Ana içeriğe geç

Milyonlarca insan fırın gibi evlerde mahsur kaldı: Avrupa'nın kışlık yalıtım altyapısı yaz aylarında kabusa dönüştü

Küresel iklim değişikliği etkisiyle artan sıcak hava dalgası karşısında yüksek klima fiyatları alternatif arayışını artırıyor. Güney Avrupa'da uygulanan evde serinleme yöntemleri, elektrik faturasında enerji tasarrufu sağlıyor.

Milyonlarca insan fırın gibi evlerde mahsur kaldı: Avrupa'nın kışlık yalıtım altyapısı yaz aylarında kabusa dönüştü
Karar
16

Küresel iklim krizinin sarsıcı etkileriyle 2026 Haziran ayında rekor düzeyde yüksek sıcaklıklara sahne olan Avrupa genelinde, mevcut konutların kış şartlarına göre yalıtılması ve yüksek kurulum maliyetleri nedeniyle klima kullanım oranının çok düşük kalması, milyonlarca insanı evlerini serin tutmak için geleneksel ve alternatif yöntemler aramaya yönlendirdi.

İngiltere'den Sicilya'ya taşınanların gözlemlerine göre, uykusuz geceler, düşük motivasyon ve sürekli sinir hali gibi olumsuzluklar getiren rekor sıcaklar, kıtanın kuzeyindeki evleri adeta fırına çeviriyor.

Kuzey Avrupa'daki binalar ısıyı dışarı atmak için değil, içeride tutmak için tasarlandığı için mayıs ayında sıcaklığın 30 derecenin üzerine çıkması, yani mevsim ortalamasının 10 dereceden fazla üzerine ulaşması yaşamı olumsuz etkiliyor.

KUZEY AVRUPA EVLERİ FIRINA DÖNDÜ, SİSTEMLER YETERSİZ

Euronews'te yer alan habere göre, Birleşik Krallık İklim Değişikliği Komitesi tarafından mayıs ayı başında yayımlanan güncel bir raporda, önümüzdeki 10 yıl içinde tüm huzurevleri ve hastanelere, 25 yıl içinde de tüm okullara klima kurulması tavsiye ediliyor.

Kronik hastalığı, engeli olan ya da yaşlı kesimler klimanın sağladığı hızlı serinlemeye ihtiyaç duyabiliyor ancak sağlıklı insanların büyük çoğunluğu için daha basit alternatifler fazlasıyla yeterli bulunuyor.

Klimadan kaçınmak için pek çok ekonomik neden öne çıkıyor.

Ortalama bir Birleşik Krallık evinde kurulum maliyeti oda başına 2.500 sterlin yani 2.895 euro veya 154.543 TL seviyesine ulaşıyor ki bu rakam ortalama gelirli biri için çok yüksek, düşük gelirli kesim içinse tamamen erişilmez bir durum.

YÜKSEK ELEKTRİK TÜKETİMİ SERA GAZI SALINIMINI TETİKLİYOR

Sistemlerin iklim üzerindeki yıkıcı etkisi de azımsanamayacak boyutlara ulaştı.

Klimalar evlerde en fazla elektrik harcayan cihazların başında geliyor.

Elektrikli vantilatörlerle birlikte dünya elektrik tüketiminin yüzde 10'unu oluşturan bu cihazlar, atmosfere güçlü sera gazları sızdırıyor.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Orta Doğu'nun bazı bölgelerinde yılın en sıcak günlerinde konutlarda çekilen elektrik talebinin yüzde 70'i sadece serinlemeye gidiyor.

İspanya bu duruma karşı, herkesin serinlemek, oturup dinlenmek ve bir bardak su içmek için gidebileceği kütüphane ya da müze gibi ücretsiz kamusal alanlardan oluşan geniş bir iklim sığınakları ağı kurarak örnek bir adım attı.

Avrupa'nın geri kalanı bu serin alanları organize etme konusunda yeni yeni hızlanırken, sıcak gün ve gecelerde evleri serin tutmanın yollarını bulmak büyük önem taşıyor.

avrupada-neden-klima-kullanilmiyor-2.jpg

SİCİLYA'NIN ASIRLIK SIRRI PENCERELERİ SIKICA KAPATMAK

Avrupa'nın Afrika'ya en yakın noktalarından biri olan Sicilya'ya 6 yıl önce taşınan yabancılar, buradaki birçok evde klima olmadığını görünce şaşkınlık yaşıyor.

