Ana içeriğe geç

Milyar dolarlık filoları eriten İran kozu! Mutabakatın 5. maddesi ABD donanmasını Hürmüz'de nasıl esir aldı?

Washington ile Tahran arasında imzalanan mutabakat anlaşmasının sızan 5. maddesi tüm dengeleri altüst etti. ABD’nin 13 milyar dolarlık nükleer uçak gemilerinin, sığ kıyı şeridinde ucuz kamikaze İHA’lar ve akıllı deniz mayınları karşısında nasıl hantal kalarak felç olduğu askeri raporlarla belgelendi. Anlaşmanın getirdiği yükümlülükler üzerinden başlayan karşılıklı misilleme savaşı, milyarlık dev filoları tamamen pasifize ederek enerji koridorunun geleceğini tam bir çıkmaza sürükledi.

Milyar dolarlık filoları eriten İran kozu! Mutabakatın 5. maddesi ABD donanmasını Hürmüz'de nasıl esir aldı?
Türkiye Gazetesi
16

Washington ile Tahran arasında imzalanan mutabakat anlaşmasının sızan 5. maddesi tüm dengeleri altüst etti. ABD’nin 13 milyar dolarlık nükleer uçak gemilerinin, sığ kıyı şeridinde ucuz kamikaze İHA’lar ve akıllı deniz mayınları karşısında nasıl hantal kalarak felç olduğu askeri raporlarla belgelendi. Anlaşmanın getirdiği yükümlülükler üzerinden başlayan karşılıklı misilleme savaşı, milyarlık dev filoları tamamen pasifize ederek enerji koridorunun geleceğini tam bir çıkmaza sürükledi.

İran ve Umman, küresel petrol ticaretinin kalbi konumundaki Hürmüz Boğazı'nın gelecekteki yönetimi ve kıyı devletlerinin haklarını masaya yatırmak üzere Muskat'ta ilk ortak toplantısını gerçekleştirdi.

HÜRMÜZ KOMİTESİ İLK KEZ TOPLANDI

Küresel enerji arzının en kritik geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı'nın güvenliği ve idaresi için İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazem Garibabadi, İran ve Umman'ın Hürmüz Boğazı'nın gelecekteki yönetimini ele almak üzere Muskat'ta Hürmüz Ortak Komitesi'nin ilk toplantısını gerçekleştirdiğini açıkladı.

Ziyaret kapsamında Umman Dışişleri Bakanı Danışmanı Abdulaziz Al-Heina ile bir araya gelen yetkililer, boğazla ilgili mevcut sorunları ve kıyı devletlerinin yasal haklarını gözden geçirdi.

Görüşmede özellikle, Tahran ile Washington arasındaki İslamabad Mutabakat Zaptı'nın 5. maddesi çerçevesinde boğazın gelecekteki yönetim planlaması üzerinde fikir alışverişinde bulunulduğu kaydedildi.

MİLYAR DOLARLIK DONANMALAR HÜRMÜZ'DE NEDEN TIKANDI?

Diplomatik zirvenin perde arkasında, son dönemde Hürmüz Boğazı'nda yaşanan askeri ve stratejik kilitlenme yatıyor. Kağıt üzerinde 13 milyar dolarlık nükleer enerjili USS Gerald R. Ford gibi devasa uçak gemilerine, yüzlerce savaş uçağına ve güdümlü füzelere sahip olan ABD Deniz Kuvvetleri (US Navy), Hürmüz gibi dar ve sığ sularda asimetrik tehditler karşısında hantal kalıyor.

Askeri literatürde "Mavi Su Donanması" (Blue Water Navy) olarak adlandırılan ve açık okyanuslarda güç yansıtmak üzere tasarlanan yapılar, kıyı şeritlerinde ucuz ve ölümcül teknolojilerin baskısı altına giriyor. Amerika ve İsrail’in hamlelerine karşı Tahran yönetiminin boğazı kapatma kozunu oynaması, konvensiyonel askeri doktrinleri yerle bir etti. İran, doğrudan bir çatışma yerine antierişim ve alan reddi stratejisini benimseyerek küresel donanmaları boğazın darlığından faydalanıp pasifize etmeyi başardı.

İran'ın Hürmüz Boğazı'nı küresel geçişe kapatabilmesinin ve açık deniz gücünü sınırlandırmasının arkasında üç temel asimetrik unsur bulunuyor.

Nispeten çok ucuz maliyetli Şahit serisi Kamikaze İHA'lar ve roketlerle donatılmış yüzlerce sürat teknesi aynı anda saldırıya geçiyor. Bu durum askeri alanda "doyurma saldırısı" olarak adlandırılıyor. Bir hava savunma sistemi aynı anda sınırlı sayıda hedefi vurabilirken, sisteme 100'ün üzerinde ucuz İHA ve füze gönderilerek sistem aşırı yükleniyor ve pahalı savunma hatları bypass ediliyor.

İran envanterindeki yaklaşık 6 bin deniz mayını, boğazdaki güçlü akıntılar nedeniyle temizlenmesi en zor tehditlerden birini oluşturuyor. Gemilerin motor seslerine (akustik) duyarlı akıllı mayınlar, küçük tarama gemilerine tepki vermeyip sadece devasa uçak gemileri yaklaştığında patlayacak şekilde programlanabiliyor. Ayrıca karadaki kamyonlara gizlenen gemisavar füzeler yer altı sığınaklarında saklanıyor ve sahte maket bataryalarla düşman uçaklarının mühimmatı boşa harcatılıyor.

