Ana içeriğe geç

Türkiye NATO'ya ne verecek? E. Hava Kurmay Albay İhsan Sefa anlattı

Emekli Hava Kurmay Albay İhsan Sefa, NATO içindeki çatlakları ve Türkiye'ye sunulan "havuç" niteliğindeki tekliflerin arkasındaki gizli tehlikeleri Aydınlık'a anlattı. Sefa, 6. Kolordu'nun devri ve akaryakıt boru hattı projelerinin Türkiye'yi büyük belaların içine çekeceğini belirtti

Türkiye NATO'ya ne verecek? E. Hava Kurmay Albay İhsan Sefa anlattı
Aydınlık
16

NATO içerisinde büyük çatlakların yaşandığı günümüzde, Türkiye'nin ittifaka olan sadakatini kanıtlamak için Polonya ile birlikte adeta bir bağlılık yarışına girdiğini belirten Emekli Hava Kurmay Albay İhsan Sefa, önümüzdeki NATO Ankara zirvesinde 6. Kolordu'nun NATO'ya devredilmesinin onaylanacağını ifade etti. ABD'nin KAAN için F110 motoru gönderme ve F-35 projesine geri döndürme tekliflerinin, Türkiye'nin kendi üretimini engellemeye yönelik tarihsel birer bağımlılık tuzağı olduğunu vurgulayan Sefa; yerli İHA/SİHA'lar ve balistik füzeler sayesinde Türkiye'nin bu uçaklara muhtaç olmadığını kaydetti. 6. Kolordu'nun komşu dost ülkelere karşı konumlandırılacağını ve kurulacak akaryakıt boru hattının Türkiye'yi doğrudan savaş hedefi haline getireceğini söyleyen İhsan Sefa'nın değerlendirmeleri şöyle:

SUNULAN HAVUÇLAR VE TARİHSEL TUZAKLAR

Ankara zirvesinde de Türkiye'nin NATO'ya bağlılığının bir göstergesi olarak 6. Kolordu'nun NATO'ya devredilmesi onaylanacaktır. Altyapısı önceden hazırlanan bu ve benzeri projelerle Türkiye, ittifaka olan sadakatini ortaya koymaya çalışmaktadır.

Türkiye'nin bu adımlarına karşılık olarak NATO'nun patronu konumundaki Amerika Birleşik Devletleri tarafından Türkiye'ye "havuç" niteliğinde bazı teklifler sunulmaktadır. Milli muharip uçak KAAN için F110 motorlarının gönderilmesi ve Türkiye'nin yeniden F-35 projesine döndürülmeye çalışılması bu duruma örnektir. Ancak başlangıçta şirin ve cazip görünen bu iki gelişme de aslında Türkiye için birer tuzaktır; dışarıdan havuç gibi görünseler de esasen zehir niteliğindedirler.

Tarihte bunun somut bir örneği mevcuttur. 1964 yılında Kıbrıs'a yönelik bir harekat planlanırken, envanterdeki F-84 uçaklarının aküleri bitmiş ve Amerika Türkiye'ye akü vermeyi reddetmiştir. Uçakların uçamaması nedeniyle büyük sıkıntı yaşanmıştır çünkü Amerika'nın asıl niyeti Kıbrıs harekatını engellemek ve Türkiye'nin gırtlağını sıkmaktır. Bu süreçte Türk mühendisleri kendi imkanlarıyla F-84 uçakları için 7-8 tane prototip akü üretmiş ve denemelerde büyük başarı elde etmiştir. Türklerin kendi aküsünü ürettiğini gören Amerika, bu üretimin önünü kesmek ve kendilerine bağımlılığı sürdürmek amacıyla hemen bir kargo uçağı dolusu, yani ihtiyacın iki katı kadar aküyü Türkiye'ye göndermiştir. Bugün KAAN motoru konusunda da aynı strateji izlenmektedir; Türkiye kendi motorunu yapmaya başladığı için, bunu engellemek ve Türkiye'yi kendilerine bağımlı kılmak adına motor vermeyi teklif etmektedirler.