Sıcaklığın hayatın bir gerçeği olarak kabul edildiği adada, kuşaklar boyunca aktarılan yöntemlerle hareket ediliyor.

Sıcağa dayanmanın yolları adeta hayatın dokusuna işlerken, yeni bir ev inşa ederken de yeni bir işe başlarken çalışma saatlerini ayarlarken de sıcaklar baştan hesaba katılıyor.

Sicilya her zaman sıcak olsa da insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle burada da sıcak hava dalgaları daha sık, daha şiddetli ve daha uzun süreli hale geliyor.

Kısa vadede, biraz önden planlama yapmak yaşamı çok daha katlanılabilir kılıyor.

PERDELERİ KAPATMAK İÇ MEKAN SICAKLIĞINI DÜŞÜRÜYOR

Evleri serin tutmanın en temel prensipleri arasında pencereleri kapalı ve örtülü tutmak geliyor.

Pencereleri kapalı tutmak ilk bakışta ters görünse de pencerelerin dışarıdan ya da içeriden örtülmesi, sıcaklığın içeri girmesini engelliyor.

Sicilya'da ev temizliği yapan 50'li yaşlarındaki yerel bir yardımcının temizlik sonrası tüm perdeleri kapatması ilk başta garip karşılansa da iç ortam sıcaklığı üzerinde büyük fark yaratıyor.

Pencerelerin dışını çok ucuza kapatmanın yolları arasında maskeleme bandıyla yapıştırılmış duvar kağıdı astarı, pencere kanadına sıkıştırılan büyük çarşaflar ya da bambu veya ahşap bahçe panelleri yer alıyor.

Çarşaf ya da havluların, daha fazla yansıtma sağlaması için açık renkli olmasına dikkat ediliyor.

Daha kalıcı çözümler için pencere üstlerine tente veya gölgelik takılıyor ya da pencerelere panjur yapılıyor.

avrupada-neden-klima-kullanilmiyor-3.jpg

ISLAK TİŞÖRT ETKİSİ VE NEMLİ ÇARŞAFLARLA SERİNLEME

Giysileri ve çarşafları nemli tutmak da etkili bir yöntem olarak öne çıkıyor.

Yazar ve editör Sally Moss, sıcak günlerde masa başında çalışırken serin kalmanın bedava bir yolunu uyguluyor.

Sürdürülebilirlik uzmanı ve yazar Solitaire Townsend'e deneyimlerini aktaran Sally Moss, bir üst kıyafeti ıslatıp sırılsıklam kalmayacak şekilde sıktıktan sonra giyerek çalışıyor.

Su buharlaştıkça cildin soğuduğu bu yöntem, insanları saatlerce boyunca vantilatöre bile gerek kalmadan serin tutuyor.

Aynı yöntem nemli bir şapka, bandana ya da boyna bağlanacak bir bezle de uygulanabiliyor.

Sadece kıyafetlerle yetinmeyip bir çarşafı ya da büyükçe bir kumaş parçasını nemlendirerek kapı aralığına asmak da içinden hava geçtikçe odayı soğutuyor.

SİESTA BİR TEMBELLİK DEĞİL BİLİMSEL BİR GEREKLİLİK

İspanyolların siesta olarak adlandırdığı öğle sonrası uykusu, bir tembellik değil son derece akılcı bir alışkanlık olarak kabul görüyor.

Birçok sıcak ülkede öğleden sonra dükkanlar ve işletmeler kapanıyor, yetişkinler ve çocuklar serin bir yerde kısa bir uyku molası veriyor.

Sicilyalılar öğle arasını çok ciddiye alıyor.

Yerel halk yaklaşık 16.00 civarında evlerinden çıkıp günün ikinci mesaisine başlıyor ve çoğu zaman 19.00 ile 20.00 saatlerine kadar çalışıyor.

Güneş battıktan sonra çalışmak, günün en sıcak saatlerinde verimsiz çalışmaktan daha mantıklı bulunuyor.

Ek bir fayda için uyku öncesinde terletici, bol baharatlı bir öğle yemeği yeniyor.

Hindistan doğumlu etki yatırımcısı Namrata Chowdhary, "Tropikal ülkelerin yerel mutfaklarının, ılıman iklimlere kıyasla daha 'acı' olmasının bir nedeni var" diyerek bu durumu açıkladı.

