İzmir – Belediye-İş Sendikası İzmir 1 ve 2 No'lu şubeleri ile İzmir Büyükşehir Belediyesi arasında yaklaşık 2,5 aydır devam eden ve İZDOĞA, İZSU, İZULAŞ ile kadrolu çalışan yaklaşık 4 bin işçiyi kapsayan 2026-2028 dönem toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmeleri uyuşmazlıkla sonuçlandı.
Belediye-İş üyeleri, sendika binası önünde toplanarak Kültürpark'taki İzmir Büyükşehir Belediyesi binasına yürüdü. "Sadaka değil hakkımızı istiyoruz", "Taşerona hayır" pankartlarının açıldığı eylemde işçiler, “Sadaka değil toplu sözleşme”, "İş ekmek yoksa barış da yok" ve "Direne direne kazanacağız" sloganları attı.
Sendika ile belediye arasında ücret başlığında yüzde 16,30 zam, üç aylık enflasyon farkı, altı ayda bir enflasyon ve artı 1 refah payı konusunda uzlaşma sağlandığı öğrenilirken, uyuşmazlığın temel başlığını pazar gününün hafta tatili olmaktan çıkarılması oluşturdu. Belediye-İş yönetimi, ücret başlığında önemli ölçüde geri adım atıldığını ancak kazanılmış hakların geriletilmesine onay vermeyeceklerini vurguladı.
“Bizim üzerimizde deney yapıyorlar, biz kobay değiliz”
Yürüyüşün ardından konuşan Belediye-İş İzmir 2 No'lu Şube Başkanı Savaş Atalay, belediyenin pazar günü hafta tatilini kaldırma girişimine tepki gösterdi. Atalay, “Bizim üzerimizde sanki deney yapıyorlar. Biz sanki kobayız. Hafta tatili neymiş, iş başını salı günü yapacaksın, pazartesi günü hafta tatili olacak. Çağdaş ülkelerde bile böyle bir şey yok. Dünyada yok" dedi.
Toplu sözleşme sürecinde işçilerin sürekli fedakarlık yaptığını söyleyen Atalay, “Ücrette de bir noktaya geldiniz ama şimdi idari maddede pazar günü hafta tatilini kaldırın diyorsunuz. Yıllardır bu işin içindeyim, ilk defa böyle bir noktaya gelindiğini görüyorum. Toplu sözleşmede işçi yine fedakarlığını yaptı, yapmaya da devam ediyor. Dediniz ‘işe devam maddesini değiştirelim’ tamam dedik. Başka maddelerde değişiklik istediniz, tamam dedik. ‘Üniversitede okuyan arkadaşlarımızı sınırlandıralım’ dediniz, tamam dedik. Ne istiyorsunuz? Canımızı mı istiyorsunuz? Yeter artık" ifadelerini kullandı.
“Bunun mücadelesini her yerde veririz”
Atalay, “İşimizin peşindeyiz. İyi niyetle toplu sözleşmeyi masada bitirmek için elimizden geleni de yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Ya Allah aşkına böyle bir şey var mı ya? Bütün ücretlerde belirli bir noktaya gelinecek. Ya haftalık tatili, pazarı toplu sözleşmeden kaldırmak... Sebebi ne biliyor musunuz? Başka şirketlerde uygulama yapacaklarmış, bizim üzerimizden deniyorlar. Ya bize ne kardeşim? Orada çalışma sistemiyle ilgili sıkıntılar varsa git oraya müdahale et. Biz işçiyiz, işçi. Bunun mücadelesini her yerde veririz. Yok öyle bir dünya" diye konuştu.
Dokuz kalem alacaklarının hâlâ ödenmediğini de söyleyen Atalay, “Bizim hak edişlerimizi İZDSU aydan aya İZDOĞA’ya yatırıyor. Bizi bekletiyorlar. Neymiş efendim, 'diğer işçilere ödemiyoruz, orada da kalsın.’ Yani böyle bir şey olabilir mi ya? Toplu sözleşmeden fedakarlık yap, alacaklardan fedakarlık yap... Ya ne istiyorsunuz, yeter ya! Vallahi iki buçuk senedir anamızı, emdiğimiz sütü burnumuzdan getirdiniz” dedi.
"Pazar tatilinden vazgeçmeyeceğiz"
Atalay, Büyükşehir yönetiminin bugüne kadar "hiç tartışılmamış, tartışmaya bile açılamayacak" konuları masaya getirdiği belirtilerek, hafta tatilinin pazar günü olmasının kaldırılmak istenmesine tepki gösterildi.
Atalay, "Bütün çağdaş ülkelerde temel bir hak olarak kabul edilen hafta tatilinin pazar günü olması uygulaması, İzmir Büyükşehir Belediye yönetimi tarafından kaldırılmak istenmektedir. Hafta tatilinin pazar günü olmaktan çıkarılması girişimi işçinin dinlenme hakkını, aile yaşamını ve sosyal hayatını doğrudan etkileyen bir girişimdir" ifadelerini kullandı.
Vardiyalı çalışanların zaten işin gereği olarak bu sistem içinde çalıştığını belirten Atalay, "Biz vardiya sistemi dışında tüm çalışanları 'Ben istediğim gün çalıştırır, istediğim günü de tatil günü yaparım' anlayışına karşıyız. Çağdışı dayatmalara asla boyun eğmeyecek, haklarımızı sonuna kadar savunacağız" diye konuştu.
Atalay İzmir Büyükşehir Belediyesine çağrı yapılarak, "Belediye-İş olarak İzmir'imizi çağdaş çalışma hayatının gerisine düşürmek isteyen bu uygulamaya izin veremeyiz. Masada sözlü olarak uzlaşılan maddelerde imzadan kaçmaktan vazgeçin. Pazar gününü hafta tatili olmaktan çıkarma dayatmasından vazgeçin. İşçinin emeğinden, sosyal hayatından tasarruf etmek anlamına gelecek olan toplu iş sözleşmeleriyle kazanılmış sosyal haklarımızı gasbetme girişimlerinden vazgeçin" dedi.
Çakmak: Bu toplu sözleşme hepimizin namus meselesidir
Türk-İş 3. Bölge Başkanı Hayrettin Çakmak da "Toplu sözleşme büyükşehirde çalışanların da ilçe belediyelerinde çalışanların da meselesidir. Buradan iki konfederasyona sesleniyorum; bu toplu sözleşme hepimizin namus meselesidir arkadaşlar" dedi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi yönetimine ve CHP yöneticilerine de seslenen Çakmak, "Toplu sözleşmelerle iyileştirmelerden yanayız, müzakerelerden yanayız. Ama görüyorum ki geldikleri günden itibaren var olan toplu sözleşmelerden geri adım atmamızı istiyorlar. İşçinin ekmeğiyle oynamayı bırakın. CHP'nin İl Başkanı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı; gelin bu sözleşmeyi bitirin. Eğer bu toplu sözleşme Yüksek Hakem Kuruluna giderse bu bizim ayıbımız değil, sizin ayıbınızdır" diye konuştu.