İstanbul merkezli, Ortodoks Hristiyanların ruhani lideri Fener Rum Patriği Bartholomeos, Ankara’da AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi.
Patrikhane’den yapılan açıklamaya göre, Bartholomeos ve üst düzey yardımcıları görüşmeler için başkente gitti.
Açıklamada, görüşmenin Türk eğitim yetkilileri ile Patrikhane arasında devam eden diyalog çerçevesinde Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması ihtimaline odaklandığı belirtildi.
Bartholomeos ve Erdoğan’ın görüşmesinin “samimi bir atmosferde” gerçekleştiği ifade edildi.
GÜRDENİZ'DEN TEPKİ DOLU SATIRLAR
Emekli Amiral Cem Gürdeniz, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada gerçekleşen Erdoğan ve Bartholomeos görüşmesine dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Konunun sadece bir okul açılışı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Gürdeniz önemli uyarılarda bulundu.
İşte Cem Gürdeniz'in yaptığı o açıklama:
Fener Rum Patrikhanesi sorunu bir din ve ibadet özgürlüğü konusu olmaktan çok, jeopolitik ve stratejik bir konudur.
Patriğin ısrarla "Ekümenik" sıfatını kullanmasının nedeni Türkiye'deki küçük Rum cemaatinin dini ihtiyaçlarını karşılamak değildir. Amaç, kendisini dünya Ortodoksluğunun evrensel lideri, İstanbul'u da yeniden Ortodoks dünyanın merkezi olarak konumlandırmaktır.
Tarih boyunca büyük dini merkezler yalnızca ibadet edilen yerler olmamış, aynı zamanda nüfuz ve güç üretmişlerdir. Katolik dünyası için Vatikan'ın entelektüel ve ruhani omurgasını oluşturan kurumlar, özellikle Roma'daki papalık üniversiteleri bu işlevi görmüştür. Sünni İslam dünyasında Kahire'deki El Ezher yalnızca bir eğitim kurumu değil, küresel ölçekte dini otorite üreten bir merkezdir. Protestan dünyasında ise Oxford, Cambridge, Heidelberg ve benzeri köklü ilahiyat merkezleri yüzyıllar boyunca din adamı, akademisyen ve düşünce üretmiştir.
Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması da bu nedenle birkaç Rum Ortodoks papazın eğitilmesi meselesi olarak görülemez. Asıl mesele, Patrikhane'nin dünya çapında kendi din adamlarını yetiştirebildiği, kendi teolojik doktrinini geliştirebildiği ve uluslararası ağlarını yönetebildiği bir merkeze kavuşmasıdır. Böyle bir okul, Patrikhane'nin ekümenik iddiasına akademik, kurumsal ve uluslararası bir temel sağlayacak, şüphesiz konumunu konsolide edecektir.
ABD ve Avrupa Birliği'nin Patrikhane'ye verdiği sürekli güçlü destek de bu bağlamda değerlendirilmelidir. Fener, özellikle son yıllarda Moskova Patrikhanesi ve Rus Ortodoks dünyasına karşı kullanılan önemli bir jeopolitik araç haline gelmiştir. Dolayısıyla konu yalnızca dini özgürlükler değil, aynı zamanda Ortodoks dünyasının liderliği üzerindeki küresel güç mücadelesidir.
Türkiye'nin kalbinde, Türk hukukunun tanımadığı bir sıfatla hareket eden ve tüm Ortodoks dünyanın lideri olduğunu ileri süren bir yapının Heybeliada Ruhban Okulunun tekrar açılması ile uluslararası meşruiyet kazanması, sadece dini değil stratejik sonuçlar da doğuracaktır.
Yunanistan, GKRY, İsrail ve ABD ekseninin Doğu Akdeniz'de Türkiye üzerindeki baskıyı artırdığı bir dönemde Ankara'nın bu konuyu yalnızca bir azınlık veya inanç özgürlüğü başlığı altında değerlendirmesi yaşamsal bir hata olur.
Karşılaştığımız sorun bir kaç din adamının eğitimi değil, İstanbul'un ve Heybeliada'nın gelecekte hangi teolojik ve jeopolitik çerçeve içinde tarif edileceğidir. Türk Deniz Kuvvetlerine 19.yüzyıldan bu yana deniz subayı yetiştiren adanın, emperyalizmin sözde ekümenik sıfatlı vassalının indoktirnasyon merkezine dönüşmesi tarihin kolay hazmedeceği bir durum değildir.
Unutumayalım ki dini kurumlar bazen yalnızca inanç üretmez, aynı zamanda tarih, kimlik, hafıza ve jeopolitik savlar üretir. Yunanın bu konuda sicili kitaplara sığmayacak kadar kabarıktır.
Fener Rum Patrikhanesi sorunu bir din ve ibadet özgürlüğü konusu olmaktan çok, jeopolitik ve stratejik bir konudur.
— Cem GÜRDENİZ (@cemgurdeniznet) June 17, 2026
Patriğin ısrarla "Ekümenik" sıfatını kullanmasının nedeni Türkiye'deki küçük Rum cemaatinin dini ihtiyaçlarını karşılamak değildir. Amaç, kendisini dünya… https://t.co/eES2b9YJSh
Haber Kaynağı : 12punto