Siestadan uyandıktan sonra alınan ılık duşun da soğuk sudan daha fazla serinlik sağladığı biliniyor.

avrupada-neden-klima-kullanilmiyor-1.jpg

ALMANYA VE KUZEY AVRUPA KLİMAYI LÜKS GÖRÜYOR

Asya'nın birçok ülkesinin aksine Almanya ile Kuzey Avrupa'da evlerin büyük bölümünde aşırı sıcaklara karşı klima sistemleri bulunmuyor.

Avrupa'nın büyük bölümünde çözüm hala oldukça düşük teknolojili yöntemlerden oluşuyor:

Panjurları kapatmak, vantilatör çalıştırmak ve bol miktarda buzlu su bulundurmak.

ABD Enerji Bakanlığı verilerine göre ülkede yaşayanların yaklaşık yüzde 90'ının evinde klima yer alırken, benzer iklim koşullarına sahip Avrupa'da bu oran yalnızca yüzde 20 civarında seyrediyor.

Kıta içinde önemli farklılıklar göze çarpıyor; güneşli güney ülkelerinden İspanya'da hanelerin yaklaşık yarısında klima kullanılırken Almanya'da bu oran yalnızca yüzde 6 düzeyinde.

Çünkü yakın zamana kadar özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinde klima bir ihtiyaç olarak görülmüyordu.

HAZİRAN 2026 SICAKLIKLARI GEÇMİŞ ORTALAMALARI AŞTI

Sıcak yazlar Avrupa için normal bir durum olsa da altyapıyı, ekosistemleri ve insan sağlığını tehdit eden uzun süreli aşırı sıcak hava dalgaları giderek normalleşiyor.

Avrupa Birliği (AB) genelinde yapılan yeni bir araştırmaya göre, katılımcıların yaklaşık yarısı sıcakla mücadele etmek için gölgelendirme ve yalıtım çözümlerini tercih ediyor.

Aşırı hava olaylarını inceleyen Avrupalı araştırma ortaklığı ClimaMeter'in son analizine göre Haziran 2026 tarihindeki sıcaklıklar, 20. yüzyılın sonlarında benzer koşullarda görülebilecek seviyelerin yaklaşık 2 ila 4 derece üzerinde seyrediyor.

ClimaMeter bünyesinde görev yapan İtalyan araştırmacı Tommaso Alberti, bu koşulların soğutma amaçlı elektrik talebinde büyük artışlara yol açtığını belirtti.

Almanya'da klima ve diğer soğutma sistemlerine yönelik talep, kayıtların en sıcak yılı olan 2019 ile 2024 arasında yüzde 75 arttı.

Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verileri de bu durumu destekliyor.

Eurovent de son yıllarda istikrarlı bir büyüme gözlemliyor ancak kıtada klimalara yönelik çekinceler sürüyor.

avrupada-neden-klima-kullanilmiyor-4.jpg

SICAK HAVA DALGASI CİDDİ BİR HALK SAĞLIĞI RİSKİ

Eurovent Genel Sekreter Yardımcısı Stijn Renneboog, sosyal medyada dolaşan serinleme önerilerinde hala klima kullanılmaması tavsiyeleriyle sık karşılaştığını belirterek şu değerlendirmeyi paylaştı:

"Soğutma hâlâ çoğu zaman bir lüks olarak görülüyor.

Oysa aşırı sıcak ciddi bir halk sağlığı riski oluşturuyor.

Avrupa'da her yıl on binlerce kişi sıcakla bağlantılı nedenlerle yaşamını yitiriyor."

Araştırmalar, Avrupalıların büyük bölümünün evlerinin yaz aylarında yeterince serin kalmadığını düşündüğünü gösteriyor.

Ancak giderek daha fazla kişi klima sistemlerine yöneliyor.

Boston Consulting Group bünyesinde yeşil enerji ve çevre alanında çalışan Direktör Yardımcısı Helge Brinkmann, 2025 Eylül ayında yayımlanan sektör analizinde, "Avrupa'da klimanın pek de yaygın olmadığı dönem sona eriyor" ifadesini kullandı.

TARİHİ BİNALAR VE KİRACILAR İÇİN KURULUM ZORLUĞU

Eski Avrupa konutlarına klima sistemi kurmak her zaman kolay olmuyor.

Yeni konut ve ticari binalarda soğutma sistemleri daha kolay planlanabilirken mevcut binaların sonradan bu sistemlerle donatılması çok daha karmaşık bir süreç gerektiriyor.

