Ülke çapında koordineli şekilde düzenlenen yürüyüşlerin arifesinde tansiyonu düşürmek amacıyla bazı gösterici liderleriyle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, haftalık bülteninde de yayımladığı mesajla vatandaşlarına göçmenlerin hukuki statüsüne ilişkin hatırlatmalarda bulundu. Ramaphosa, “Güney Afrika’da yaşayan bazı yabancı uyruklular burada yasal olarak bulunuyor” dedi.
RAMAPHOSA’DAN ANAYASA VURGUSU
Yasal göçmenlerin çalıştığını, eğitim gördüğünü, aile kurduğunu ve ekonomiye katkı sağladığını belirten Ramaphosa, “Onlar da yasalarımızın ve Anayasamızın korumasından yararlanma hakkına sahiptir” ifadelerini kullandı. Protesto hakkı ve ifade özgürlüğünün insanları tehdit etmeye veya şiddet eylemlerine girişmeye izin vermediğinin altını çizen Ramaphosa, göstericileri vandalizmden uzak durmaya çağırdı.
Polis Bakanlığı, ülke genelindeki protestoların büyük ölçüde barışçıl geçtiğini, ancak münferit yağma ve yağma girişimi vakalarının kaydedildiğini açıkladı. Protestoların merkezlerinden Johannesburg’da şehir alışılmadık derecede sessizliğe bürünürken, kent merkezindeki dükkânlar kepenk kapattı ve ana caddelerde polis varlığı yoğun şekilde hissedildi.
YABANCI İŞLETMELERE YÖNELİK YAĞMA
BBC’de yer alan habere göre, bazı göstericiler Johannesburg’un birçok Afrikalı göçmenin yaşadığı banliyösü Yeoville’de tuğla fırlatarak bazı apartman dairelerinin camlarını kırdı. Johannesburg’un en büyük kasabası Soweto’da yabancılara ait bir dükkânı yağmaladıkları iddiasıyla 5 kişi gözaltına alındı. KwaZulu-Natal eyaletine bağlı Hammarsdale’de de bir büfeye zorla girdikleri öne sürülen 5 kişi tutuklandı. Eyaletin ana kenti Durban’ın merkezindeki çok sayıda işletme de kapalı kaldı ve bir polis helikopteri kent üzerinde tur attı.
Resmi rakamlara göre Güney Afrika’da 3 milyondan fazla kayıtlı yabancı uyruklu bulunuyor. İstatistikler, belgesiz olduğuna inanılan çok daha fazla sayıda göçmeni kapsamıyor ve bu durum protestocular için temel bir anlaşmazlık noktası oluşturuyor. Polis, ocak ayından bu yana ülkede yasa dışı bulundukları gerekçesiyle yaklaşık 50 bin göçmenin tutuklandığını bildirdi.
Protestocuların temel motivasyonu, yabancıların ülke yasalarına harfiyen uymasını sağlamak. Göçmen karşıtı "Operation Dudula" grubu üyeleri ve yerel halk, belgesiz göçmenlerin ülkeyi terk etmemesi halinde polisi görevini yapmaya zorlayacaklarını ifade ediyor. Bu artan baskı somut sonuçlar da doğurmuş durumda; Güney Afrika polisinin açıklamasına göre şu ana kadar 25 bin göçmen ülkelerine geri gönderilirken, artan şiddet korkusuyla Nijerya yönetimi 600 civarında vatandaşını acil uçuşlarla tahliye etti.
'MAKWEREKWERE' BASKISIYLA ZORUNLU VEDA
Durban’da Malavili göçmenlerin ağırlıkta olduğu beyaz çadırlar, yetkililerin geçiş kampını hızla boşaltma çabaları kapsamında sökülüyor. Malavi medyasına göre şu ana kadar yaklaşık 7 bin Malavili ülkesine geri gönderildi. Renkli şallara bürünmüş kadınlar, Malavi’ye gidecek bir otobüse binmek için eşyalarının üzerinde oturarak sıra bekledi.
Ailesine destek olmak amacıyla Güney Afrika’ya çalışmaya gittiğini anlatan Nelson Mbewe isimli göçmen, “Ama zorluklarla karşılaştık; doğru belgelere sahip olmadığımız için ülkemize geri dönmemiz gerektiğini söylüyorlar” dedi. Diğer Afrika ülkelerinden gelen göçmenler için kullanılan yabancı düşmanı bir hakaret terimine atıfta bulunan Mbewe, “Bize Makwerekwere olduğumuzu söylüyorlar” diye konuştu. Mbewe, “Burası onların ülkesi, dolayısıyla elimizden ne gelir? Bu yüzden istemeye istemeye de olsa eve dönmeyi kabullendik” ifadelerini kullandı.
Hâlâ işlemlerinin tamamlanmasını bekleyen bir başka Malavili Hassan Phiri ise protestoculara şu mesajı verdi: “Güney Afrikalılara söylemek istediğim tek şey, hepimiz biriz. Ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın, Afrika Afrika olarak kalmalı.” Phiri, “Güney Afrikasız, Malavisiz, hiçbir yersiz Afrika, Afrika olamaz. Bu yüzden ne olursa olsun birbirimizi sevmeli ve Afrika olarak bir arada durmalıyız” dedi.
GELENEKSEL SİLAHLARA İZİN TARTIŞMASI
Yetkililer protestolara izin verirken, organizatörleri şiddet olmaması konusunda uyardı ve olası her türlü aksamaya karşı hazırlıklı olduklarını bildirdi. Polis geleneksel silahların taşınmasına izin verilmeyeceğini duyurdu. Protestocuların önemli bir bölümünün etnik Zulu kökenli olması ve yürüyüşlerde kalkan, kırbaç ve sopa taşıma alışkanlıkları nedeniyle bu kararın gerginliğe yol açma ihtimali bulunuyor. Buna rağmen polis şimdilik bu silahların taşınmasına 'müsamaha' gösterdi ve Durban’daki bir yürüyüşte yalnızca bir palaya el koydu.
Hükümet verilerine göre, bu yılın başlarında başlayan protesto dalgasından bu yana 12 binden fazla göçmen sınır dışı edildi veya ülkesine geri gönderildi. Gana, Malavi, Mozambik, Nijerya ve Zimbabve son birkaç haftadır hava veya kara yoluyla geri dönüşleri organize ederken, yaklaşık 3 bin 500 yabancı gönüllü olarak ayrılmayı kabul etti. Güney Afrikalı yetkililer, ülkesine gönderilen 500’den fazla Nijeryalının doğru evraklara sahip olmadığını öne sürdü ancak Nijerya bu iddiaya itiraz etti.
Afrika Göç ve Toplum Merkezi’nin yabancı düşmanı şiddet takip sistemi Xenowatch’a göre bu yıl iki kişi hayatını kaybetti. Güney Afrika’da yabancı düşmanlığı uzun süredir bir sorun olmayı sürdürüyor ve zaman zaman şiddete dönüşüyor. 2008 yılında Güney Afrikalı olmayanlara yönelik ayaklanma dalgasında 60’tan fazla kişi yaşamını yitirmişti.