Derinleşen ekonomik kriz, önlenemeyen hayat pahalılığı ve giderek açılan gelir makası, vatandaşın mutfağında adeta yangına dönüştü. Çeliktepe ve Maltepe'deki pazarlarda alışveriş telaşındaki vatandaşlar, sağlıklı beslenmenin artık lüks sınıfına girdiğini belirterek çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kimi vatandaş "Sağlıklı besleniyoruz" derken, çoğunluk artan fiyatlar nedeniyle ya yarımşar kilo alabildiğini ya da "sahte" gıdalara yönelmek zorunda kaldığını ifade ediyor.
Temel gıda ürünlerine peş peşe gelen zamlar, vatandaşın sağlıklı beslenme hakkını elinden alıyor. ANKA'ya konuşan İstanbullular, pazar tezgahlarındaki fahiş fiyatlara isyan etti. Alım gücünün düştüğünü ve filelerin boş kaldığını belirten vatandaşların ortak derdi: Sağlıklı gıdaya erişememek oldu.
"KÖŞKTE OTURMAYA BENZEMİYOR"
Bir yandan durumundan şikayetçi olmadığını belirterek sağlıklı beslenmeye çalıştığını ifade edenlere karşı, hemen yanındaki bir başka vatandaşın sözleri pazarın gerçek yüzünü ortaya koydu:
"Yarım kilo aldım. Yarım kiloyla ne pişireceksin? Bir kilo et kaç para, emekli insanlar nasıl sağlıklı beslensin? Beslenemezsin... Köşkte oturmaya benzemiyor bu işler."

"BU ŞARTLARDA GELECEK NESİL YETİŞTİRİLEMEZ"
Mevcut ekonomik koşullarda sağlıklı beslenmenin imkansızlığına dikkat çeken bir başka vatandaş ise sorunun kökenine indi. Gerçek zeytinyağının kilosunun 400-500 liraya dayandığını hatırlatan vatandaş, "Devletin sosyal politikası temelden yanlış. Bu şartlarla toplum idame ettirilemez, gelecek nesil yetiştirilemez. Gelecek neslin beyin gelişmişliği bugünkü ekonomiye bağlı. İnşallah bir yerler bu sesimizi duyar" diyerek tepkisini dile getirdi.
UCUZ ÜRÜN ARAYIŞI VE "SAHTE GIDA" TEHLİKESİ
Pazardaki vatandaşların büyük bir kısmı, fiyatı uygun olan ancak sağlık açısından risk taşıyan ürünlere yönelmek zorunda kaldıklarını belirtiyor.
Daha ucuz olduğu için anormal boyutlardaki hormonlu sebzeleri mecburen aldıklarını belirten bir vatandaş, "Vatandaş ekonomisine göre davranıp ucuzunu almak zorunda" diyor.
Sağlıklı beslendiğini düşünenlerin bile aslında tehlikede olduğunu belirten bir başka tüketici, "Bir kilo sağlıklı peynirin maliyeti belliyken piyasada 250 liraya da 750 liraya da peynir var. Toplumun çoğunun aslında sahte beslendiğini düşünüyorum" sözleriyle gıda güvenliğindeki açığa dikkat çekti.

"ÇOCUKLUĞUMUZDA KİLOYLA ET GİRERDİ"
Et ve süt ürünlerine erişimin her geçen gün zorlaştığını vurgulayan vatandaşlar, "Et bulursan sebze bulamıyorsun, sebze bulursan et... Et zaten evlere zor giriyor. Eskiden kiloyla et alırdık, o günler çocuklukta kaldı" ifadelerini kullandı. Meyve fiyatlarının da el yaktığına dikkat çeken vatandaşlar, kirazın kilosunun 250 lirayı bulduğunu, 100 liraya satılanların ise yenemeyecek durumda olduğunu belirtti.
"PARA ÇOK DEĞERSİZ"
30 yıl çalışıp emekli olduğunu belirten bir endüstri mühendisi ise enflasyonun geldiği noktayı şu sözlerle özetledi:
"Pazara girdiğim zaman bütün katları dolaşıyor, fiyatları kafamda tutup en uygununa bakıyorum. Karaciğer için enginar alayım diyorum, tanesi 70 liradan başlıyor. Şimdi her şey var ama para çok değersiz. Ülkemizin en yüksek parasıyla (200 TL) sadece bir kilo kiraz alabiliyorsunuz, o da en iyisi bile değil."