Evrensel, 31 yıl önce yayın hayatına başladığında dünyada olan bitenleri doğru ve hızlı şekilde Türkiye ve Avrupa’daki okurlarına aktarmayı, yayın ilkelerinin başına yazmıştı. Ne var ki, o günkü koşullarda ne internet ne sosyal medya ne de bugün sıkça kullanılan yapay zeka destekli çeviri programları vardı. En modern haber gönderme aleti olan faks başında karşı tarafta sinyal düşmesini beklemenin de içinde olduğu teknik imkansızlıklar, maddi sıkıntılar dönemin olağan haliydi.
Bu koşullarda yerkürede olup bitenleri zamanında ve doğru aktarmak epey emek harcamayı gerektiriyordu. İstanbul’daki dış haberler servisinin yanı sıra, o zaman Duisburg’da kurulan Avrupa bürosundaki redaksiyon Alman basınını, Londra’da 3 Nisan 2016’da yitirdiğimiz Dr. Kenan Ateş’in de içinde yer aldığı geniş bir ekip İngiliz ve ABD basınını, Paris’te ise tam yedi yıl önce, 30 Haziran 2019’da kaybettiğimiz Rıza Saygılı’nın organize ettiği grup Fransızca ve İspanyolca konuşulan ülkelerin önemli gazetelerini tarayıp sayfalara aktarıyorduk.
Bütün bunların maksadı elbette, dünyadaki gelişmeleri Türkiye’deki işçi sınıfına, emekçilere doğru bir şekilde aktararak, deneyim çıkarma, öğrenme çabasını hızlandırmaktı. Bu kapsamda pek çok ülkede işçi sınıfı ve emekçilerin mücadelesi doğrudan takip edilerek aktarıldı. Tecrübeler biriktirildi, bağlar kuruldu.
Dış haberciliğimiz elbette sadece olup bitenleri aktarmak değil, aynı zamanda doğru yorumlayarak sonuçlar çıkarmaktır. Denebilir ki; dış haberciliğin en önemli özeliklerinin başında dünyanın farklı coğrafyalarında, ülkelerinde meydana gelen ekonomik, siyasi, diplomatik gelişmeler arasında bağlar kurarak belli sonuçlara varmak gelir.
Dünya bir bakıma adeta avucunuzun içinde. Neyin ne zaman, nerede ve nasıl olduğuna dair önünüze akan bilgileri, bir yazbozun parçaları gibi doğru birleştirildiğinde bütünü okuyucuya gösterme imkanı veriyor. Dünyanın farklı ülkelerinde aynı taleplerle ortaya çıkan işçi eylemleri ya da benzer hat üzerinde gelişen diplomatik ilişkileri bir bütün içerisinde göstermek aynı zamanda dünyayı doğru anlamaya imkan sağlıyor. Bu bakımdan dış habercilik tarihin akışına, uluslararası ilişkiler, emperyalist çelişkiler ve sınıflar mücadelesi bağlamında mercek altına alarak tanıklık etmektir. Doğru sonuçlar, emekçi sınıfların daha iyi bir dünya kurma özlemini pekiştirirken, görüneni tozpembe gösteren, arka planını göstermeyen anlayışı ise sisteme yedeklemeyi esas alır.
Bu nedenle karmaşık, tam bir labirent olan uluslararası ilişkilere devletler arasındaki çıkar hesapları üzerinden bakamayanlar hep büyük yanılgılar içerisine düşmüş, “doğru” diye sunulan yorumların çoğu daha gazetenin mürekkebi kurumadan yalan olmuştur. Bunun için Evrensel’in dış habercilik anlayışıyla sermaye medyası arasındaki görüş farkı oldukça derindir. Zira baktığı ve durduğu yerler farklı.
Buna verilecek sayısız haber örneğimiz var.
Mesela, 17 Aralık 2004’te Brüksel’de yapılan AB zirvesinde Türkiye ile üyelik müzakerelerinin başlamasına karar verildiğinde, sermaye basını kararı AB’de tam üyelik için takvim verip bayram ilan ederken, Evrensel kararı bu şekilde sunanları “AB’ye iliştirilmiş gazeteciler” olarak vermişti. Zaman bizi haklı çıkardı. Gelişmelere karşılıklı çıkarlar ve manevralar üzerinde bakmayarak tozpembe gösterenleri fena halde yanılttı.
Evrensel, 31 yıldır dünyayı doğru anlayarak değiştirmenin mücadelesini veriyor. Olaylar arasında kurduğu doğru bağlantılar, yerinden kaynaklara dayandırarak verdiği haberler doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Bu yolda emek harcayan ve bugün aramızda olmayan arkadaşlarımızı unutmadan, dünyada olup bitenleri mercek altına almaya, gerçeği eğip bükmeden aktarmaya devam edeceğiz. 31 yıl önce okurlarımıza verdiğimiz sözün arkasında durmaya, dünyayı değiştirmek için yazmaya, yorumlamaya devam edeceğiz.