Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) farklı sigorta kollarında çalışan vatandaşlara uyguladığı hizmet birleştirme zorunluluğunu ortadan kaldıran emsal niteliğinde bir karara imza attı.
SGK Başuzmanı İsa Karakaş'ın kamuoyuyla paylaştığı dava dosyasına göre, en yüksek yargı mercii, kurumun dayatmalarına karşı vatandaşın lehine olan hakkın ve iradenin esas alınması gerektiğine hükmetti
Bu karar, SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı arasında geçiş yapan binlerce çalışan için yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.
SGK'nın Bağ-Kur Dayatması Yargıdan Döndü
Emsal karara konu olan hukuki süreç, 28 Mart 2002 tarihinde emeklilik başvurusu yapan bir vatandaşın SGK tarafından mağdur edilmesiyle başladı. SSK bünyesinde 6730 gün, Emekli Sandığı'nda 450 gün ve Bağ-Kur kapsamında 2092 gün primi bulunan sigortalı, SSK şartlarından emekli olmak istedi. Ancak SGK, son 7 yıllık hizmet süresinde Bağ-Kur'un ağırlıklı olduğunu öne sürerek vatandaşı 9000 prim gününü tamamlamaya zorladı. Hem bir yıl fazladan bekletilen hem de daha düşük maaş bağlanan sigortalı, Bağ-Kur günlerinin hesaba katılmadan SSK üzerinden emekli edilmesi talebiyle İş Mahkemesi'ne başvurdu.
"Kurumun Değil, Vatandaşın İradesi Esastır"
Davayı inceleyen İş Mahkemesi, "Sigortalı hizmet birleştirmesine zorlanamaz, hak sahibinin iradesine üstünlük tanınması asıldır" diyerek SGK'nın işlemini iptal etti. SGK'nın kararı istinafa ve ardından Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'ne taşımasıyla yıllar süren bir hukuk mücadelesi başladı. Yargıtay dairesinin, davanın usul yönünden eksik olduğu gerekçesiyle verdiği bozma kararına İş Mahkemesi direndi. Mahkeme, davacının niyetinin açık olduğunu; sadece kendisini mağdur eden Bağ-Kur hizmetlerinin dışarıda bırakılmasını talep ettiğini savundu.
Hukuk Genel Kurulu Son Noktayı Koydu
SGK'nın direnme kararını temyiz etmesi üzerine dosya, en üst yargı organı olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun önüne geldi. Kurul, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki (HMK) "Tasarruf İlkesi" kapsamında yaptığı derin incelemede, İş Mahkemesi'nin kararını usul ve yasaya tam uygun bularak onadı.
Sosyal güvenlik hukukunda devrim niteliği taşıyan bu nihai karar; kurum dayatmalarının değil, vatandaşın menfaatinin hukuken üstün olduğunu tescilledi. Çalışma hayatında en son tabi olduğu kurumun ağır şartlarına mahkûm edilen milyonlarca EYT'li ve çalışan için bu karar, emsal bir yargı güvencesi oluşturuyor.
İsa Karakaş'ın yazısının tamamı için...