Ana içeriğe geç

İTO/Avdagiç EKONOMİ'ye konuştu: Program; sanayimizi yeniden büyütecek yönde revize edilmeli

İTO Başkanı Şekib Avdagiç, sanayinin milli gelir içinde 2021'de yüzde 25,5 olan payının 2026 itibarıyla yüzde 17,7 seviyesine indiğine işaret ederek "Sanayimizi yeniden büyütecek şekilde ekonomi programını revize etmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle üretici ve ihracatçımızın finansmana erişimi daha makul rakamlarda gerçekleşmeli" dedi.

İTO/Avdagiç EKONOMİ'ye konuştu: Program; sanayimizi yeniden büyütecek yönde revize edilmeli
Ekonomim.com
16

MERVE YİĞİTCAN

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, finansal politikalarda önemli başarılar elde edildiğini, özellikle rezervlerde toparlanma, CDS primindeki düşüş ve yabancı sermaye girişlerinin programın en önemli kazanımları arasında yer aldığını söyledi. Yanı sıra Avdagiç, verimlilik artışının da bir sınırının olduğunu, dolayısıyla enflasyonla kur arasında korelasyonun mutlaka muhafaza edilmesi gerektiğini de savundu.

27 Ekim’deki İTO seçimleri için başkan adaylığını resmen açıklamasının ardından ilk kez EKONOMİ’ye konuşan Avdagiç, ekonomi gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Avdagiç, 2026 ilk çeyreğinde büyümenin yüzde 2,5 seviyesinde gerçekleşmesini, her şeyden önce, küresel belirsizliğin devam ettiği bir süreçte Türk ekonomisinin dayanıklılığının ve potansiyelinin tescillenmesi olarak gördüklerini dile getirdi. Bununla beraber hane halkı yapısının ekonomiyi ayakta tuttuğuna işaret eden Avdagiç, “Genç ve dinamik hane halkı yapımız, ticari esnekliğimiz ve üretim motivasyonumuz dünyadaki karışık konjonktüre rağmen ekonomimizi dirayetli ve diri tutuyor” değerlendirmesinde bulundu.

Ekonomide kontrollü yavaşlama

Birinci çeyrek büyüme rakamlarının daha yakından okunması gerektiğine işaret eden Avdagiç, şunları kaydetti: “İlk çeyrekte yıllık bazda yüzde 2,5 büyüme gerçekleşti. Bu tabi makul bir rakam gibi gözüküyor. Ama yine burada görüyoruz ki yıllık 2,5 büyümeye karşılık çeyreklik büyümemiz binde 1 mertebesinde. Dolayısıyla yine bundan sonraki dönemde her zaman olduğu gibi doğrudan yatırımları ülkemize çekmek, yeni ihraç pazarlarını oluşturmak, bunları desteklemek, mevcut olanları korumak ve ihracat kadar ithalatta da hedef odaklı yürümemiz gerekiyor. Biz bunu sık sık vurguluyoruz. Tüm sektörlerde bunu mutlaka göz önüne amamız gerekiyor. Türkiye sadece ihracatla ilgili rakamları ve hedefleri mal ihracatını açıklamakla kendini sınırlamamalı, mutlaka buna bağlı olarak oluşan ithalat rakamları ve bu ithalat rakamları içinde hedeflerin ne olduğunu da çok yakın takip etmeli, gerekirse bunun mecburi hedeflerini ortaya koymalı ve bu hedeflere uygun politikaları hayata geçirmeli. Birinci çeyrekteki sanayi üretiminin ve ihracatın negatif bölgede kalması önemli bir sinyal olarak karşımıza çıkıyor. Ekonomide kontrollü bir yavaşlama söz konusu. Sanayideki daralmanın yanı sıra dış talebin büyümeyi ciddi oranda aşağı çekmesi buradaki yavaşlama eğilimini de belirginleştiriyor. İhracata dayalı ekonomi modelimizi sürekli ve etkili şekilde güçlendirmeye devam etmemiz temel önceliğimiz olmaya devam etmeli.”

Türkiye tüketerek büyüyemez

Sanayinin milli gelir içindeki payına ve net ihracata da dikkati çeken Avdagiç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sanayi sektörü son çeyrekte çeyrek bazlı binde 8 daraldı. Bu konuda daralan ana maliyet kolu oldu. Türkiye tüketimle büyüyen bir ülke olmamalı. Mutlaka üretimle büyüyen bir ülke olmak zorunda. Sanayinin milli gelir içindeki payı 2021 yılında yüzde 25,5’e kadar çıkmıştı. 2026’nın itibarıyla pay önce yüzde 17,7 seviyesine indi. Türkiye’nin mutlaka bu oranı önce yüzde 20’ye sonra yüzde 25’e çıkarma konusunda, daha evvel başardığımızı tekrar başarmak zorunda olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Üretim yapımızı yukarı taşımadan ve bunu sürekli kılmadan ihracatta sıçrama yapmamızın mümkün olmadığını düşünüyorum. Mal ve hizmet ihracatımız ilk çeyrekte geriledi. Net ihracat büyümeye 5 çeyrektir üst üste negatif katkı yapıyor. Bu çok dikkat edilmesi gereken bir konu. Bir çeyreklik değil, arızi bir durum değil. 5 çeyrektir ihracatın büyümeye katkısı negatif. 2024 yılından bu yana yatırım malı ithalatı, tüketim malı ithalatının gerisinde kalıyor. Bu da çok önemli konu. Türkiye tüketerek büyüyemez. Ama bizim uzun vadede mutlaka yatırımla, sanayi ile ve ihracatla büyümeyi muhafaza ediyor olabilmemiz lazım.”

Enflasyonla-kur korelasyonu korunmalı

Döviz kurunun seviyesine de vurgu yapan Avdagiç, şu ifadeleri kullandı: “Dönem dönem konuşuyoruz; enflasyonla kur arasında bir korelasyonun mutlaka muhafaza edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Evet verimliliğimizi artırmamız, katma değerimizi artırmamız gerekiyor. Öte yandan şüphesiz verimlilik artışının da bir sınırı var. Dolayısıyla ekonomik karşılığı olmayan oranlarda burada artış beklemek de reel olmaz ve sanayimize güç kaybettirir. Sanayimizi yeniden büyütecek şekilde programı revize etmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Mutlaka ve özellikle üretici ve ihracatçımızın finansmana erişimi daha makul rakamlarda gerçekleşmeli. Maliyet baskısına maruz kalan ihracatçımız desteklenmeli ve yaşanan problemler dikkatli bir şekilde kademe kademe çözülmeli diye düşünüyoruz. Bununla ilgili biraz kapsamlı ve yoğun bir şekilde duruyoruz.” Öte yandan finansal politikalarda önemli başarılar elde edildiğinin de altını çizen Avdagiç, “Son aylarda rezervlerde sağlanan toparlanma, CDS primindeki düşüş ve yabancı sermaye girişleri programın en önemli kazanımları arasında yer alıyor” dedi.

Türkiye'nin coğrafi konumu fırsat sunuyor

Türkiye’nin coğrafi konumunun sunduğu fırsatlara işaret eden Avdagiç, “Avrupa ile Asya arasında uzanan ticaret ağlarının merkezinde yer alması, Çin+1 stratejisi kapsamında alternatif üretim merkezlerinin aranması ve enerji güvenliğinin ön plana çıkması Türkiye’nin stratejik değerini daha da ileri seviyelere taşıyor” değerlendirmesinde bulundu. Avdagiç, “Yine Avrupa, Asya, Orta Doğu, Kafkasya ve Afrika arasında yer alan ve 4 saatlik uçuş mesafesinde 1,3 milyar nüfusa, 32 trilyon dolarlık milli gelire ve 10 trilyon dolarlık ithalat hacmine sahip pazarlara erişim imkanı sunan stratejik bir konuma sahibiz. Kara yoluyla da Avrupa’nın en büyük tüketim pazarlarına birkaç günlük mesafede bulunuyoruz” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin aynı zamanda Orta Doğu, Kafkasya, Karadeniz ve Orta Asya’nın kesişim noktasında yer aldığını belirten Avdagiç, “Enerji boru hatları, lojistik koridorları ve ticaret yollarının önemli bir kısmı Türkiye üzerinden geçiyor” dedi. Türk savunma sanayisinin ihracat kapasitesine de değinen Avdagiç, “Diğer yandan savunma harcamalarının yükseldiği ve Avrupa’nın yeni savunma mimarisi arayışlarının yakıcı hale geldiği bir dönemde, Türk savunma sanayiinin ihracat kapasitesi her geçen gün daha da genişliyor. Enerji geçiş projeleri ve yeni lojistik hatlar da Türkiye’nin bölgesel rolünü güçlendiriyor” diye konuştu.

Çin’den ithalatta ‘Orta Koridor’ riski

● Öne çıkan ulaştırma projelerini değerlendiren Avdagiç, şöyle devam etti: “Son dönemde öne çıkan Orta Koridor, Kalkınma Yolu ve Körfez-Türkiye-Avrupa bağlantıları sadece ulaştırma projeleri olarak değil, aynı zamanda ekonomik güç projeleri olarak görülüyor. Tabi bu projeler ciddi riskler de barındırıyor. Siz eğer Çin’deki malı karayolu ile 18 günde Türkiye’ye, Türkiye’den Avrupa’ya gönderirseniz bu da şu anda 50 milyar dolar olan Çin’den yapılan ithalatı nerelere taşıyabileceğini siz düşünün. Dolayısıyla bunun da avantaj mı, dezavantaj mı, yerli sanayi üzerinde baskı oluşturup oluşturmayacağı da önemli bir konu ama bir realite olarak karşımızda duruyor.” Türkiye’nin ticaret yollarındaki tarihsel rolüne vurgu yapan Avdagiç, “Türkiye üzerinden gelen kara taşımacılığında, akaryakıt anlamında olsun doğalgaz anlamında olsun, bütün yaşanan uluslararası krizlere rağmen bu hatlarda hiçbir aksama yaşanmadı. Türkiye’nin ne kadar güvenilir bir ülke olduğunun ispat edildiğinin altını çizmek istiyorum” dedi. Avdagiç, “Türkler ticaret geçiş yollarına hakim olan büyük devletler kurarak, fırsatları değerlendirme geleneğine sahip olduklarını gösterdiler. Bu kez de öyle olacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Enerjide ikinci dalga riski ve belirsizlik

● İran dosyasının ve yapay zekanın enerji ihtiyacının önümüzdeki döneme damga vuracağını belirten Avdagiç, şunları söyledi: “İran dosyasının nasıl kapanacağı, bunun orta ve uzun vadede enerji fiyatlarını nasıl etkileyeceği önemli iki soru olarak önümüzde duruyor. Tabi orta vadede yapay zeka kaynaklı yatırım dalgasının enerji ve jeopolitik şokların oluşturduğu maliyet baskısını telafi edip etmeyeceği de tartışma konularının başında geliyor. Yapay zeka çok ciddi enerji ihtiyacı hissettiren bir yatırım süreci. Dolayısıyla yapay zeka ile ilgili gerekli enerji ihtiyacı da bugüne kadar olduğu gibi konvansiyonel anlamında değil, daha hızlı bir şekilde artıyor. Bunun da karşılanması yine başlı başına bir soru işareti olarak karşımızda duruyor.” Avdagiç, “Yılın ikinci yarısında ekonomik büyümenin hikayesini tüm bu şokların maliyet baskısını telafi edip etmeyeceğinin sonucuna bağlı ortaya çıkacağını öngörüyoruz” dedi. Avdagiç, son olarak şunları söyledi: “Bu fırsatı yatırıma, üretime, verimliliğe ve gelir artışına dönüştürecek gerekli güvenli kurumsal yapıları da inşa edeceğimize inanıyoruz. Yine inanıyoruz ki, Türkiye yeniden şekillenen dünyada paradigma değişiminin gerçek anlamda temel aktörlerinden biri olmayı başaracaktır.”

İDTM’ye 12 bin kişilik kongre alanı yapılacak

● İstanbul Dünya Ticaret Merkezi’nde (İDTM) hayata geçirilen yeni hol binasına ilişkin bilgi veren Avdagiç, şunları söyledi: “İstanbul Dünya Ticaret Merkezi’nde yeni yaptığımız 40 bin metrelik yeni bir hol binamız var. Bu hol binasının üst katı 200 metreye 100 metre kesintisiz net bir alan. Dolayısıyla burada sadece bir holde 12 bin kişiyi ağırlayabilecek kongre yapılması mümkün olacak. İnşallah bu yapı iki sene içinde tamamlanınca kongre turizmi çalışmalarımıza yeni bir ivme kazandıracak.”

Türkiye'nin mutlaka üretimle büyüyen bir ülke olması gerektiğini kaydeden Avdagiç, "5 çeyrektir ihracatın büyümeye katkısı negatif. 2024 yılından bu yana yatırım malı ithalatı, tüketim malı ithalatının gerisinde kalıyor. Türkiye tüketerek büyüyemez. Uzun vadede mutlaka yatırım, sanayi ve ihracatla büyümeyi muhafaza ediyor olabilmemiz lazım" diye konuştu.

Kaynağa Git

İlgili Haberler