Lübnan Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, resmi temaslarda bulunmak üzere Fransa'nın başkenti Paris'e giden Recci, Barrot ile bir araya geldi.
Lübnan'da yaşanan sıcak gelişmelerin değerlendirildiği görüşmede Recci, ABD'de yürütülen müzakerelerin ateşkesle ve İsrail güçlerinin Lübnan'dan çekilmesiyle sonuçlanması temennisinde bulundu.
Recci, ayrıca hiçbir ülkenin Lübnan adına müzakerede bulunmasını kabul etmeyeceklerini vurguladı.
Fransa Dışişleri Bakanı Barrot ise Lübnan siyasi otoritesinin geçen yazdan bu yana aldığı karar ve tutumları "cesur" olarak nitelendirdi.
Ülkesinin, müzakerelerde doğrudan taraf olmasa da Beyrut'u desteklediğini yineleyen Barrot, Lübnan'ın askeri yapılanmasını desteklemek için uluslararası bir konferans düzenlemeye hazır olduklarını kaydetti.
İki Bakan görüşmede, müzakere masasında Lübnan'ın konumunu güçlendiren temel unsur olması açısından Lübnan ordusunun desteklenmesinin önemi üzerinde durdu.
İSRAİL İLE LÜBNAN ARASINDA BAŞLAYAN GÖRÜŞMELER
İsrail ve Lübnan'ın Washington'daki büyükelçileri, 14 ve 23 Nisan'da ABD arabuluculuğunda müzakerelere hazırlık kapsamında bir araya gelmişti.
ABD Dışişleri Bakanlığında gerçekleştirilen ilk toplantı, "1993 yılından bu yana en üst düzey doğrudan görüşme" olarak kayıtlara geçmişti.
ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan'da yaptığı açıklamada, yakın gelecekte İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ı Beyaz Saray'da ağırlamayı sabırsızlıkla beklediğini ifade etmişti.
14 ve 15 Mayıs'ta düzenlenen 3. tur görüşmeler sonucunda, 17 Nisan'da sona erecek geçici ateşkesin 45 gün uzatılması ve haziran başında 4. tur görüşmelerin yapılması kararlaştırılmıştı.
Taraflar en son 2-3 Haziran'da Washington'da 4. tur görüşmeleri kapsamında bir araya gelmişti.
Lübnan'da İsrail ile doğrudan müzakere başlığı, iç siyasette ve kamuoyunda en tartışmalı konuların başında geliyor.
Cumhurbaşkanı Avn ve Başbakan Nevvaf Selam, müzakereleri "akan kanın durdurulması ve kalıcı çözüm" için zorunlu ve tek seçenek olarak değerlendirirken, Hizbullah ve ona yakın çevreler ise doğrudan temasları "teslimiyet" şeklinde niteleyerek sürece karşı çıkıyor.