avrupa'nın savunmada daha fazla sorumluluk üstlenmesini öngören dönüşüm sürecine değinen Rutte, şu ifadeleri kullandı:
"Bence NATO 3, 4 veya 5 yıl önceki haliyle sürdürülebilir değildi. Buradan 8 saatlik uçuş mesafesinde yaşayan 350 milyon nüfuslu bir ülkeden, bizi Ruslara karşı savunmasını istememiz, NATO topraklarının bu kısmında, dünyanın en zengin bölgesinde yaşayan 600 milyon insanın ABD'ye bu kadar aşırı bağımlı olması sürdürülebilir değildir."
Avrupa ile ABD arasındaki savunma dengesinin yeniden kurulması gerektiğini ifade eden Rutte, Avrupa'nın konvansiyonel savunmada daha fazla sorumluluk üstlenmesinin hem ABD'nin hem de NATO'nun güvenliğini güçlendireceğini söyledi.
ABD'nin NATO'nun nükleer caydırıcılığındaki temel rolünü sürdürdüğünü belirten Rutte, Rusya'nın nükleer denizaltılarının ABD kıyılarına ulaşmasının engellenmesini buna örnek gösterdi.
Avrupa'nın güçlü rol üstlenmesinin ve Kanada'nın savunmada daha fazla sorumluluk almasının önemine dikkati çeken Rutte, "Şu anda ABD'nin bunun adil bir anlaşma olduğunu bildiği, sürdürülebilir bir ittifak kuruyoruz. Onlar Avrupa'nın konvansiyonel savunmasında daha fazla sorumluluk üstlenirken, biz de onlarla aynı miktarda harcama yapıyoruz. Daha güçlü bir Avrupa, daha güçlü bir NATO." dedi.
UKRAYNA, PURL VE S-400 AÇIKLAMASI
ABD'nin NATO'yu böldüğü yönündeki iddiaları reddeden Rutte, aksine Washington yönetiminin ittifakı bir arada tuttuğunu söyledi.
Müttefik Kuvvetler Başkomutanlığı ile yürütülecek organizasyon modelinin ve ABD'nin bunu tüm müttefiklerle yakın iş birliği içinde gerçekleştireceğini net biçimde ortaya koymasının önemli olduğunu ifade eden Rutte, Litvanya ve Finlandiya'nın nükleer silahlara ilişkin olası kararlarına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.
ABD'nin Ukrayna'nın Öncelikli İhtiyaçlar Listesi (PURL) kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmeyi sürdürdüğünü belirten Rutte, "Bunu şu anda bile sürdürüyor. PURL teslimatları, önleme füzeleri de dahil olmak üzere, Ukrayna'ya gönderiliyor ve Ukrayna tarafından kullanılıyor." ifadelerini kullandı.
NATO ülkelerindeki önleme füzesi stoklarının sınırlı olduğunu kaydeden Rutte, bu nedenle üretimin artırılması gerektiğini belirterek, Ukrayna'nın da bu alanda çaba gösterdiğini, NATO ortakları ve müttefiklerle birlikte üretim kapasitesinin artırılması için çalışmaların sürdüğünü söyledi.
Rutte, 32 müttefikin herhangi bir engel olmaksızın mümkün olan en geniş iş birliği içinde hareket etmesinin önemine işaret ederek şunları kaydetti:
"Elbette, NATO gibi bir ittifakta her zaman siyasi tartışmalar, anlaşmazlıklar yaşanacaktır. Böyle durumlarda insanlar, her zaman aşırı heyecanlanıyor. Bence bu, demokratik ittifaklarda zaman zaman bu tür tartışmaların yaşanabileceğine dair bir gözlem. Benim rolüm ise perde arkasında sağduyulu bir şekilde ne yapabileceğime bakmak, sorunu çözmeye yardımcı olmak. Nihayetinde tek bir hedefimiz var. NATO topraklarının tamamını Rusya'ya, terörizme ve karşı karşıya kaldığımız diğer her türlü tehdide karşı korumak. Bu da içimizde bu tartışmaları yaşayabileceğimiz anlamına gelir. Bunda bir sorun yok ancak daha sonra bunları çözüp bir araya gelmeliyiz."
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile her formatta görüşmeye hazır olduğunu belirten Rutte, "Putin ile bir sonuca varmayan bu döngüyü kırdıkları için" Amerikalılara teşekkür etti.
Putin'in müzakere masasına hangi şartlarda döneceğine ilişkin soruya ise "Sanırım bu odadaki hiç kimse bunu tahmin edemez." yanıtını verdi.
Ukrayna'nın savaş alanında giderek daha iyi sonuçlar elde ettiğini belirten Rutte, "Putin, kendi askerlerinden 35 bin kadarını feda etmeye hazır. Bu, savaş alanında delilik sayılır." değerlendirmesinde bulundu.
Zelenskiy'nin Patriot hava savunma sistemlerinin ortak üretimine ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine Rutte, bu konuların müttefikler arasında görüşülmesi gerektiğini belirterek, ABD ve Avrupa'nın üretim kapasitesini artırmasının zorunlu olduğunu, bu konuda Beyaz Saray'da dörtlü toplantılar gerçekleştirildiğini söyledi.
S-400 hava savunma sistemlerine ilişkin soruya ise "Bu, müttefikler arasında çözülecek bir konu." yanıtını veren Rutte, 25 Haziran'da ABD Başkanı Donald Trump ile Oval Ofis'te gerçekleştirdiği görüşmeyi "ümit vadedici ve teşvik edici" olarak değerlendirdi.