Birkaç bin dolarlık bir drone'u düşürmek için milyon dolarlık hava savunma füzelerinin harcanması, ABD ve müttefikleri üzerinde sürdürülemez bir ekonomik yük ve lojistik tedarik krizi oluşturuyor.

İran, Hürmüz'deki ablukayı küresel çapta herkese uygulamak yerine Çin, Rusya ve Hindistan gibi diplomatik ilişkilerini sürdürdüğü ülkelerin bayraklarını taşıyan gemilere geçiş izni vererek stratejik bir esneklik uyguluyor. Batı ekonomilerini vuran bu duruma karşı ABD, kıyı şeridine yaklaştıramadığı Mavi Su donanmasını Umman Denizi'ne konuşlandırarak İran'ın açık denizlerdeki ihracat ve ithalat hatlarını dışarıdan kesmeye çalışıyor.

Hürmüz Boğazı'nda yaşanan bu kriz ve Umman ile yapılan stratejik ortaklık toplantısı, deniz savaşlarının geleceğinin milyar dolarlık dev insanlı gemilerden, yapay zeka algoritmalı otonom su altı veya su üstü drone'larının yer aldığı hibrit filolara evrildiğini kanıtlamış durumda.

Diğer yandan ABD’nin Birleşmiş Milletler (BM) Büyükelçisi Mike Waltz, İran’ın Hürmüz Boğazı’nda geçiş ücreti talep etme çabaları nedeniyle uluslararası alanda tamamen izole olduğunu ve su yolu üzerindeki etki gücünün günden güne azaldığını ileri sürdü. Boğazda yaşanan gemi saldırıları ile ABD ve İran arasındaki karşılıklı askeri misillemelerin ardından Fox News’e konuşan Waltz, Körfez Arap ülkelerinin Hürmüz Boğazı'na bağımlılığı azaltacak alternatifleri şimdiden devreye soktuğunu açıkladı.

Waltz'un aktardığı bilgilere göre, hem Suudi Arabistan hem de Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), bu kritik su yolunu fiilen bypass eden kara petrol boru hatlarını genişletmeye başladı. Çin'in dahi boğazda bir geçiş ücreti uygulanması fikrine karşı çıktığını belirten ABD'li diplomat, komşu Umman'ın da İran'ın boğazda altyapı kurma yönündeki ortaklık tekliflerini reddettiğini ileri sürdü.

Washington'ın bölgedeki askeri mimariyi de bu asimetrik tehditlere göre yeniden şekillendireceğini ifade eden Waltz, Orta Doğu’daki Amerikan askeri üslerinin konumuna alternatifler üretileceğini, bazı üslerin güçlendirileceğini ve bir kısmının ise yer altına taşınacağını da ekledi. Trump yönetiminin sabrının sonsuza kadar sürmeyeceğini vurgulayan Waltz, Tahran'ı tamamen yıkıma giden bir yolda ilerlediği konusunda uyardı.

Hürmüz Boğazı'nın geleceğine yönelik Muskat'ta atılan diplomatik adımların temelini, ABD ve İran arasında 17 Haziran’da imzalanan Mutabakat Anlaşması oluşturuyor. Ancak bu anlaşmanın özellikle Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını düzenleyen 5. maddesi, tarafların karşılıklı ihlal iddiaları nedeniyle bölgedeki son askeri saldırıların da ana gerekçesi haline gelmiş durumda.

Mutabakat Metni’nin 5. maddesine göre, İran'ın ticari gemilerin Körfez’den Umman Denizi’ne ve tersi yönde 60 gün boyunca ücretsiz ve güvenli geçişini sağlamak amacıyla elinden gelen tüm çabayı göstererek gerekli düzenlemeleri yapması gerekiyor. Anlaşma uyarınca Tahran yönetimine, boğazdaki "teknik ve askeri engelleri" kaldırması ve deniz mayınlarını temizlemesi için 30 günlük bir süre tanınmış durumda. Maddede ayrıca, İran’ın Basra Körfezi’ndeki diğer kıyı devletleriyle istişare ederek Hürmüz Boğazı’ndaki gelecekteki idari yapıyı ve denizcilik hizmetlerini belirlemek üzere Umman ile resmi görüşmeler yürütmesi gerektiği aktarılıyor. Bu görüşmelerin yürürlükteki uluslararası hukuka ve kıyı devletlerinin egemenlik haklarına uygun olması şartı bulunuyor.

Ancak Washington, İran'ın bu süreçte mayın temizliği yapmak yerine boğazdan geçen ticari gemilerden yasa dışı geçiş ücreti talep etmeye çalıştığını ve teknik engelleri kaldırmadığını savunmakta. Tahran ise ABD'nin taahhütlerine uymadığını ileri sürerek karşılıklı misilleme saldırılarını başlatırken, Umman ile yapılan son komite toplantısı bu 5. madde uyarınca boğazın gelecekteki idari yönetimini yasal bir zemine oturtma çabası olarak değerlendiriliyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler