Ana içeriğe geç

Emeğimiz NATO pazarına çıkarılacak

Ankara Kazan’daki askeri sanayi işçisi, gazetemize mektup yazdı: “Biz karın tokluğuna üretirken, iktidar bizi ucuz emek olarak emperyalistlerin pazarına sürüyor."

Emeğimiz NATO pazarına çıkarılacak
Evrensel
16

Savunma sanayi işçisi
Ankara

Kazan’da savunma sanayide çalışan bir işçiyim. Erdoğan’ın övündüğü birçok savaş sanayi projesinin parçalarını biz üretiyoruz. Bizler bunları üretirken karın tokluğuna çalışıyoruz. Ne bir birikim imkanı ne de gelecek için kurulabileceğimiz bir hayalimiz var!

Temmuzda ek zam tartışmaları ile birlikte yapılacak NATO zirvesini iş yerinde işçi arkadaşlarımızla konuşuyoruz. Ek zam için en fazla yüzde 10 gibi oranlar konuşulurken, bunun bizi kurtarmayacağını tüm işçi arkadaşlar söylüyor. Erdoğan iktidarının yaptığı asgari ücret zammı çoktan eridi bile. Bize eriyen ücretler üzerine gene enflasyon oranının altında zam verince patron, lütuf etmiş olmuyor! Emeğimizin değersizleşmesi kalıcılaşıyor.

“İktidar bunu görmüyor mu, neden bunu engellemiyor?” sorusu işçi arkadaşlarım tarafından sıklıkla soruluyor. İktidar tam da savunma sanayisinden ucuz emek ile zenginleşmiş patronların iktidarı olduğu için bugün biz bunları yaşıyoruz. Bu, zirvede de konuşulacak. Türkiye’nin savunma sanayisindeki üretim kapasitesi, yani ucuz emeği ile bizler, NATO’nun ve emperyalistlerin planları için pazarlanacağız. İktidar, buradan sıcak para akışını karşılama niyetinde.

Savaşların etkisini her geçen gün görüyoruz. Özellikle, İran savaşı sonrası akaryakıta gelen zamlar, halkların yaşadığı yıkım, ülkemize yönelik tehditler… Sorumlusu hep Erdoğan iktidarı ve güdümünde olduğu ABD emperyalizmi. Emperyalistlerin çıkar kavgaları arasında ezilen biz işçileriz.

‘Altyapı çökmüş, onlar zirve peşinde’

İşçi arkadaşlar da bu zirveye kimi yönleriyle tepki gösteriyor: Başta halkların düşmanı, yıkımın baş sorumlusu Trump’ın Ankara’ya gelecek olması ve memlekette OHAL ilan edilmesine tepkililer. Kamuda çalışanlara verilen izin sonrası, işçi arkadaşlarım; “Kimse sokağa çıksın istemiyorlar. Hayat dursun, millet işini göremesin. Bir de bize de ‘İşe gelmeyin’ derlerse onu da izin yazarlar. Olan gene bize olur” diyor.

Yağmurda, selde yine zirve konuşuluyor. Geçtiğimiz günlerde Ankara’da yağış sonucu rögar kapaklarının çöküp, yolların bozulmasıyla yaşanan trafikte servis dönüşü gene zirve gündemdeydi. Bir yağmurda bizi buna mecbur bırakanlar bir de NATO zirvesi peşinde.

‘Sanki Trump EGO’ya binecek’

Belediyede çalışan bir işçi arkadaşım da temmuzda gerçekleşecek zirveye tepkili. Zirveden kaynaklı çalışma bölümünün zorunlu olarak değiştirildiğini, her gün boş EGO duraklarını yıkadıklarını, stickerları kazıdıklarını anlatıyor: “Sanki Trump gelince EGO’ya binecek” diye sitemde bulunuyor.

Bizi, işçi ve emekçileri daha da yıkıma sürükleyecek olan bu zirveye karşı bir araya gelip, tepkimizi göstermeliyiz. Savaş örgütü NATO’nun dağıtılmasını ve Türkiye’deki NATO üslerinin kapatılmasını istiyoruz. Biz işçiler; emeğin değer gördüğü, insana yaraşır bir çalışma ve yaşam koşullarında yaşamak istiyoruz. Ve bunun için mücadelemizi sürdüreceğiz.

Kaynağa Git

İlgili Haberler