Ana içeriğe geç

Çıldır Gölü’nde yoga

“Duvarların Dili Olsa” televizyon ekranlarına, gazete haberlerine yansımayan detaylarla Türk demokrasisinin şah damarı TBMM’ye farklı bir pencere açmayı hedefliyor.

Çıldır Gölü’nde yoga
Nefes Gazetesi
16

TARIK IŞIK / NEFES

Hindistan Büyükelçiliği, 21 Haziran Uluslararası Yoga Günü kapsamında Haziran ayı boyunca Türkiye’nin farklı illerinde etkinlikler düzenliyor. Bu etkinliklerin duraklarından biri de önceki gün Kars’ın Arpaçay ilçesi oldu. Çıldır Gölü kıyısında gerçekleştirilen etkinliğe Kars Gençlik ve Spor İl Müdürü, Arpaçay kaymakamı, ilçe müdürleri, federasyon temsilcisi ve yoga eğitmenleri katıldı. Etkinlik mütevazı görünse de seçilen yer tesadüf değil. Kars, Türkiye’nin hem tarihsel hem jeopolitik açıdan en ağır yükü taşıyan şehirlerinden biri. Ermenistan’a sınır komşu olmasına rağmen kapalı bir kapının gölgesinde yaşıyor. Türkiye, Ermenistan’ın 1993’te Azerbaycan’ın Kelbecer bölgesini işgal etmesi üzerine kara sınırını tek taraflı kapatmıştı. O tarihten bu yana geçen otuz yılı aşkın sürede sınırın iki yakası birbirinden koptu. Ancak son dönemde tablo değişiyor. 2025 sonunda alınan kararla Türkiye ve Ermenistan’ın diplomatik, hizmet ve hususi pasaport sahipleri 1 Ocak 2026 itibarıyla ücretsiz elektronik vize alabilir hale geldi. Bununla da sınırlı kalmadı: Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın Mayıs ayındaki görüşmesinde, bir ayağı Türkiye diğer ayağı Ermenistan’da olan Ani Köprüsü’nün ortak restorasyonuna ilişkin mutabakat zaptı imzalandı. Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan ise Gümrü-Kars demiryolunun yeniden açılmasına yönelik çalışma grubu toplantılarının sürdüğünü ve yakın gelecekte tam normalleşmenin sağlanacağına dair güvenini dile getirdi. Bu tablo içinde Kars’ın önemi daha net ortaya çıkıyor. Türkiye-Ermenistan sınır kapısı açıldığında bu süreçten en doğrudan etkilenecek şehirlerin başında Kars geliyor. Söz konusu olan yalnızca komşu ülkeyle kurulan trafik değil; onlarca yıl durmuş ekonomik ve insani ilişkilerin yeniden işlerlik kazanması. Kars için bu, köklü bir dönüşüm anlamına geliyor.

Hindistan Büyükelçiliği’nin Çıldır Gölü’nde yoga etkinliği düzenlemesi, bu bağlam içinde ayrı bir ağırlık taşıyor. Türkiye ile Hindistan arasındaki kültürel köprü inşası, normalleşme sürecinin aktif olarak ilerlediği bir coğrafyada somutlaşıyor. Yoga, bu süreçte işlevsel bir araç. 2015’ten bu yana Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Uluslararası Yoga Günü, bugün yüz doksandan fazla ülkede kutlanıyor. Hindistan bu platformu, yumuşak güç politikasının merkezine yerleştirmiş durumda. Ankara’da kalmak yerine Kars’a kadar uzanmak ise bu politikanın ne kadar bilinçli yürütüldüğünü gösteriyor.

CHP birbirini yerken kitapların arasında siyaset

Siyaset çoğu zaman kürsülerde, televizyon ekranlarında ve meydanlarda yapılıyor. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman’ın öncülüğünde başlatılan Kütüphane Sohbetleri, siyasetin sertliğine nazire kültür ve düşünceyle kurduğu ilişki açısından dikkatimi çekti. Ankara’daki AK Kütüphane’de gerçekleştirilen buluşmalar, günlük siyasi tartışmaların ötesinde tarih, kültür, medeniyet, eğitim ve gelecek tasavvuru üzerine konuşulmasına imkân sağlıyor. Programın ilk konuğu AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, ardından AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala ve İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan oldu. AK Parti Genel Merkezi’ne resmi bir program için ilk defa gelen Erdoğan, eğitimden kültüre, gençlik çalışmalarından medeniyet tasavvuruna kadar geniş bir yelpazede değerlendirmelerde bulundu. Özellikle Türk kültürünün yeni nesillere aktarılması, gençlerin özgüven sahibi bireyler olarak yetişmesi ve Türkiye’nin kültürel birikiminin geleceğe taşınması konularındaki görüşlerini paylaştı. Kütüphane Sohbetleri’nin en önemli yanı, konuşmacılar kadar dinleyicilere de alan açması. Katılımcılar yalnızca bir konuşma dinlemiyor; soru soruyor, fikirlerini paylaşıyor ve farklı tecrübelerle temas kuruyor. Bu yönüyle program, klasik konferans formatının ötesine geçerek karşılıklı etkileşimin öne çıktığı bir zemine dönüşüyor. Belki de böylesi programların en büyük değeri burada yatıyor: İnsanları yalnızca aynı salonda değil, düşünce ikliminde buluşturabilmek.

Irmak öğretmeni anmak neden yasak?

Ağrı’nın Hamur ilçesinde görev yapan 24 yaşındaki anasınıfı öğretmeni Irmak Ayşe Koparan, 7 Haziran’da evinde ölü bulunduğunda henüz 24 yaşındaydı. Ankara büro muhabirlerimizden Dilan Kutlu’nun Irmak öğretmenin ölümü ile ilgili yazdığı haber 9 Haziran’da gazetemizde yayımlandı. Belgelerle yazılan haberi okurken kahrolmamak elde değildi. Genç bir eğitimci bürokrasinin çarkları arasına sıkışmış, kurtulma umudu ile attığı çığlıklar duyulmamış, daha doğrusu duyulmak istenmemişti. Dilan’ın söylediğine göre öğretmen arkadaşları Irmak Ayşe Koparan için bir anma programı düzenlenmek istemiş ancak soruşturma gerekçesiyle bunun mümkün olmayacağı kendilerine bildirilmiş. Irmak öğretmeni anmak, onun adını ve anısını yaşatmak neden yasak? Yasağın arkasına gizlenen o soğuk “soruşturma” kelimesi kurumsal suçluluk psikolojisini gizliyor olmasın? Bürokrasi, resmi yazılarla bir öğretmenin yasını tutmayı yasaklayabilir; fakat o gencecik kadının adalet çığlığını susturabilir mi?

Kaynağa Git

İlgili Haberler