Ana içeriğe geç

Yasal ve basit bir talep için ölüyorlar

Türkiye’nin farklı cezaevlerindeki siyasi tutuklular Dursun Kaş, Rıza Kartal, Tahsin Sağaltıcı ve Celal Önkoyun, Evrensel’e gönderdikleri mektuplarda “kuyu tipi” olarak bilinen yüksek güvenlikli hapishanelerdeki ağır tecrit koşullarına dikkat çekti.

Yasal ve basit bir talep için ölüyorlar
Evrensel
16

Türkiye’nin farklı cezaevlerinde tutulan siyasi mahpuslar Dursun Kaş, Rıza Kartal, Tahsin Sağaltıcı ve Celal Önkoyun, Evrensel’e gönderdikleri mektuplarda “kuyu tipi” olarak bilinen yüksek güvenlikli hapishanelerdeki ağır tecrit koşullarına dikkat çekti. Gazetenin adres değişikliği nedeniyle gecikmeli ulaşan mektuplarda, açlık grevindeki mahpuslar için acil çağrı yapılırken, çağrının ardından açlık grevindeki Gürkan Türkoğlu yaşamını yitirdi.

Türkiye’nin çeşitli cezaevlerinde tutulan siyasi mahpuslar Dursun Kaş, Rıza Kartal, Tahsin Sağaltıcı ve Celal Önkoyun, Evrensel’e gönderdikleri mektuplarda kuyu tipi hapishanelerde yaşanan ağır tecrit uygulamalarını anlattı. Gazetenin adres değişikliği nedeniyle mektuplar gecikmeli olarak ulaştı. Mektuplarda, kuyu tipi hapishanelerde tutulan mahpusların maruz kaldığı hak ihlallerine dikkat çekilirken, açlık grevindeki tutsaklar için “Ölümler yaşanmadan gerekli duyarlılık gösterilsin” çağrısı yapıldı.

Ancak mektuplarda dile getirilen uyarılar karşılık bulmadı. Açlık grevindeki siyasi tutuklu Gürkan Türkoğlu, kaldırıldığı Antalya Şehir Hastanesinde yaşamını yitirdi.

Türkoğlu ile birlikte Tahsin Sağaltıcı ve Hüseyin Özen de kuyu tipi hapishanelerdeki tecrit uygulamalarına karşı açlık grevindeydi. Talepleri ise tek bir başlıkta özetleniyordu: “Canlı insan mezarlıkları” olarak nitelendirdikleri kuyu tipi hapishanelerden çıkarılarak ailelerine yakın, aynı davadan yargılanan arkadaşlarının bulunduğu ve kuyu tipi olmayan cezaevlerine sevk edilmek.

Mahpuslar mektuplarında, bu talebin ne ayrıcalık ne de imtiyaz olduğunu vurgulayarak, yalnızca insanca yaşam koşulları istediklerini ifade etti. “Ölümler yaşanmadan gereken duyarlılık gösterilmeli” çağrısını yapan mahpusların uyarısından sonra ilk ölüm haberi geldi.

266 günlük açlık grevinin ardından yaşamını yitirdi

Siyasi tutuklu Gürkan Türkoğlu, kuyu tipi hapishanelerdeki tecrit koşullarına ve hak ihlallerine karşı başlattığı açlık grevini 266 gün sürdürdü.

Türkoğlu, kuyu tipi olmayan bir hapishaneye sevk edilmesi talebiyle eylemini sürdürürken 13 Nisan’da Antalya Şehir Hastanes’ne kaldırıldı. Avukatlarının aktardığına göre burada kendisine iradesi dışında tıbbi müdahalede bulunuldu ve ardından yoğun bakım servisine alındı.

Talebinin kabul edilmesi üzerine 21 Nisan’da açlık grevini sonlandıran Türkoğlu’nun tedavisi yaklaşık üç ay boyunca yoğun bakımda sürdü. Ancak tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi.

Böylece mahpusların “Ölümler yaşanmadan çözüm bulunsun” çağrısı, bir ölümle karşılık bulmuş oldu.

Yasal zemin: Basit bir idari işlem

Mahpusların mektuplarında en çok vurguladıkları nokta ise taleplerinin son derece temel olmasıydı.

Ailelerine yakın bir cezaevine sevk edilmek, aynı dosyadan yargılanan arkadaşlarının bulunduğu cezaevlerinde kalabilmek ve kuyu tipi olmayan hapishanelerde tutulmak isteyen mahpuslar, bunun yasal zemini bulunan basit bir idari işlem olduğunu belirtiyor.

Buna rağmen taleplerin karşılanmaması nedeniyle insanların yüzlerce gün açlık grevi yapmak zorunda bırakıldığına dikkat çeken mahpuslar, bugün bir kişinin yaşamını yitirdiğini, aynı tehlikenin açlık grevini sürdüren diğer mahpuslar için de devam ettiğini ifade ediyor.

Kuyu tipleri mutlak tecrit üzerine kuruldu

Mektuplarda ayrıntılı biçimde anlatılan kuyu tipi hapishaneler, mimarisi ve işleyişi nedeniyle “mutlak tecrit hapishaneleri” olarak tanımlanıyor.

Mahpusların aktardığına göre bu cezaevleri tek kişilik ve üç kişilik hücrelerden oluşuyor. Hücrelerin kendilerine ait havalandırmaları bulunmuyor. Tutuklular günün yalnızca yaklaşık bir buçuk saatinde gardiyan eşliğinde farklı bölümlerde bulunan ortak havalandırmalara çıkarılıyor.

Günün kalan yaklaşık 22.5 saatini ise kilitli hücrelerde geçirmek zorunda bırakılıyorlar.

Üç kişilik hücrelerin dahi sürekli kameralarla 24 saat izlenmesi, mahpuslar tarafından özel hayatın tamamen ortadan kaldırılması ve sürekli gözetim altında tutulma politikası olarak değerlendiriliyor.

Mahpuslar, bu mimarinin yalnızca fiziksel hareket alanını sınırlamadığını, aynı zamanda insanın ruhsal bütünlüğünü hedef alan sistematik bir tecrit modeli olduğunu belirtiyor.

Mektuplarda kuyu tipi hapishanelerin insan sağlığı üzerindeki etkilerine de dikkat çekiliyor.

Uzun süre kapalı alanlarda tutulmanın, sosyal ilişkinin ortadan kaldırılmasının, sürekli kamera gözetiminin ve sınırlı havalandırmanın hem fiziksel hem de psikolojik açıdan ağır sonuçlar doğurduğu ifade ediliyor.

Mahpuslar, bu koşulların insan sağlığını tehdit ettiğini belirterek, buna karşı direnmek dışında kendilerine başka bir seçenek bırakılmadığını dile getiriyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler