Ana içeriğe geç

ABD'nin itibar suikastında aradan 23 yıl geçti: 4 temmuz çuval krizinde Türk askerini kim durdurdu?

4 Temmuz Türkiye siyasi ve askeri hayatına kara bir leke olarak geçen ‘Türk askerinin başına çuval geçirilmesi’ hadisesinin seneyi devriyesi. Bugün o acı itibar suikastı olayının üzerinden tam 23 yıl geçti.

ABD'nin itibar suikastında aradan 23 yıl geçti: 4 temmuz çuval krizinde Türk askerini kim durdurdu?
Yeniçağ
16

İktidar kanadında yaklaşık bir aydır hummalı bir çalışma var… Nedir diye elbette sormayacaksınız; 7-8 Temmuz NATO Zirvesi hazırlıkları. Öyle değerli ki bu zirve, başkent Ankara’da yoksulluk bir süreliğine ertelendi; suçlu suçsuz demeden, yaşına, sanına, işine bakılmaksızın insanlar gözaltına alınıp hapsedildi. Yoksul mahallelerin sıvası dökülen evlerinin cepheleri ya brandalarla ya da dev platformlarla gizlendi.

Neden mi? Dünya liderleri gelip geçecek, "İtibardan tasarruf olmaz" diye… Tam manasıyla başkent NATO ablukasına alındı. Öte yandan Dışişleri'nden tutun da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kadar devlet kademesinde büyük bir heyecan hakim… Neymiş; Trump, Erdoğan’ın ev sahibi olduğu NATO Zirvesi'ne gelecekmiş! Büyüklük ve şan buymuş…

Şan demişken, bugün ABD’nin kuruluş yıl dönümü, yani 4 Temmuz… NATO Zirvesi öncesi 4 Temmuz kutlamalarında konuşan Trump bakın ne demiş: "Karl Marx'a sadık olabilirsiniz ya da Amerika'ya sadık olabilirsiniz. Bir komünist olabilirsiniz ya da bir vatansever olabilirsiniz. İkisi birden olamazsınız."

İyi demiş, doğru demiş ABD Başkanı Trump… O halde biz de vatanseverlik vazifemizi yapalım ve sizi 4 Temmuz 2003 senesine götürelim.

Askeri tarihimize geçen unutulmaz gün: 4 temmuz 2003

4 Temmuz, Türkiye'nin siyasi ve askeri hayatına kara bir leke olarak geçen "Türk askerinin başına çuval geçirilmesi" hadisesinin seneyi devriyesi. Bugün o acı itibar suikastının üzerinden tam 23 yıl geçti.

Tarih 4 Temmuz 2003… Türkiye ve ABD müttefiklik tarihinin en ciddi krizlerinden biri olan Çuval Olayı, Irak'ın Süleymaniye kentinde yaşandı. Türk Özel Kuvvetleri'ne ait irtibat bürosuna ABD'nin 173'üncü Hava İndirme Tugayı tarafından baskın düzenlendi ve 11 Türk askeri başlarına çuval geçirilerek alıkonuldu.
ABD'nin itibar suikastında aradan 23 yıl geçti: 4 temmuz çuval krizinde Türk askerini kim durdurdu? - Resim : 1

Amerikan tarafı, baskına gerekçe olarak "Kerkük Valisi'ne yönelik bir suikast planı" istihbaratını öne sürmüştü. WikiLeaks sızıntılarında, bu istihbaratın aslında Celal Talabani'nin oğlu Bafel Talabani tarafından ABD güçlerine iletilen asılsız bir ihbar olduğu iddiaları yer aldı. Hürriyet gazetesinin o dönem yayımladığı ve Amerikan istihbarat birimleri (Centcom) arasındaki e-posta yazışmalarını içeren haberlerde de operasyonun doğrudan Türk Özel Kuvvetleri'ni hedef aldığı açıkça görülmekteydi.

'Ateş etmeye hazırdık'

Dönemin Genelkurmay Harekât Başkanı Emekli Korgeneral Köksal Karabay, olayın ilk anlarını şu çarpıcı sözlerle anlatıyor:

"Kerkük Valisi’ne suikast yapılacağı ihbarı üzerine Kerkük’ten gelen ABD askerleri, Talabani’nin sarayının çevresinde ilerlerken Türk timinin bulunduğu sokağa da girdiler. ABD askerlerinin arasında Türkiye’nin ekmeğini yiyen Talabani’nin oğlu (Bafel Talabani) da bulunuyordu. Tim komutanı (Aydın Eser) kapıya çıkıyor, 'Hoş geldiniz' diyor. Üzerine çullanıyorlar. Bu esnada herkes ateş etmeye hazır. Tim komutanı Binbaşı Aydın Eser elini kaldırıp 'Ateş etmeyin' diyor. Hiç böyle bir şey olacağını tahmin etmemişler. Çünkü daha önce birlikte çay içmişler ve oturmuşlardı."


''Tamamını öldürürdük''

4 Temmuz 2003, kimilerine göre TSK'nın tarihi boyunca düştüğü en kötü durumlardan biri, kimine göre ise komuta kademesinin o dönemdeki en doğru kararıydı. O gün Türk askeri çatışmadı; ABD'lilerce gözaltına alınıp kafasına çuval geçirilerek binadan çıkarıldı.

Emekli Tuğgeneral Abdullah Kılıçarslan'ın şu sözleri ise hafızalara kazındı: "Ankara'dan emir gelseydi o çuvalları ABD'lilere yedirirdik. Belki 11 askerimiz de şehit düşecekti ama net bir şekilde söyleyeyim, ABD'lilerin de tamamını öldürürdük."

Çuval krizinin basına sızmasının ardından en çok merak edilen sorulardan birini de açığa kavuşturan Kılıçarslan, "Çatışmayın emrini kim verdi?" sorusuna, dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök yanıtını işaret ediyordu.

Stratejik zorunluluk savunması

Olayın yaşandığı dönemde Genelkurmay Başkanı olan Orgeneral Hilmi Özkök, yıllar sonra Ergenekon davaları süreci ve TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu'na verdiği ifadelerde, yaşananlara dair dikkat çeken bir savunma yaptı. Askerlerin neden silah kullanmadığına yönelik eleştirilere verdiği yanıt şu şekildeydi:

ABD'nin itibar suikastında aradan 23 yıl geçti: 4 temmuz çuval krizinde Türk askerini kim durdurdu? - Resim : 2
"Oradaki askerlerimiz silah kullansaydı çok büyük bir çatışma çıkardı ve müttefikimiz ABD ile telafisi imkânsız bir savaşa sürüklenebilirdik. Askerlerimiz mukavemet etmeyerek daha büyük bir faciayı önlemişlerdir."


''Misilleme yapmamıza izin verilmedi''

Terörist başı Öcalan’ı yakalayıp Türkiye’ye getiren ve 8 ay boyunca sorgulayan efsanevi Emekli Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur ise olayın olduğu tarihte perde arkasında yaşananları şöyle aktarıyor:

"Süleymaniye'de askerlerimizin başına ABD askerleri tarafından çuval geçirilmesini, olay basına yansımadan önce biliyorduk. Buna anında misillemede bulunmamız gerekiyordu ve bu görevi de ben üstlenmek istedim. Adana'ya gidip İncirlik dışına çıkan ABD askerlerinin başına çuval geçirmek istedim. Bunu da üst makamlarımıza sözlü ve yazılı olarak bildirdim. Orada çuval geçirdiğimiz askerleri basına gösterecek ve bu kişilerin Adana Valisi'ne suikast planladığını da belirtecektim ancak buna son anda izin verilmedi."
ABD'nin itibar suikastında aradan 23 yıl geçti: 4 temmuz çuval krizinde Türk askerini kim durdurdu? - Resim : 3
'Ne notası müzik notası mı?'

O dönem muhalefetten AK Parti iktidarına yönelik sert eleştiriler sürerken, dönemin Başbakanı Erdoğan, ABD'ye neden nota verilmediği sorusuna siyaset tarihine geçen o meşhur yanıtı veriyordu:

"Bir olay olduğunda 'pat' diye onun üzerine atlanmaz. Öyle kalkıp nota verecek misiniz? Ne notası veriyorsun? Onu söyledim... Müzik notası mı? Olayı teşhis edeceksin, derinliğine teşhis edeceksin, anlayacak, bileceksiniz; ha verilmesi neyse ondan sonra verirsin. İki ortak arasında dargınlık olduğu zaman, bu dargınlığı nasıl gideririz, ona çalışılır. Ortak, 'yanlış yapıldı' diye ortaklığı bozmaz... Attığımız adımlar vakur; tavrımızın hamdolsun ne neticeler getirdiğini gördünüz. Bundan sonra da aynı anlayışla tavrımızı sürdüreceğiz."
Özetle Erdoğan’a göre olay "küçük bir yanlış", Türk askerinin başına çuval geçirilerek 60 saat esir tutulup sorgulanması ise yalnızca ABD ile Türkiye arasında "dargınlık" yaratacak bir durumdan ibaretti.

Eski komutandan tarihi uyarı
Dönemin Özel Kuvvetler Komutan Yardımcısı Tuğgeneral Abdullah Kılıçarslan, yıllar önce verdiği bir söyleşide gelinen noktayı şu sözlerle özetliyordu:

"Şunu net bir şekilde bilmemiz lazım; ABD'den Türkiye'ye dost olmaz. Orta Doğu'da Türkiye'nin güçlü olmasını kesinlikle istemediler, istemeyecekler de. Bu yaşananların ardından ABD'li komutan John Sylvester, Genelkurmay Karargahı'na gelerek benimle çalışmak istemediklerini Hilmi Özkök'e iletti. Ben de bu yaşananların ardından ABD'nin istemediği bir komutan olduğum için emekli edildim."

Aradan geçen 23 yılda Türkiye ve ABD ilişkilerinin nereden nereye geldiğini ve yakın zamanda nereye gideceğini kestirmek, mevcut politikalar sürdükçe pek de zor değil. Tek bildiğimiz, ABD'nin bu küstah tavrının ve Türk milleti üzerindeki etkisinin çok uzun süre daha silinemeyeceği ve Kılıçarslan’ın o tarihi ifadesinin doğruluğu: "ABD’den Türkiye’ye dost olmaz!

Kaynağa Git

İlgili Haberler