Kocaeli'nin Gebze ilçesinde 29 Ekim 2025'te Arslan Apartmanı'nın çökmesi sonucu 4 kişinin hayatını kaybettiği facianın ardından yürütülen soruşturmada, hazırlanan teknik raporlar arasındaki taban tabana zıt bulgular yargı sürecinin merkezine oturdu. Mart 2026'da hazırlanan mahalli bilirkişi raporunda malzeme kalitesi yüksek olan binanın altından geçen metro tüneli çalışmaları nedeniyle yıkıldığı savunulup kamu kurumlarına asli kusur yüklenirken; Nisan 2026'da yayımlanan Bilim Kurulu Raporu metro imalatının olaydan çok önce bittiği savunularak çökmenin metroyla ilgisi olmadığı, ana nedenin zayıf zemin ve imalat kusurları olduğu belirtildi...
Çöken bina ile ilgili nihai raporun savcılığa sunulduğu bildirildi. Raporda tünelde hiçbir hasar bulunmadığı belirtildi, çöküşün ana nedeni bölgenin eski dere yatağı olması ve kontrolsüz dolgu zemin yapısıyla açıkladı.
Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinden akademisyenlerin hazırladığı belirtilen raporda, metro imalatının olaydan çok önce bittiği ve tünel betonlamasının tamamlandığı savunuldu. Binadaki çatlakların ve zemin yumuşamasının daha sonraki dönemde ortaya çıktığı belirtilerek, metro inşaatı ile çökme arasında hiçbir teknik bağ bulunamadığı iddia edildi. Böylece ilk rapordaki "metro hatası" tezi tamamen reddedildi.
FACİANIN ASIL NEDENİ ESKİ DERE YATAĞI VE KONTROLSÜZ DOLGU
Farklı disiplinlerden uzmanların yaptığı saha incelemelerine dayanan nihai rapor, çöküşün merkezine zemin ihmallerini yerleştirdi. Rapora göre, yıkılan binanın bulunduğu alan aslında eski bir dere yatağı niteliği taşıyor. Gözenekli zemin yapısının, yer altı sularının doğal hareketleri nedeniyle zamanla aşındığı ve binanın kontrolsüz bir dolgu zemin üzerine inşa edildiği anlaşıldı. Tünel yapısında hiçbir deformasyon veya çatlak bulamayan uzmanlar, faturayı metroyu işleten kurumlara değil, bölgenin jeolojik yapısına ve geçmiş mühendislik uygulamalarına kesti.
KENTSAL DÖNÜŞÜM BÜROKRASİSİ VE KİLİTLENEN SÜREÇLER
Olayın meydana geldiği Akse Sapağı'ndaki idari süreçler, mülkiyet ve bürokrasi sarmalındaki ihmalleri de gün yüzüne çıkardı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kayıtlarında, bölgedeki binalar hakkında kesinleşmiş riskli yapı tespitleri ve yıkım kararlarının facia öncesinde zaten mevcut olduğu belirlendi. Ancak yasal mevzuatlar gereği, belediyenin mevcut idari süreçlerde tek taraflı işlem yapma yetkisinin bulunmaması tahliyeleri kilitledi. Bölgede riskli ilan edilen 18 binanın çoğunun tünel güzergahı dışında kalması nedeniyle, kentsel dönüşümün yol haritası ancak yeni jeolojik etütlerin tamamlanmasının ardından netleşebilecek.



Odatv.com