Ana içeriğe geç

Yargıtay’a göre suç!

Ekrem İmamoğlu’nun İBB davasında savunma hakkının kısıtlanarak salondan çıkarılması akıllara Ergenekon’a bakan mahkemeye verilen ‘görevi kötüye kullanma’ cezasını getirdi.

Vox Haber
Cumhuriyet
16

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı davada mahkeme başkan ve heyeti tarafından savunmasının kısıtlanması uygulamasının Yargıtay tarafından suç sayıldığı belirlendi. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin, Ergenekon davasında yargılananların savunmalarını kısıtlayan mahkeme başkanı ve üyelerini zincirleme olarak “görevini kötüye kullanma” suçundan cezalandırılmalarına ilişkin kararı bulunduğu belirlendi.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 26.06.2024 ve 2018/7 esas, 2024/43 karar numaralı hükmüyle; Ergenekon davasına bakan dönemin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin başkanı Hasan Hüseyin Özese ve üyeler Ercan Fırat, Nihat Topal ve Fatih Mehmet Uslu hakkında verilen “savunma hakkını sınırlama ve kısıtlama” gerekçeleriyle açılan ceza davasının kararı onandı. Yargıtay 8. Dairesi’nin ilgili kararında, Ergenekon davasında yargılananların esasa ilişkin savunmalarının bir saat, avukatların talep konuşmalarını da kaç müvekkili temsil ettiklerine bakmaksızın on beş dakika ile sınırlandıran, sayfa sayısı milyonları bulan evraka karşı sanıklara ve müdafilerine ayrı ayrı on beşer dakika konuşma süresi verileceğini söyleyen mahkeme başkan ve üyelerinin zincirleme biçimde görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri kaydedildi.

Kararda, şu görüşlere yer verildi:

“Görüldüğü üzere kamuoyunda ‘Ergenekon davası’; olarak bilinen yargılama esnasında görev yapan sanıkların savunma yapan sanık ve müdafilerine kısıtlayıcı süre vererek buna ilişkin itirazları da dikkate almama şeklindeki eylemleri sabittir.

‘MAKUL SÜRE’ VURGUSU

CMK’nin savunma hakkına yönelik düzenlemelerinde şüpheli veya sanığın savunmasını yapması için bir süre sınırlaması öngörülmemiştir. Savunmanın ne kadar sürede yapılacağı ya da gelen belgeler ve tanık beyanlarına karşı ne kadar beyanda bulunulacağı İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin adil yargılanma başlıklı 6. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendinde belirtilen ‘savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmak’ hakkı kapsamında değerlendirilmeli, davanın karmaşıklığı, suçlamaların sayısı ve niteliği ile dosyadaki delil durumuna göre sanıklara savunmalarını yapmaları, talepte bulunmaları ve soru sorma haklarını kullanmaları için makul bir süre verilmelidir.”

YARGIÇLIK GÖREVİNİN GEREKLERİNE AYKIRILIK

Yargıtay kararında, savunma için makul sürenin belirlenmesinin baştan yapılmaması, sanığın kendisini yeteri kadar ifade etmesi koşuluna bağlanması gerektiğinin vurgulandığı Yargıtay kararında, “Aksi durum hem sanık üzerinde manevi baskıya hem de adil yargılanmadığı şüphesine neden olacağı gibi hukuken de savunmasını tam anlamıyla yapamaması sonucunu doğuracaktır. CMK’nin 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması hukuka kesin aykırılık hallerinden biri olarak düzenlenmiştir” ifadelerine yer verildi.

Kararda ayrıca, Ergenekon davasına bakan yargıç için “hâkimlik görevinin gereklerine aykırı davranarak savunma haklarını kısıtlamak suretiyle kişilerin mağduriyetine neden olduğu görülmekle icrai nitelikte görevi kötüye kullanma suçunu işlediği anlaşılmıştır” dendi.

‘İKTİDAR DİKTE EDİYOR’

Konuya ilişkin değerlendirme yapan Ergenekon davasında yargılanmış avukat Hüseyin Buzoğlu, “Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’de yargılamalarını gerçekleştiren ve sadece bu dosya ile görevlendirilen mahkeme heyetinin pratiği, kararların 19 Mart 2025’ten önce verildiğini, siyasal gelişmelere göre kovuşturmanın yavaşlatıldığını veya hızlandırıldığını, yargılamayı yapar görünüp nesnel ve öznel tarafsızlıklarını yitiren heyete hükmün siyasi iktidar tarafından dikte edildiğini, neticede Ergenekon davasında yaşananların tekrarlandığını ve aynı hukuka aykırılıkların bir kez daha yinelendiğini somutlamaktadır” diye konuştu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler