İran ile ABD arasında karşılıklı saldırılar sürerken, çatışmaların odağında Hark Adası ile Şehit Recai Limanı bulunuyor. ABD'nin 10 Temmuz'dan bu yana özellikle kritik enerji merkezleri, petrol sahaları ve liman altyapılarını hedef aldığı, bunun da savaşın ekonomik etkilerini İran toplumunda daha ağır hissettirdiği belirtiliyor.
Türkiye Gazetesi'nde yer alan habere göre; ABD'nin füze saldırılarıyla Hürmüz Boğazı'nı çevreleyen hattı ülkenin diğer bölgelerinden koparmaya çalıştığı ifade edilirken, gerilimin yoğunlaştığı Hürmüz bölgesinden Kaşgayi Türklerinden Araştırmacı-Aktivist İsa Doğan, son günlerde Bender Abbas ile Buşehr arasında 10'dan fazla büyük Devrim Muhafızları karargahının bombalandığını söyledi.
"İRAN'IN BİRÇOK ASKERİ KARARGAHI KULLANILAMAZ HALDE"
Çok sayıda köprünün yıkıldığını, onlarca radarın etkisiz hale getirildiğini belirten Doğan, "Bender Abbas, Ahvaz, Çabahar, İranşehr, Kişm Adası ve Serik gibi kritik ihracat ve ticaret rotaları neredeyse kullanılamaz hâle geldi. İran ordusunun olası müdahalelerini engellemek amacıyla Hürmüz'ü çevreleyen alanlar da bombalanıyor. Saldırılar sonrası birçok askerî karargâh kullanılamaz durumda. Limanlar ve petrol adalarının sırtındaki Zagros Dağları'nda İran'ın herhangi bir askerî hareketliliğine izin verilmiyor" dedi.
İRAN'IN EKONOMİSİ BÜYÜK YARA ALDI
Ahvaz-Basra ticaret ve enerji nakil koridorlarının hedef alınmasının ülke ekonomisindeki maliyeti artırdığını ve ülkenin petrol ve doğal gaz kapasitesinin yaklaşık yüzde 80'inin bu hattan sağlandığını aktaran Doğan, "Türkmenistan sınırındaki Çin-İran bağlantı ve ticaret koridorunda bulunan Akkale Köprüsü'nün vurulması dikkat çekiciydi. Tahran-Yezd-Sircan-Bender Abbas otoyolunda trafik akışı bitme noktasına geldi. Tahran-Bender Abbas demir yolu da bombalandı" ifadelerini kullandı.
ABD'nin Tahran-Basra bağlantısını koparmaya yönelik strateji izlediğini öne süren Doğan, havadan ve karadan düzenlenen saldırılarla ekonomik dinamizmin hedef alındığını belirtti. Doğan, bu süreçte toplumsal huzursuzluğun artırılmasının ya da İran yönetiminin baskı altına alınmasının amaçlandığını savunarak, gerilimin müzakere zeminini zayıflattığını ve Devrim Muhafızları içerisindeki radikal Payidari yapılanmasını güçlendirdiğini ifade etti. Doğan ayrıca, müzakere döneminde 1 ABD dolarının 1 milyon 500 bin İran riyali seviyesinde olduğunu, mevcut durumda ise 1 milyon 950 bin İran riyaline yükseldiğini söyledi.
CENTCOM, BEYAZ SARAY'A BASKI YAPIYOR
Güvenlik kaynakları, ABD’nin özellikle Hürmüz stratejisi dâhilinde askerî faaliyet yürüttüğünü belirtirken “İsrail ise doğu ve güneyden de cepheler açılması, özellikle Kirmanşah merkezli bir Kürt otonom bölgesi için CENTCOM ile Beyaz Saray’a baskı yapıyor” bilgisini paylaştı.
İran uzmanı Erol Toga, son dönem bombardımanlarının stratejik bir mesaj niteliği taşıdığını hatırlattı ve “ABD’nin yeni dönem stratejisi yaygın bir isyan ya da rejim değişikliği olmaktan çıktı. Hürmüz’ün hâkimiyeti temelinde yeni bir boyut kazandı. Bir diğer önemli fark da İsrail’i aktif unsur olarak istememeleri.
Amerikan füzeleri Hürmüz’de egemenliği ele geçirme yanında İran’ın nükleer varlığını yok etme amaçlı bir seyir izliyor. Tüm bu olan bitenler İran içi dengeleri de derinden etkiliyor. Ülke içi klikler savaşı kızıştı. Şiddet sarmalı ‘gerilimi bitirip inşaya girişelim’ diyen cepheyi zayıflatırken, ‘savaş sürsün’ diyen şahin kanadı güçlendiriyor. Bölgesel savaş ihtimali güçleniyor. İran bu yaraları saramaz. Devletsizlik durumuna evrilerek Irak benzeri bir senaryoya sürüklenebilirler” değerlendirmesinde bulundu.
İranlı Akademisyen-Uluslararası İlişkiler Uzmanı Nasır Alizade’ye göre İsrail-ABD ittifakının saldırıları bir tür Tahran yönetimine kaybettiği meşruiyet zeminini yeniden kazandırdı.
Alizade şu değerlendirmeler bulundu:
“Hem İran halkı nezdinde hem de dünya genelinde bunun psikolojik ve ideolojik yansımaları görüldü” diyen Alizade “ABD ve Avrupa’nın Gazze’de İsrail’le katliama ortak olması tarihî kırılmaydı. Bir anlamda dünya-insanlık yeni bir aşamaya geçti. Batı’nın son yüzyılda etkin kullandığı yumuşak güç niteliği Gazze’de eridi, yok oldu. İran boyutunda ise burada üçüncü aşama kaçınılmazdı ve başladı. İran olayı dondurulmuş kriz sahası olarak ertelenemezdi.
Sadece seçim ve küresel ekonomik gelişmeler sebebiyle ara verildi. ABD ve İsrail’in İran saldırıları belirli bir amaca paralel gerçekleşiyor. Ülkenin tüm enerji, ulaşım, petrol-gaz altyapısı yok ediliyor. Diğer yandan Devrim Muhafızları Ordusuna ait deniz varlıkları, limanlar, iskeleler, deniz gözetleme kuleleri, otoyollar, demir yolları, sahil kesiminde askerî kışlalar ve füze rampaları vuruluyor. Okul, hastane, su, elektrik altyapısı demeden yapılan bombardımanlar bir yönü ile de bir tür dolaylı soykırım biçimi denilebilir. Her şeyin bu kadar karmaşık olmasında İran’ın da hayati hataları oldu. Örneğin Batı’nın DEAŞ heyulası üzerinden ürettiği Kasım Süleymani figürü İran’a büyük zarar verdi.
Batı desteğiyle önce kahramanlaştırıldı, kullanım süresi dolduğunda da imha ettiler. İran-Süleymani ve Hizbullah, Suriye’de resmen katliam yaptı. Hem de Esad gibi bir diktatör için. Olayın ABD boyutunda ise Amerika’nın ülke niteliğinden öte bazı kliklerin sevk ve idare ettiği mafyatik bir yapı olduğunu Gazze ve İran süreçlerinde çok net gördük. Artık bölge çok ciddi bir belirsizliğe hızla sürükleniyor”