F-35 PROJESİNİN GERÇEKLERİ: KAAN'IN ÖNÜ KESİLİYOR

F-35 projesine geri dönme çabaları da benzer bir hatadır. F-35, adeta bela bir uçaktır ve tüm dünyanın kaçtığı, kimsenin almak istemediği bir model haline gelmiştir. Amerikan Hava Kuvvetleri dahi bu uçak için verdiği siparişleri yarı yarıya düşürmüş ve yerine F-16'nın yeni modellerini üretmeye başlamıştır. F-35'in saymakla bitmeyecek yapısal ve sistemsel hataları bulunmaktadır. Uçağın 1500 ayrı tedarikçisi bulunmakta ve parçaları 8-9 farklı ülke tarafından üretilmektedir. Bu durum, parçaların depolanmasını ve lojistik desteğin sağlanmasını imkansız kılmaktadır. Yapısal arızalar nedeniyle F-35 uçaklarının harbe hazırlık ve faaliyet oranı hiçbir ülkede, hatta Amerika'da bile %50'yi geçememektedir. Oysa NATO standartlarına göre uçakların faaliyet oranının en az %70 olması gerekmektedir. Amerika, elinde patlayan bu F-35'leri geçmişte Türkiye'yi çıkarttığına bin pişman bir şekilde şimdi yeniden Türkiye'ye pazarlamaya çalışmaktadır.

Türkiye içinde de menfaatlerinin ne olduğu bilinmeyen bazı kesimler F-35'i almak için kıvranmaktadır. Eğer Türkiye F-35 projesine yeniden girerse, bu durum yerli ve milli KAAN projesinin gerilemesine yol açacaktır. Bir havacı olarak belirtmek gerekir ki Türkiye'nin günümüzde F-35'e ihtiyacı yoktur. Türkiye'nin elindeki İHA ve SİHA'lar, hava üstünlüğü mücadelesinde ülkeye muazzam bir güç katmıştır. Ayrıca sahip olunan balistik füzeler sayesinde, olası düşmanlar olan Yunanistan ve İsrail'e karşı büyük bir üstünlük sağlanmıştır. Herhangi bir çatışmada balistik füzelerle Yunanistan'ın tüm askeri meydanları bir anda vurulabilir, bu durumda uçağa bile gerek kalmayabilir. Uçak istenmesin denilmemektedir; ancak İHA/SİHA'lar ve güçlü hava savunma sistemleri elimizdeyken "öldük, bittik" algısı yaratarak F-35'e muhtaçmış gibi davranılması tamamen yanlıştır. Türkiye'nin F-35 projesine kesinlikle dönmemesi gerekmektedir.

ÖLEN NATO'YA VERİLEN SERUMLAR: 6. KOLORDU VE AKARYAKIT BORU HATTI

Türkiye, sunduğu iki büyük projeyle adeta ölmekte olan NATO'ya serum vermekte ve can suyu olmaktadır. Bunlardan ilki, 6. Kolordu'nun NATO tahsisine verilmesidir. 6. Kolordu, NATO bünyesinde "Acil Müdahale Gücü" olarak görev yapacaktır. Bu güç, herhangi bir kriz anında 10 gün içinde tüm hazırlıklarını tamamlayarak harekata katılabilecek bir yapıya sahiptir. Ancak bu kolordunun görevlendirileceği yer NATO'nun güneydoğu kanadıdır. NATO bu gücü İsrail'e karşı kesinlikle kullanmayacaktır; aksine Mısır, Irak, Iran, Suriye ve hatta Rusya'ya karşı, yani doğrudan Türkiye'nin komşularına ve dostlarına karşı kullanacaktır. Türkiye'nin kendi askeri gücünün kendi dostlarına karşı konumlandırılması son derece hatalı ve tehlikeli bir yaklaşımdır.

İkinci proje ise Türkiye'den başlayarak Bulgaristan, Romanya ve nihayetinde Polonya'ya kadar uzanması planlanan Akaryakıt Boru Hattı projesidir. Bu proje de NATO için bir can suyudur ancak Türkiye için ciddi riskler barındırmaktadır. Boru hattının geçeceği güzergah mecburen dağlardan değil, düzlüklerden ve tarım arazilerinden oluşacaktır; bu da Türkiye'nin tarım arazilerinin zarar görmesine neden olacaktır. Ayrıca bu hattın güvenliğini tamamen Türkiye sağlamak zorundadır. Rusya ile yaşanabilecek olası bir NATO çatışmasında, düşman güçlerin ilk hedefi bu akaryakıt boru hatları ve Türkiye üzerindeki depolama sistemleri olacaktır. Netice itibarıyla NATO halihazırda bir bela iken, ittifaka can suyu vermeye çalışmak Türkiye'yi iki büyük belanın daha içerisine çekmektedir.

Kaynağa Git

İlgili Haberler