Avrupa'nın tarihi kentlerinde koruma kuralları ve estetik kaygılar ek zorluklar doğuruyor.

Paris'in ünlü çinko çatılarına değişiklik yapmak yasak olduğu için içinde yaşayanlar termal battaniyelerle ısıyı dışarıda tutmaya çalışıyor.

Bunun yanında birçok kiracı, kısıtlayıcı kurallar nedeniyle kiraladıkları evlere klima taktıramıyor ya da başkasına ait bir konuta büyük yatırım yapmak istemiyor.

Almanya, Danimarka ve Avusturya gibi nüfusun yaklaşık yarısının kiracı olduğu ülkelerde bu durum birçok kişiyi daha düşük verimli serinleme yöntemlerine yöneltiyor.

Artan enerji fiyatları da evleri serin tutmayı pahalı hale getiriyor.

AB genelinde yapılan bir ankete katılanların yüzde 38'i evlerini serin tutacak maddi imkana sahip olmadığını belirtiyor.

avrupada-neden-klima-kullanilmiyor-5.jpg

SOĞUTMA SİSTEMLERİ KÜRESEL ISINMAYI ARTIRIYOR

İtalyan araştırmacılar tarafından 2020 yılında yayımlanan bir çalışma, küresel ısınmanın Fransa, İspanya, İsveç ve Hollanda gibi ılıman iklime sahip ülkelerde klima kullanımını nasıl artırdığını inceliyor.

Araştırmaya göre, soğutmanın giderek temel bir ihtiyaç haline gelmesi, düşük gelirli kesimleri orantısız biçimde etkileyecek.

Renneboog, kışın ısınmanın temel bir ihtiyaç olarak kabul edildiğini ancak aynı yaklaşımın soğutma için geçerli olmadığını hatırlatarak, yaz aylarında binaları güvenli şekilde serin tutamamanın da ciddi bir toplumsal ve halk sağlığı sorunu olduğunun kabul edilmesi gerektiğini savunuyor.

Çevresel kaygılar da kullanımı yavaşlatıyor.

AB'de soğutma enerjisi miktarı son 10 yılda düzenli biçimde artarken özellikle 2020 yılından sonra bu artış hız kazandı.

Eurostat verilerine göre, binaların ısıtılması için kullanılan enerji 2024 yılında bir miktar azalırken soğutma amacıyla kullanılan enerji bir önceki yıla göre yüzde 15,3 arttı.

Soğutma sistemleri küresel elektrik talebinin yüzde 10'unu oluştururken fosil yakıtlardan üretilen bu elektrik iklim değişikliği sorununu büyütüyor ve klimalar dış ortam sıcaklığını birkaç derece yükselterek bir kısır döngü oluşturuyor.

SÜRDÜRÜLEBİLİR ALTERNATİFLER VE MERKEZİ ÇÖZÜMLER GÜNDEMDE

Fransa'da 2026 Haziran ayında yapılan bir ankete göre her 10 kişiden 8'i çevreye etkisi nedeniyle klima taktırmaya karşı olduğunu söylese de Paris'te sıcaklık 41 dereceye ulaştığında bazı fikirler değişebiliyor.

Avrupa Enerji ve İklim Politikası Enstitüsü bünyesinden Jean-Sebastien Broc, Temmuz 2025 tarihindeki sıcak hava dalgası sırasında, yeni binaların soğutma ihtiyacını en aza indirecek şekilde tasarlanabileceğini ve klima sistemlerine alternatif çözümlerin tercih edilebileceğini belirtti.

Doğal hava dolaşımını artıran bina tasarımları, ısıyı daha az tutan yapı malzemeleri ile panjur, tente ve çatı çıkmaları öne çıkıyor.

Isı pompaları hem ısıtma hem de soğutma sağlayan verimli bir seçenek olurken yeşil alanlar ve su öğeleri kentlerde görülen ısı adası etkisini azaltıyor.

Paris, Stockholm ve Kopenhag gibi kentlerde uygulanan bölgesel soğutma sisteminde, soğutulmuş su yer altı boru hatlarıyla dağıtılarak binalar merkezi olarak soğutuluyor.

Sensörler ve yapay zeka teknolojileriyle desteklenen akıllı sistemler ise yeni nesil klimaların verimliliğini yüzde 40'a kadar artırarak enerji tüketimi ile karbon emisyonlarını düşürüyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler