Ana içeriğe geç

İliç Katliamı davasında bir tek tutuklu dahi kalmadı: 'İliç’in üstünü kapatıp NATO’nun maden planına yol açmak istiyorlar'

İliç Katliamı davasında bir tek tutuklunun dahi kalmamasına tepki gösteren EMEP Milletvekili Sevda Karaca, “NATO'nun sadık müttefiki olmakla övünenler, bu ülkeyi emperyalistlerin hizmetine sunuyor” dedi.

İliç Katliamı davasında bir tek tutuklu dahi kalmadı: 'İliç’in üstünü kapatıp NATO’nun maden planına yol açmak istiyorlar'
Evrensel
16

Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Erzincan İliç’te 9 işçinin yaşamını yitirdiği maden katliamı davasında tutuklu sanık kalmamasına tepki gösterdi. İktidarın İliç davasında sorumluları koruduğunu söyleyen Karaca, bunun NATO'nun “kritik hammaddeler” politikasıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Bir yandan katliamın hesabını kapatmaya çalışıyorlar, diğer yandan bu ülkenin dağını, taşını, madenlerini uluslararası tekellere pazarlıyorlar” dedi.

“Vahşi sömürünün bedelini işçiler ödedi”

İliç davasında tutuklu sanık kalmadığını hatırlatan Karaca, davanın 20 Ekim’e ertelendiğini belirterek “Yeni bir bilirkişi heyeti arkasına saklanıp suçluları gözümüzün önünde aklamaya çalışacaklar” ifadelerini kullandı. Katliamda yaşamını yitiren işçi Uğur Yıldız'ın kardeşi Duygu Yıldız'ın “Murat Kurum'un elinde madenci kanı var” sözlerini anımsatan Karaca, Kanadalı maden şirketi Anagold'un sahiplerinin, şirketin yerli ortağı Çalık Holding'in ve dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un yargılananlar arasında bulunmadığını söyledi.

Katliamın bedelini işçilerin ödediğini ifade eden Karaca, “Tonlarca altını paylaşıp zenginleşen tekellerin ve komisyoncuların vahşi sömürü politikalarının bedelini canıyla, kanıyla İliç'in işçileri ödedi” dedi.

“NATO zirvesini fırsata çevirdiler”

İktidarın katliamın sorumlularını koruduğunu belirten Karaca, bunun yalnızca İliç davasıyla sınırlı olmadığını söyledi. Türkiye'nin doğal kaynaklarının uluslararası sermayeye açılmak istendiğini ifade eden Karaca, “Katilleri kaçırmak için NATO zirvesini fırsat bildiler. Adalet mücadelesi veren ailelerden, bu ülkenin emekçilerinden suçluları kaçırıyorlar” diye konuştu.

İktidarın uluslararası yatırımcılara “Türkiye'de can da ucuz, doğa da ucuz, işçi yaşamı da ucuz. Ne yaptırım var ne ceza. Buyurun yağmalayın” mesajı verdiğini söyleyen Karaca, bunun yeni maden ve hammadde politikalarının da zemini olduğunu dile getirdi.

“Madenleri NATO'nun savaş politikalarına açıyorlar”

Karaca, hükümetin NATO'nun “savunma açısından kritik hammaddeler” projesinde yer almaya çalıştığını belirterek, “NATO'nun sadık müttefiki olmakla övünenler, bu ülkeyi madenleriyle, nadir elementleriyle, ucuz ve örgütsüz emek gücüyle emperyalistlerin hizmetine sunuyor” dedi.

Hükümete, “Bu kez nereleri parselleteceksiniz? Hangi dağları, hangi vadileri, hangi maden sahalarını NATO'nun savaş sanayisine peşkeş çekeceksiniz? Hangi işçinin emeği, hangi köylünün toprağı, hangi derenin suyu füze, radar, İHA ve mühimmat üretiminin girdisi yapılacak?” sorularını yönelten Karaca, uluslararası zirvelerde elde edilmeye çalışılan “prestij ve meşruiyet” tartışmalarına dair de şunları söyledi: “Siz o uluslararası zirvelerde, emperyalistlerin masalarında meşruiyet ve prestij devşirmeye çalışıyorsunuz ya... Şunu çok iyi bilin: Sizin o sahte prestijiniz, adalet arayan ailelerin kararlılığı karşısında yok hükmündedir! Sizin o koltuklarınızın meşruiyeti, toprağına, emeğine, canına sahip çıkan işçilerin iradesi karşısında hiç hükmündedir! Yok saymaya çalıştığınız bu halk, sizin o parıltılı masalarınızı da pazarlıklarınızı da başınıza yıkacak.”

Karaca, “Biz bu ülkenin zenginliklerini de doğasını da işçinin alın terini de NATO'nun, tekellerin, patronların yağma düzenine teslim etmeyeceğiz. İliç'in de memleketin de hesabını er ya da geç soracağız” dedi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler